|
M. Ali KAYA
Ramazan Arapça bir kelime olup, mübarek oruç ayına bu ismin verilmesinin hikmetini ve sebeplerini İslam bilginleri şöyle açıklamışlardır. Yaz mevsimi bitiminde güze başlarken yağan yağmura Araplar “Ramdâ” derlerdi. Bu yağmur yaz boyunca tozlanan ve kirlenen yeryüzünü yıkayarak temizlediği için, on bir ay boyunca günah kirlerine bulanmış olan insanın da Ramazan ayındaki rahmet ile ve ibadetle bu rahmetten istifade etmesi ölçüsünde kulu temizlediği ve günahlardan arındırdığı için bu aya bilginler “Ramazan” ayı denildiğini belirtirler. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” (Buhari, İman, 28; Savm, 6; Müslim, Sıyam, 203) buyurmuşlardır.
Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan ayına içerisinde barındırdığı rahmet ve mağfiretten dolayı “on bir ayın sultanı” denilmiştir. Bu ayı şereflendiren olayları sıralayacak olursak:
1. Kur’ân-ı Kerim bu mübarek ayda inzal edilmiştir. (Bakara, 2:185)
2. Bin aydan hayırlı olan “Kadir Gecesi” bu ay içindedir. (Kadir, 97:3)
3. Dinimizin beş temel esasından birisi olan oruç bu ayda farz kılınmıştır. Yüce Allah “Ramazan ayında oruç tutun” (Bakara, 2:185) buyurur. Oruç zamanı Ramazan ayıdır. Bir başka ayda ancak nafile oruç tutulur veya Ramazan ayında tutamadığı orucun kazası yapılır.
4. Sadaka-i Fıtır bu aya mahsus bir ibadettir. Sadaka-i Fıtır, yaratılışın şükranesi olarak verilen ve hicretin ikinci senesinde oruç ile beraber, zekâttan önce vacip olan malî bir ibadettir. Malın değil, başın sadakasıdır ve bunun için akıl ve buluğ şartı yoktur. Bayram sabahı nisap miktarı mala sahip olan herkesin vermesi vaciptir. Çocukların fitresi da velileri tarafından verilir. Bunun ile ilgili hükümler ilmihal kitaplarında vardır.
5. Teravih namazı bu aya has ibadetlerden birisidir. Peygamberimiz (sav) “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak teravih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Teravih, 1)
6. Ramazan’ın son on gününde “İtikâfa” girmek sünnettir. İtikâf, ibadet niyeti ile mescide girerek zaruri ihtiyaçları dışında mescidden dışarıya çıkmamaktır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde itikafı emretmemektedir; ama itikafa girenler için “mescitlerde itikafa girdiğiniz zaman hanımlarınıza yaklaşmayınız” (Bakara, 2:187) buyrularak yapılan bu ibadetin Allah katında makbuliyetini anlatmış ve itikafı bozan hususa işaret etmiştir. Rivayetlerde “Hz. Peygamber (sav) Ramazan ayının son on günü olunca daha çok ibadet ve tatta bulunurdu. Elini eteğini toplar, gecelerini ihya eder ve ev halkını da uyandırırdı.” (Buhari, Kadir, 5) “Ramazan ayının son on gününde vefatına kadar itikâfa girmiştir. Vefatından sonra bunu zevceleri devam ettirmişlerdir” (Buhari, İtikâf, 1) buyurulur. İtikâfa ait hükümler ilmihal kitaplarında mevcuttur.
7. Ramazan ayında sevab-ı a’mâl bire bindir. Bu nedenle çokça Kur’ân-ı Kerimi okumak ve sadaka vermek gerekir. Peygamberimiz (sav) bu ayda Cebrail (as) ile karşılıklı olarak Kur’ân-ı Kerimi okurdu. Buna “Mukabele” denilmiştir. Ümmeti bu güzel âdeti devam ettirmektedir. Ayrıca peygamberimiz (sav) bu ay içinde çokça sadaka verir ve insanlara rahmet getiren rüzgârlardan daha cömert ve daha faydalı olurdu. (Buhari, Savm, 7) peygamberimize “Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sorulunca “Ramazan ayında verilen sadakadır” (Tirmizi, Zekât, 28) buyurmuşlardır.
8. Ramazan ayının feyiz ve bereketi konusunda peygamberimiz (sav) “Ramazan ayı girince cennet kapıları açılır ve cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur” (Buhari, Savm, 5) “Allah bu ayda yapılan ibadet ve taatler ile günahları affeder ve duaları kabul eder. Bu nedenle gerçek şakî ve günahkâr bu ayın feyz ve bereketinden istifade etmeyen ve buna ihtiyaç duymayandır” (Münziri, Terğib ve Terhib, 2:92) buyururlar.
Peygamberimiz (sav) “Bu mübarek ayda ümmetime beş şey verilmiştir. Ramazanın ilk gecesi yüce Allah ümmetime rahmet nazarı ile bakar. Kime bu nazar isabet ederse o ebediyen azap görmez. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Melekler o gün oruçlu olan mü’min için Allah'a dua ve istiğfar eder ve bağışlanmasını diler. Yüce Allah cennetin oruç tutan mü’minler için süslenmesini emreder. Yüce Allah meleklerine mü’min kulları şahit göstererek iftihar eder. Ücretlinin ücretinin gün batımında ödenmesi gibi, gecenin sonu olunca da yüce Allah mü’minleri bağışlar” (Terğib, 2:92) buyurmuşlardır.
Bediüzzaman hazretleri Ramazan ayının değerini anlatırken şöyle buyurur: “Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a'mâl, bire bindir. Kur'ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, herbir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte herbir harfin on değil, bin; ve Âyetü'l-Kürsî gibi âyetlerin herbir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır. Evet, herbir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur'ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâki meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü'minlere kazandırır. İşte, gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki, bu hurufâtın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasârette olduğunu anla.
İşte, Ramazan-ı Şerif adeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılat için gayet münbit bir zemindir. Ve neşvünemâ-i a'mâl için, bahardaki mâ-i Nisandır. Saltanat-ı rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resmigeçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan, yemek içmek gibi nefsin gafletle hayvanî hâcâtına ve mâlâyâni ve hevâperestâne müştehiyâta girmemek için, oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevî hâcâtını muvakkaten bırakmakla, uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi aynadarlık etmektir.” (Mektubat, 2004, s.681-684)
Etiketler: Ramazan Ramazan Ayı Oruç İbadet Sadaka-i Fıtır Sadaka Kur'an Kuran İtikaf Mukabele Dua İbadet Teravih |