| NÜBÜVVET VE RİSALET |
|
|
|
| Pazartesi, 13 Temmuz 2009 | |
M. Ali KAYA1. Yüce Allah'ın peygamber göndermesi mümkünattandır ve aklen gereklidir. Bu sebeple yüce Allah insanlara yaratılış amacını öğreten, kâinatın sırlarını açan, ebedi hayatı müjdeleyerek, günahkârları ve zalimleri cehennem azabı ile korkutan peygamberler göndermiş ve onlarla din ve dünya işlerini tanzim etmiştir. 2. Peygamberlerin ilki Hz. Adem (as) ve sonuncusu Hz. Muhammed (as) dır. Kurân-ı kerimde insanlığa örnek olarak 25 peygamber ve 3 Evliya’nın hikâyesi anlatılmaktadır. Bunların dışındakiler için yüce Allah “Peygamberlerin bir kısmını size hikaye ettik, bir kısmını anlatmadık” (Nisa, 4:164) buyurarak pek çok peygamber gönderdiğini belirtmiştir. 3. Kendilerine kitap ve şeriat verilen peygamberlere “Resul”, kendilerine kitap verilmeyip daha önce gelmiş olan peygamberin şeriatını güçlendirmekle görevli olan peygamberlere “Nebi” adı verilmiştir. Nebi’nin çoğulu “Enbiya”dır. 4. Peygamberimiz (sav) hadislerinde 124 bin peygamber ve 315 şeriat sahibi Resul gönderildiğini ifade etmiştir. Bütün bu peygamberler Allah’ın dininin sadık tebliğcileri ve halka nasihat eden nasihlerdir. 5. Peygamberlerin kimisi kimisinden üstündürler. Resuller nebilerden ve “Ulul-azm peygamberler” tüm peygamberlerden, Muhammed (sav) tüm peygamberlerden üstündür. Hz. Muhammed (sav) hem Mustafa’dır, bütün peygamberlerden seçilmiştir; hem Murtaza’dır; Allah kendisinden özellikle razı olmuştur, hem de son peygamber, yani “Hatemu’l-Enbiya”dır. Peygamberlik kapısı Hz. Muhammed (as) ile kapanmıştır. Bunun için Hz. Muhammed (as) “İmamu’l-Müttakîn” olup peygamberlerin seyidi ve Habib-i Rabbu’l-âlemîn”dir. 6. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) bütün insanlara cinlere ve kıyamete kadar tüm insanlara peygamber olarak gönderilmiştir. Bütün insanlık peygamberimizin (asv) ümmetidir. Ancak bizler iman ettiğimiz için “Ümmet-i İcabe” inanmayanlar da “Ümmet-i Da’ve” olmaktadır. Ümmet-i icabe olarak görevimiz daveti tüm insanlara ulaştırmaktır. 7. Bütün peygamberler küçük ve büyük günah işlemekten münezzehtirler, Allah tarafından korunmuşlardır. Peygamberler Allah tarafından ikaz edilen küçük kabahatleri vardır ki bunlara “Zelle” ve “Hatîe” yani küçük hatalar tabir edilir. Yüce Allah bunlardan dolayı peygamberlerini ikaz etmiştir. Peygamberimizin (sav) a’ma’dan yüz çevirmesi bunun bir örneğidir. Yüce Allah “Abese Suresi”nin ilk ayetleri ile peygamberimizi ikaz etmiştir. 8. Güneş ışıksız olmadığı gibi, ulûhiyet de tezahürsüz olmaz. Ulûhiyetin tezahürü irsal-i rüsul iledir. (Sözler, 63) 9. Karıncayı emirsiz, arıyı yasubsuz bırakmayan kudret-i ezeliye; elbette beşeri de nebisiz bırakmaz. (Sözler, 745) 10. Nev-i beşerdeki nübüvvet, beşerdeki hayır ve kemâlatın fezlekesi ve esasıdır. (Lem’alar, 122) 11. Eğer peygamberler ve kitaplar olmasaydı hayat-i ebediye bilinmezdi. Nasıl ki bir adamın konuşması ile diri ve hayatta olduğu anlaşılır. Öyle de bu kâinatın perdesi altında olan âlem-i gaybın arkasında söyleyen, konuşan, emir ve nehyedip hitap eden bir zâtın kelimatını ve hitâbatını gösterecek peygamberler ve nâzil olan kitaplardır. (Sözler, 114) 12. Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa manasız bir kâğıttan ibaret kalır. (Sözler, 127) Kâinat kitabı da muallimsiz olsa hiçbir anlamı olmazdı. Kâinat kitabının muallimi peygamberlerdir. 13. Nübüvvet öyle bir çekirdektir ki, İslamiyet şeceresi bütün semerâtıyla, çiçekleriyle o çekirdekten çıkmıştır. (Mesnevi-i Nuriye, 80) Mezâhibin ihtilafı sahib-i şeriatın gösterdiği nazarî düsturların tarz-ı tefehhümünden ileri gelmiştir. (Mektubat, 479) 14. Nübüvvetin velâyete nispeti, güneşin aynı zatıyla, âyinelerde görünen güneşin misali gibidir. (Sözler, 518) 15. Peygamberlik mucize ile sabit olur. Mucize ise davay-ı nübüvvetin ispatı için, münkirleri ikna etmek içindir, icbar için değildir. (Sözler, 623) 16. Risalet-i Muhammediye ve vahy-i Kur’ânî hayatın ruhu ve aklı hükmündedir. (Sözler, 114) 17. Resul-i Ekrem (asv) bütün resullerin seyyididir, bütün enbiyanın imamıdır, bütün asfiyanın serveridir, bütün mukarrebînin akrebidir, bütün mahlûkatın ekmelidir, bütün mürşitlerin sultanıdır. (Sözler, 64, 607) 18. Resul-i Ekrem (asv) hâtemu’l-enbiyadır ve umum nev’i beşer namına muhatab-ı ilâhîdir. Elbette nev-i beşer, onun caddesi haricinde gidemez ve bayrağı altında bulunmak zaruridir. (Mektubat, 498) 19. Peygamberlerin mucizeleri haktır ve peygamberimizin (sav) mucizelerinden üçü Kur’ân-ı Kerimde sabittir. Peygamberimizin (sav) mucizelerinde en önemlisi “Şakk-ı Kamer” mucizesidir. “Kıyamet yaklaştı, ay yarıldı. Bunu gören müşrikler bu bir sihirdir dediler.” (Kamer, 54:1-2) ayeti ile sabittir. Yine İsra ve Miraç Mucizesi “Tesbih ederiz o yüce Allah’ı ki kulunu bir gecede Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksaya götürdü. Orda ona pek çok ayetini gösterdi” (İsra, 17:1) ayeti ile İsra mucizesi, “Necm Suresi, 53:1-18” ayetleri ile de miraç mucizesini anlatmaktadır. “Attığın zaman sen atmadın Allah attı” (Enfal, 8:17) ayetinde Bedirde ve Huneyn’de peygamberimizin (asv) attığı bir avuç toprağın bütün askerlerin gözlerine gitmesi mucizesini anlatmaktadır. 20. Peygamberlerin mucizeleri ikiye ayrılır. Birincisi ilmî ve ebedî mucize, diğerleri ise hissi mucizelerdir. Ebedi ve ilmî mucize Kur’ân-ı Kerimdir. Bunun dışındaki mucizelerin tamamı hislere hitap eden mucizelerdir. Bunlar bulundukları zamana ve gösterilen topluma hitap ederler. 21. Peygamberimizden sonra peygamberlerin dışında insanların en hayırlısı Hz. Ebubekir’dir. (ra) Sonra Hz. Ömer (ra) sonra Hz. Osman (ra) sonra da Hz. Ali (ra) dır. Hilafetleri hak olup hilafet sırasına göredir. Hilafetlerinde ve hak olduklarında sahabenin ve cumhur-u ulemanın icması vardır. Sonra sahabelerin tamamı ve sonra Mehdi gelir. Sonra dört hak mezhebin imamları ve ondan sonra tabiin ve tebe-i tabiin gelir. Peygamberimiz (sav) “Ümmetimin hayırlıları benim zamanımda bulunanlardır, sonra onları takip edenler, sonra onlardan sonra gelenlerdir” buyurmuşlardır. 22. Sahabelerin tümünü hayırla yâd ederiz. Peygamberimiz (sav) “Sahabelerim gökteki yıldızlar gibidir, hangisinin arkasından giderseniz hakka ulaşırsınız” buyurmuşlardır. 23. Miraç peygamberimizin (sav) bütün sema ehline gösterdiği en büyük mucizesidir. Ayın ikiye yarılması yeryüzündekilere en büyük mucizesi olduğu gibi, miraç da sema haline ve meleklere gösterdiği ve Allah katındaki derecesine delil olan en büyük mucizesidir. Melekler bununla peygamberimizin Allah katındaki makbuliyetine ve “Levlake levlâk” yani “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” sırrına ve hakikatine vakıf olmuşlardır. 24. Yüce Allah ahrette Kevser Havuzunu peygamberimize verecektir. Havz-ı Kevser her nevi hayır ve bereketi içine alan ve ahrette cennete gidecek olanların peygamberimizin (sav) ikramı olarak ondan içeceği, pek çok hakaikı ve maddi-manevi nimeti içinde barındıran havzı ve ikramıdır. 25. Ahrette peygamberimizin (sav) büyük şefaati haktır ve bütün insanlık bu şefaatten istifade ederek peygamberimizin (sav) Allah katındaki derecesine ve şerefine şahit olacaklardır. Peygamberimizin ayrıca ümmetinin büyük günah işleyerek cehenneme gidenlerine şefaati olacaktır. Bunların tümü haktır ve gerçektir. 26. Yüce Allah'ın Âdem’in (as) neslinden gelenlerden almış olduğu misak haktır. Bu misaka uygun davrananlar bunun mükâfatı olarak cennete, vefa göstermeyip küfür ve dalalet ile ihanet edenler de cehenneme gireceklerdir. 27. Peygamberlerin tümünde bulunan beş temel sıfat vardır. Bunlar Sıdk, Emanet, Fetanet, İsmet ve Tebliğ sıfatlarıdır. Bütün peygamberler doğrulukla ve emanete son derece riayetle tanınmışlar ve anılmışlardır. Peygamberimizin (sav) “Muhammedü’-l Emin” olarak bilinmesi bunun delilidir. Yine peygamberler son derece akıllı ve zeki olup vahy-i ilâhiyi en ince detayları ile doğru olarak anlamak ve anlatmak için bu şarttır. Asla isyan ve günaha girmezler ve Allah'ın emirlerini önce kendileri en güzel şekilde uygularlar, sonra insanlara tebliğ ederler. 28. Peygamberimizin (sav) diğer peygamberlerden farklı ve üstün özellikleri vardır. Bunlar son peygamber olması ve dininin bütün insanlığa şamil olması ve kitabı olan Kur’ân-ı kerimin kıyamete kadar tahriften ve tağyirden korunarak baki kalması ve ahkâmının tüm zamanlarda geçerli olmasıdır. İnsanlık onu dinlediği zaman saadete erer, onan kulak verip uygulamadığı zaman felaketten felakete düşer. En açık bir örneği “Zekât emri ve Faiz yasağıdır.” Bütün sıkıntı ve felaketlerin kaynağı zekâtı bir sosyal yardımlaşma kurumu haline getirmemeleri ve faizi yasaklamayarak aksine teşvik ederek ekonomik hayatı bankalara muhtaç etmeleridir. 29. Allah-u Teâlâ mütekellimdir. Peygamberleri aracılığı ile emreder ve nehyeder. Geçmişten ve gelecekten haber verir. Allah kelam sıfatı ile konuşur. Kelam Allah'ın ezeli sıfatıdır. Bu sıfat mahlûkatın sıfatları olan sesle, harflerle konuşma gibi değildir. Kur’ân-ı Kerim Allah'ın peygambere inzal edilmiş olan kelamıdır. Bu sebeple mahlûk değildir. 30. Allah İbrahim’i (as) Halil ve dost edinmiştir; Musa (as) ile kelam sıfatı ile konuşmuştur. Bütün bunlara inanırız. Muhammed’i (asv) habibi olarak kabul etmiştir. “Habibullah” unvanı bihakkın Muhammed’e (asv) verilmiştir. Bütün bunlara iman eder, tasdik eder ve bu konuda mücadele ve münakaşaya girmeyiz. 31. Allah'ın dini ve kitabı konusunda asla münakaşa ve mücadeleye girmeyiz. Yüce Allah Kur’ân-ı kerimde neyi haber verdiyse, peygamberimiz (sav) bize Allah tarafından ne getirmiş ise bunları aklımız ermese de kabul ederiz. Bu konuda asla inatlaşmaya ve inkâra gitmeyiz; ancak hikmetini öğrenmek için araştırma ve inceleme yapar ve ilmimizi artırarak bütün bunların hak ve hakikat olduğunu anlamaya çalışırız. 32. “Resul-i Ekremin (sav) her bir fiil ve her bir halinde sıdk lemeân eder.” (Muhakemat, 139) Bu cihetle her sözüne kesinlikle iman ederiz. Her hareketinin hikmetli olduğuna inanırız. 33. Bütün peygamberlerin delâil-i nübüvvetleri, sıdk-ı Muhammed’e delildir ve cemî mucizatlar Muhammed’in (asv) bir mucize-i maneviyesidir. Etiketler: Nübüvvet Risalet Peygamberlere İman Resul Nebi Enbiya Kitaplar Mucizeler Peygamberler |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|