Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Nezir ve Adak
Advertisement
Nezir ve Adak PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 15 Aralık 2010

M. Ali KAYA
Nezir, lügatte hayır veya şer bir şeyi vaat etmektir. Dinde ise vacip olmayan bir şeyi iltizam ederek vaat ederek kendisine vacip hale getirmek ve bunu kabullenmektir. Nezir ayet ve hadislerle sabit olmuştur. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Adaklarını ifa etsinler”  emreder. Peygamberimiz (sav) de “Bir kimse Allah’a itaat etmeyi nezrederse itaat etsin. Bir kimse Allah’a isyan etmeyi nezrederse ifa etmesin ve karşı gelmesin”  buyurmuşlardır.

Adağını ifa etmek vaciptir. Mesela, nafile oruca niyet eden birisi misafiri geldiği için orucunu bozmak durumunda kalırsa o orucu yeniden tutmak vacip olur. Zira kendisine vacip olmayan bir ameli işlemeye niyet ederek Allah’a söz vermiş ve oruç tutmayı vacip hale getirmiştir.

Nezrin üç rüknü vardır:
1. Nezreden
: Bunun da dört şartı vardır.

a. Mükellef olmak: Çocuğun ve delinin adağı geçersiz ve hükümsüzdür.

b. Müslüman olmak: Müslüman olmayanın nezri ibadet değildir, geçersizdir.

c. Muhtar olmak: Yanılma, unutma ve zorlama ile yapılan nezir geçersizdir. Peygamberimiz (sav) “Ümmetimden unutma, yanılma ve zorlama ile yapılan şeylerin günahı kaldırılmıştır”  buyurmuşlardır.

d. Nezredilen şeyde tasarruf sahibi olması. Malı olmayan veya malında haciz olan birinin nezri câiz olmaz.

2. Nezir siğası: Nezir için sadece niyet kâfi gelmez. Nezrin sahih olması için farz ve vacip olmayan bir işin yapılmasını ihsas eden bir sözün bulunması şarttır. “Şu olursa şunu yapmaya nezrettim” demelidir.

Nezir iki şekilde yapılır. Birincisi, nefsini bir şeyden men etmek ve bir şeyin yapılmamasını istemektir. “Falan ile konuşursam üç gün oruç tutmak nezrim olsun” gibidir. Yahut bir şeyi yapmaya nefsini teşvik etmektir. “Allah bana hac nasip ederse Allah için bir ay oruç tutacağım” demek gibi. Her ikisine de “Nezr-i Lecac” adı verilir. Böyle bir adakta bulunan muhayyerdir. Dilerse adağını yerine getirir, dilerse sözünden döner ve yemininin kefaretini öder.

İkincisi: Nezr-i Teberrürdür. Bu da iki kısımdır. Birincisi, bir nimetin husulü, veya bir belanın def’i gibi şarta bağlı olan nezirdir. “Oğlum sağ salim askerden gelirse kurban keseceğim” veya “Şu sıkıntıdan kurtulursam üç gün oruç tutacağım” gibi yapılan adaklardır. İkincisi, hiçbir şarta bağlı olmayan adaklardır. “Allah için şunu yapacağım” “Allah için üç gün oruç tutacağım” gibi kendisine vacip olmayan bir ameli nezrederek vacip hale getirmektir.

3. Menzur/Nezredilen Şey: Bunun da üç şartı vardır:

a. Dinen vacip olmaması: Sabah namazını kılmak ve Ramazan orucunu tutmak gibi dinen yapılması vacip olan bir emri kişi zaten yapmakla mükelleftir.

b. Nezredilen şeyin haram olmamasıdır. İçki içmek gibi haram olan bir şeyi nezrederse bu nezri fasittir ve geçersizdir. Peygamberimiz (sav) “Masiyette nezir yoktur” buyurmuşlardır.

c. Mübah bir şey olmasıdır. Koyun kesmek ve nafile oruç tutmak gibi meşru ve ibadet olan emirlerle nezir meşrudur.

Bir kimse oruç tutmayı nezrederse tehir etmeden tutması sünnettir. Birkaç gün ara vermeden tutmayı nezrederse ara vermeden tutması gerekir.

Bir kimse muayyen bir mescitte namaz kılmayı nezrederse ondan daha faziletli olan Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Haramda kılabilir. Mescid-i Aksa veya Mescid-i Nebevide kılmayı nezretse Mescid-i Haram daha faziletli olsa orada kılabilir.


Etiketler:  Nezir Adak Nezir ve Adak Nezrin Rüknü Nezrin Şartları Nezredilen Şay
 
< Önceki   Sonraki >