Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Ölü Arazi ve Arazilerin Durumu
Advertisement
Ölü Arazi ve Arazilerin Durumu PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Aralık 2010

M. Ali KAYA
İHYAÜ’L-MEVÂT / ARAZİLER:
İhyau’l-Mevat, ölü, kullanılmayan sahipsiz araziyi ihya etmek, yani kullanılır hale getirmektir. Fakihlere, yani İsalm hukukçularına göre arazi beşe ayrılmaktadır.

1. Öşür Arazisi: Müslümanların fethederek mülkiyeti mücahitlere temlik edilmiş olan Müslümanlara ait tapulu arazi. Bu arazi devlet tarafından mülk edinmek üzere sahiplerine verilmiş ve tapusu olan arazidir. Bu arazinin sahipleri zekat olarak nisap miktarına baliğ olan üründen onda bir, yani öşür vermekle mükelleftirler.

2. Miri Arazisi: Devletin giderlerini karşılamak üzere elinde bulundurduğu devlet arazisidir. Buna “miri malı” denir.

3. Haraç Arazisi: Fethedilen ülklerin arazisi olup devlet bu araziyi kamu hizmeti için kullanmaktadır. Kamuya ait olup devlet tarafından amme hizmeti için kullanılan arazi ve mülklere eskiden “Haraç Arazisi” denmekteydi. Günümüzde ise devlet malı olarak kamuya hizmet veren taşınmazlar olarak kabul edilebilir. Yöneticiler bunları kamu hizmetine vakfetmiştir.

4. Ölü Arazi: Köyün veya beldenin hariminde, yani sınırları haricinde olduğu ve mera olmadığı halde ihya edilmemiş, boş, ekilip dikilmeyen ve kimseye ait olmayan arazidir.

5. Vakıf Arazisi: Şahıs veya kurumlar tarafından Allah rızası ve halka himet amacı ile vakfedilen arazidir.

Ölü arazi kimsenin mülkü veya beldenin harimi, yani toplantı yeri, çöplük, su kaynakları ve merası olmadığı halde boş bulunan ve kimseye faydası olmayan arazidir. Böyle bir araziyi hükümetten izin almadan ihya eden onu temellük etmiş olur. Peygamberimiz (sav) “Kim ölü bir araziyi ihya ederse orası onun mülkü olur”  buyurmuşlardır. Ancak devlet böyle bir araziye bir maslahata binaen el koyabilir. Şayet el koyar ve tapu vermezse onu kimse temellük edemez.

İşlenen arazi kimin ise mülkiyeti de onundur. Günümüzde devlet modern bir şekilde sistemini kurmuş olduğu için bu gibi hususlarda fazla teferruata gerek yoktur. Devletin tapu verdiği yerler tapu sahibine aittir. Devlet ölü bir araziyi işletmek şartıyla dilediğine temlik edebilir. Peygamberimiz (sav) Hz. Zübeyr b. Avvam’a (ra) Benî Nadr malından bir kısım araziyi temlik etmek üzere vermiştir.

Herkes kendi mülkünde dilediği gibi tasarruf edebilir. Mülk sahibi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder; ancak bu tasarrufun bir başkasının hakkına tecavüzü meşru kılmaz. Başkalarına zarar verecek şekilde mülkünde tasarruf edemez.

İdareciler memleket ve kamu yararı için maslahata binaen kamulaştırabilir. Ancak devlet dilerse bazı madenleri ve malları kimseye temlik etmeyerek kendi tasarrufunda tutabilir. Ancak  denetimi kendisinden olmak üzere maslahat gereği isterse özelleştirebilir.

Kamuya ait yerlerde birisi görevi gereği devamlı kullanması onun mülkiyetinin kendisine geçmesi için gerekçe olamaz. Mesela, bir müderris camide veya bir devlet okulunda yıllarca ayın mekanda ders verse orası onun mülkü sayılmaz ve kendisi bu konuda bir hak iddiasında bulunamaz.

Suların Mülkiyeti:
Sular da çeşitli kısımlara ayrılır.

1. Çıkartılması ve akıtılması kimsenin elinde olmayan ve bir emek sonucu çıkmayan dere ve nehir sularıdır. Bu gibi sular ortak olup herkesin kullanımına açıktır. Abdest almak, içmek, arazisini ve mallarını sulamak caizdir. Böyle bir suyun üzerine değirmen kurmak caizdir. Ancak bu gibi ortak suları kirletmek, zehirli maddeleri içine atmak ve başkalarına kullandırmamak caiz değil, büyük bir vebaldir.

2. Ölü araziden çıkartılan sudur. Suyun içinden çıktığı arazinin mülkiyeti kimseye ait olmadığı halde insanların emekleri ve çabaları sonucu çıkan sulardır. Şayet herkesin menfaati için çıkarılmış ise suyu müşterek olup herkes başkasına engel olmayacak ve zarar vermeyecek şekilde kullanabilir. Şayet bir kişi kendi menfaati için çıkarmış ise çıkarana aittir. Onun rızası olmadan kimse dilediği gibi kullanamaz.

3. Mülk bir araziden çıkan sudur. Bu susyun mülkiyeti arazinin tapusu kime ait ise onundur. Başkasının arazisini sulamak mecburiyetinde değildir. Ancak başka su bulunmuyor ise bu durumda başkalarının hayvanlarına su vermek zorundadır.

Derelerden ve dağlardan çıkan sular ve pınarlar temellük edilemezler. Zira onlarda herkesin hakkı vardır. Arazi sahipleri bu suyu kullanacak olurlarsa sırası ile kullanmaları gerekir. bunun için ilgli ve yetkililer sıra koyar ve bekçi ile takibinin yaparlar.


Etiketler:  Arazi Ölü Arazi Arazilerin Durumu İhyaul Mevat Öşür Arazisi Haraç Arazisi Vakıf Miri malı Suların mülkiyeti Sular Pınar
 
< Önceki   Sonraki >