Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Nikahla İlgili Hususlar...
Advertisement
Nikahla İlgili Hususlar... PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 11 Aralık 2010
M. Ali KAYA
Nikah, “enkahtü” gibi bir sözle cinsî münâsebeti mukareneti mubah kılmasını tazammun eden bir akittir.
Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Nebevî ile sabittir. Yüce Allah “Hoşunuza giden kadınlarla evleniniz”  buyurmaktadır. Peygamberimiz (sav) “Evlenin çoğalın, ben sizin çokluğunuzla övüneceğim”  buyurmuştur. Evlenmeye muhtaç olup masraf ve mehir gibi lüzumlu olan şeyleri tedarik edebilen kimsenin ibadetle meşgul olsun olmasın evlenmesi sünnettir. Peygamberimiz (sav) “Ey Gençler topluluğu! Sizden evlenmeye gücü yetenler evlensinler. Evlenmek gözü haramdan korur. Evlenmeye gücü yetmeyenler oruç tutsun. Zira oruç şehveti kırar”  buyurmuşlardır.

Nikahlı ve iddetli olmayan bir kadına evlenme teklifinde bulunmak caiz olduğu gibi, rici’ olmayıp iddetli bir kadınla evlenmek için işaret etmek de caizdir. Nişanlı bir kadınla evlenmek için teklifte bulunmak ve eski nişanlıların aralarını bozmaya çalışmak haramdır. Bir kadınla evlenmek hususunda kendisiyle istişare edilen kimsenin, kadın hakkında bildiği şeyleri olduğu gibi söylemek vacip olduğu gibi gıybet sayılmaz.
 

Evlenmek isteyen birisine bir kadın hakkında istişare ettiğine binaen doğruyu söyleyerek “onun şöyle kusurları var” demek gıybet ve dedikodu sayılmaz. Ancak kötü niyetle kusur isnat etmek ise hem gıybet, hem de iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.

Erkek için kız tarafına söylenen şeylerde de ayni hususlar caridir. Her şeyi olduğu gibi söylemek gerekir. Evlenme ve yuva kurma, bu yuvada mutlu olmak için bunlar şarttır. Aksi taktirde “Son pişmanlık fayda vermez.” Bir yalan yüzünden hayatlar mahvolur ve aileler yıkılır. Sağlıklı bir yuva ve o yuvada yetişecek olan çocukların terbiye ve talimi için “doğruluk” şarttır.

Evlenme Merasimi:
Nikah akdinden önce hutbe okumak sünnet olduğu gibi, evlenme teklifinde ve dünürlükte de bir hutbe okumak sünnettir. Hutbede Allah’a hamd ederek başlanır. Peygambere (sav) salat-ü selam getirilir. Sonra takva, Allah korkusu tavsiye edilir. Sonra “Kerimeniz falanı filanca için istemeye geldim” denir. Daha sonra şayet evlendiriyorsa “Kızımı falan ile evlenmesine müsaade ediyorum” denir.

Peygamberimiz (sav) “Sizden biriniz nikah veya bir başka şey için hutbe okumak, yani konuşmak isterse şöyle desin: “Hamd Allah’a mahsustur, ona hamd eder, ondan yardım isterim, hatalarımdan dolayı ona tövbe ve istiğfar ederim. Nefsimin ve şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Allah kime hidayet dilerse o doğru yola girer ve onu kimse saptırıp yoldan çıkaramaz. Kimi de yoldan çıkarır ve saptırırsa onu da kimse hidayete erdiremez. Ben şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Ve şahadet ederim ki, Muhammed (sav) O’nun kulu ve son elçisidir. Allah’ın selamı ve salatı üzerine olsun.”

Bu giriş ile başlayan konuşma daha sonra bu toplantının amacı anlatılır ve bu amacın önemi üzerinde durulur. Bu konuşmaya “Hutbe-i Hace” adı verilir. Kızın velisi şayet damat adayı facir  ve fasık ise onunla evlendirmeyebilir. Evlenmede en önemli şey dindarlıktır. Makam ve para insana saadet getirmez bilakis dünya ve ahret hayatını mahvedebilir. Çocuklarımız ve kızlarımız emanettir, bu emaneti korumak görevimizdir. Bu nedenle saliha olan kızını salih kimselerle evlendirmek için teklifte bulunmak da sünnettir. Nitekim Hz. Ömer (ra) kızını Hz. Ebubekir’e (ra) teklif etmiştir. Yine Hz. Şuayb (ra) kızını Hz. Musa’ya (ra) teklif etmiştir.

Nikahın Rükünleri: Nikahın beş rüknü vardır.
1. Koca.
Evlenmek isteyen erkektir. Kocanın şartı, ihramda olmaması, muhtar olması, muayyen olması ve kadınla evlenmesine şer’î bir mani bulunmamasıdır.

2. Karı. Kendisine talip olunan kadındır. Zevce olmak için üç şart vardır. İhramda olmamak, muayyen olması, nikâh ve iddet gibi mani bir halin olmamasıdır.

3. Veli.  Kızın velayeti üzerinde bulunan sorumlu kişi. Velinin sekiz şartı vardır: Muayyen olması, ihramda olmaması, erkek olması, mükellef, yani akıl bâliğ olması, âdil olması, sefih olduğu için mahcurun aleyh olmaması, dinlerinin bir olması ve şuurunun yerinde olmasıdır.

4. İki şahit. Evlenme akdine şahit olan akıl ve baliğ en az iki kişi. Şahitlerin altı şartı vardır: Müslüman olmaları, erkek olmaları, hür ve adalet sahibi olması, kör ve sağır olmamalarıdır.

5. Akit sığası ve sözleşme. Kinaye ile sadece “kabul ettim” demek akit için yeterli olmaz. Neyi kabul ettiğini açıkça belirtmek şarttır. “Nikahı kabul ettim” demelidir.

Siğanın Şartları:
1. İcap ile kabul arasında uzun bir fasıla olmamalıdır.
2. İcap ile kabul arasına başka söz girmemelidir.
3. İcap ve kabul birbirine uygun olacaktır. Biri Ali’den diğeri Zeyd’i bahsetmeyecek.
4. Kabul icaptan sonra olacaktır.
5. İcap ve kabul nikah ve tezvic manasını ifade edecek.
6. Şahitler hem icabı hem de kabulü işiteceklerdir.
7. İcap ve kabul kesin olup muallak olmayacaktır.
8. İcap ve kabul geçici olmayacaktır. “Bir seneye kadar” gibi sınırlanmayacaktır.
9. Nikahın amacını ihlal eden bir şart olmayacaktır.
Bir kadının namusunu diğer kadının namusuna mehir olacak şekilde bir nikah caiz değildir. Ancak, iki kişi kızlarını ve hemşirelerini mübadele etmek şeklinde nikah caizdir. Nitekim “İbn-i Hacer (ra) der ki: “Kızını bana vermek şartı ile kızımı sana nikahladım’ ifadesi ile kıyılacak nikah sahihtir” demiştir.

Veli beş şart dahilinde nikah kıyabilirler:
1. Veli ile zevce arasında düşmanlığın bulunmaması.
2. Zevce ile koca arasında düşmanlığın bulunmaması.
3. Hali vakti yerinde olan birisi ile evlendirmesi. Mehrini veremeyecek olan biri ile evlendirmesi câiz olmaz. Veli mücbir olsa, yani evliliğe zorlarsa bu nikah sahih değildir.
4. Mehr-i misil ile evlendirmesi.
5. Denk birisi ile evlendirmesi.
6. Â’ma veya yaşlı ile evlendirmemektir. Zira hayatı zora girer ve zarar görür.

Zevce bakire olmaz, bakire olur da velisi, babası ve dedesi olmazsa kendi muvafakatini almak şarttır. Bu durumda iki şahit huzurunda muvafakatinin alınması sünnettir. Peygamberimiz (sav) “Dul kadının velisinin kendisinden izin almaya hakkı vardır” buyurmuşlardır.

Karı-Kocanın Denkliği:
Erkek isterse kendisi ile denk olan bir kadınla evlenebileceği gibi, kendisine denk olmayıp aşağı olan bir kadınla evlenebilir. Fakat kadının rızası olmadan mücbir veli de olsa kendisine denk olmayan  ve aşağı mertebede biri ile evlendiremez.

Dekliği altı şartı vardır: Bu konuda kadının rızası şarttır. Kadının rızası olmadan denk olmayana nikahlamak caiz değildir. Kadının rızası var da kendisi istiyorsa ve zorluyorsa caiz olmamakla beraber nikah sahihtir.

1. Delilik ve cüzam gibi insana nefret veren hastalıklardan salim olmak.
2. Hür olmak. Hür bir kadın köle ile evlenemez.
3. Soy. Kureyşî olmayan Kureyş ile denk değildir.
4. Salih olmak. Salih olmayan birine Saliha bir kadını nikahlamak caiz olmaz.
5. Sanat ve ticarette denklik. Çöpçü ve çoban olana bir zenginin kızı verilemez.
6. Yaşlı olan genç birine denk değildir.

Denkliği esas almaktan maksat kurulacak yuvanın sağlıklı ve sağlam olmasıdır. Yoksa çöpçünün tüccardan daha aşağı ve değersiz olduğundan değildir. Ancak Allah katında en değerli şey müttaki müslümandır. İslam bilginleri “Fasık, zalim ve mütegallibe birisine mensup olmak bir değer ifade etmez” demişlerdir.

Mehir:
Nikahı akdetmek neticesinde koca tarafından zevceye verilmesi lazım olan mala mehir denir. Mehir çok önemlidir. Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet buna önem vermiştir. Yüce Allah “Kadınların mehrini verin”  buyurur. Akitte, yani nikahta mihri ifade etmek sünnettir. Bu nedenle mihrini vermek vaciptir. Peygamberimiz (sav) “Bir kimse az olsun, çok olsun Mehir üzerinde bir kadınla evlenir ve hakkını ödemek niyetinde olmayıp onu aldatır ve ödemeden ölürse kıyamet günü zâni olarak Allah’a mülâkî olur” buyurmuşlardır.

Mihr-i misil, kız kardeş, kardeşin kızı, amca kızı gibi emsal için verilen mehir demektir. Bu hususta yaş, görüş, bekâret ve benzeri şeyler mihr-i misil için dikkate alınır. Bir kimse bir kadınla evlenir henüz gerdeğe girmeden ayrılırlarsa mihrin yarısını hak eder ve yarısını vermek gerekir. Kadın mihr-i misil ile evlendirmek gerekir. yani onun çevresi ve arkadaşlarına verilen mihrin mislidir.

Bir kadın mehrini rızasını almadan ondan tasarruf etmesi, yani satması ve hibe etmesi veya vakfetmesi caiz değildir.

Koca karısının mehrini vermekten aciz kalırsa zevce sabrederse ne âlâ! Sabretmezse nikahı beş şartla fesh edilebilir.
1. Akıllı olması,
2. Baliğe olması,
3. Zifaftan önce olması,
4. Mehir verme aczi ya iki şahidin huzurunda kendi itirafıyla veya hakimin huzurunda olması.
5. Mehir vermekten aciz ise mahkemeye intikal ettirmek gerekir. Kadın veya veli kendi kendisine feshetme yetkisine sahip değildir.

Nikahı Feshetmek:
Nikahı feshetmenin pek çok şartları vardır. Bunların başında evlenenlerden birisinde delilik, cüzamlık gibi bulaşıcı hastalık görülürse diğeri için muhayyerlik vardır. İsterse nikahı fesheder. Bu durum evlendikten sonra meydana gelse yine muhayyerdir. Yalnız gerdekte sonra erkeklik gücü yoksa kadının muhayyerliği yoktur. Muhayyerlik fevridir. Bu durumda mahkemeye baş vurur. Hakim bu durumda tedavi olması için erkeğe bir sene mühlet tanır. Bir sene sonunda durumu düzelmezse nikahı fesheder.


Etiketler:  Nikah Evlilik Evlenme Merasimi Nikahın Rükünleri Karı Koca Denkliği Mehir Nikahı Feshetmek
 
< Önceki   Sonraki >