Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Selem, Rehin, Hacr ve Sulh
Advertisement
Selem, Rehin, Hacr ve Sulh PDF Yazdır E-posta
Pazar, 28 Kasım 2010

M. Ali KAYA
Selem, malı görmeden vasıflarını ve durumunu açıklayarak para verip satın almaktır
. Bu alışveriş usulüne uygun olmadığı halde maslahat gereği ticarette kabul edilmiş ve dinimiz de buna müsaade etmiştir.

Selemin Rükünleri:
1. Siğadır:
Bu “şu malı şu şekilde aldım” ve “ben de o şartlarda sattım” ifadeleri ile gerçekleşir.

2. Alıcı ve satıcının bulunması: Bunların mükellef ve muhtar olmaları, kendi rızaları ile bu alışverişi yapmış olmaları, malın da hacizli olmaması gerekir.

3. Sermaye ve Mal: Bunların da kendisinden istifade edilir olması, temiz olmaları, tasarruf yetkisinin olması, teslim edilebilir durumda olmaları, akit anında teslim edilebilir durumda olmaları ve teslim edileceği yerin belli olması gibi şartları vardır.

4. Satışı yapılan malın parası peşin de ödenebilir, vadeli de ödenebilir.  Vadeli olursa vadesinin alıcı ve satıcı tarafından bilinmesi ve konuşulmuş olması gerekir. Malın teslim tarihinde mal yetişmezse bu durumda alıcı isterse satışı feshedebilir, isterse bekleyebilir.

5. Teslim edilecek malın miktarı, ölçüsü ve vasıfları bilinmelidir.

6. Elle tutulabilen mallarda selem akdi caiz olduğu gibi, menfaat ve hizmet karşılığı da selem akdi caizdir. Hizmetçiye ve eğitime yönelik yapılan akitler gibi…

Maalesef günümüzde bu şartlara riayet edilmediği için malı görmeden akit yapılarak verilen paralarla veya, malı teslim ettiği halde parasını alamama yüzünden pek çok büyük zararlara ve iflaslara sebep olunmaktadır.

REHİN
Bir hak karşılığında bir şeyi hapsetmeye rehin denir.
Günümüzde buna ipotek etmek denilmektedir. Rehin Kur’an ve sünnetle sabittir. Yüce Allah buyurdu: “Şayet seferde bulunur da kâtip bulamazsanız borçludan alınan rehinler kafidir.”  Hadiste varid olmuştur ki “Peygamberimiz (sav) ailesi için aldığı otuz sa’ arpa karşılığı zırhını Ebu’ş-Şahm adında bir Yahudi’ye rehin vermiştir.”

Rehinin dört rüknü vardır:
1. Sığa.
Yani “şu borcumun karşılığı şunu rehin bırakıyorum” demektir.

2. Akid. İpotek eden ile alanın anlaşmasıdır.

3. Merhun. Yani, rehin olarak bırakılan şeydir. Bunun da şartları vardır. Öncelikli olarak ayn olması, yani, bizzat malın kendisinin olması. Menfaat rehin olamaz. İkincisi, satın alınması mümkün olan bir şey olmalıdır. Vakfedilen bir mal olamaz. Üçüncüsü, borcun vadesi gelmeden önce bozulmayan bir şey olmalıdır. Dördüncüsü, teslim edilmesi mümkün olmalıdır. Beşincisi ise malın miktarının ve şeklinin belli olması gerekir.

4. Merhunu bih. Yani, karşılığında ipotek edilen haktır. Bunun da şartları vardır. Onlar da deyn/borç olması,  gasp, ariyet ve ortak mal olmamalıdır. İkincisi, o anda sabit olması. Üçüncüsü, miktarının ve şeklinin sabit olması gerekir.

Bir malı rehin alan kimse zarar vermeyecek şekilde onu kullanabilir. Hayvan ise ona biner ve işini görür. Ancak bağ ve bahçe gibi bir şey ise onda bina yapamaz ve ağaçlarını kesemez ve dikemez. Şayet zamanında borçlu olan parasını ödeyemezse rehin verenin izni ile rehin olan malını satıp parasını almış olur.

İpotek her ne kadar mürtehinin elinde bulunsa da kârı ve kazancı esas mal sahibinindir. Menfaati mal sahibine aittir, ancak mal sahibinin izni ile ipotek alan ona zarar vermeden tasarruf edebilir.

HACR
Hacr, men etmek anlamına gelir.
Bir kimseyi malında tasarruf etmekten men etmektir. Nitekim peygamberimiz (sav) Hz. Muaz b. Cebel’in malına hacr koydu ve malını satarak hak sahipleri arasında dağıttı.

Hacr çeşitli kısımlara ayrılır.
1. Müflisin hacrı:
Malından çok fazla borcu olup vadesi geldiği halde alacaklarına ödeyemeyecek durumda ise buna müflis denir. Hak sahipleri alacaklarına karşılık haciz işlemi başlatırlarsa borçlunun malına hacr konur, sonra alacaklarına dağıtılır. Vadesi gelmemiş borçlar için hacr konmaz ve haciz işlemi başlatılamaz. Ancak zaruri ihtiyaçları bırakılır ve ödenemeyen, geri kalan borcu için de durumu iyileşene kadar mühlet verilir.

2. Delinin harcıdır. Aklı başında olmayan ve deli olduğu sabit olan kimseye hacr konur, malı velisine teslim edilir ve malında tasarruftan men edilir.

3. Çocuğun hacridir. Çocuk malından tasarrufu men edilir ve reşit olana kadar velisine teslim edilir. Reşit, fıskı ve sefihliği olmayan, malını içki ve kumarda harcamayan ve aklı başında olup malı ile kazanç sağlayabilecek duruma gelen kimse demektir.

Hacr edilen kişi malının tasarrufundan men edilse de velisinin tasarrufunda olan malın geliri ve kazancı kendisine aittir. Velisi o maldan ancak deli ve çocuğun masraflarına harcayabilir. Kendi malı gibi tasarruf edemez ve o maldan kendisi yiyemez. Çocuğun velisi babası, yoksa dedesi o da yoksa en yakın akrabası veya kadıdır. Kadı bu işlere bakmıyor ise o zaman annesidir. Veli kendi arzusuna göre değil, çocuğun maslahatına göre hareket eder ve malda ancak çocuğun ve delinin menfaatini gözeterek tasarrufta bulunabilir. Tarlasını, bağını ve evini satamaz. Ancak ihtiyaçlarına örfe göre harcama yapar ve malının zekatını verir. Çocuk buluğ çağına gelir de aklı başında olup maldan kazanç sağlayacak duruma gelirse malını ona verir. Bu konuda maslahata göre hareket eder. Şayet malı nemalanır ve gelir getirirse bu gelir ve nema çocuğa aittir. Velisinin de çocuğun veya delinin malının yenilip bitmemesi ve azalamaması için çalıştırması ve kazandırması gerekir. Yoksa velayet hakkını kaybeder.


SULH
Münazara ve münakaşaya son vermek demek olan sulh fıkıhta akit ve anlaşma yoluyla barışı sağlamak anlamına gelmektedir. Anlaşmazlıkları gidermek amacı ile yapılan sulh muamelesi iki kısımdır.

Birincisi, itirafa dayanan sulhtur.
Biri diğerine dava açar o da bu davayı kabul ederse anlaşma çeşitli şekillerde yapılır. Şayet bir mal diğer bir mal ile mübadele edilerek anlaşmaya varılırsa bu durumda da sulh ile beraber alışveriş de yapılmış olur. O zaman alışveriş ahkamına göre amel edilir. Şayet icare üzere anlaşma yapılırsa icarede cari olan ahkam onda da cari olur.

İkincisi, inkara dayanan sulhtur. Bu sulh Şafii mezhebine göre fasittir. Ancak diğer üç mezhebe göre inkara dayanan sulh da itirafa dayanan sulh gibi geçerlidir. Başkasına ait bir arsadan ve tarladan su veya yol geçirmek için anlaşmazlığa düşseler, üçüncü şahsın aracılığı ile belli şartlarda anlaşmaya varılırsa buna da inkara dayansa da zoraki sulh olarak bakılır ve anlaşma şartları geçerli olur. müşterek olan mallarda biri diğerinin rızası olmadan o malda tasarruf edemez ve tasarruf etmek isteyen kişi de diğer ortağını zorlayamaz. Bu durumda biri ya hakkından vazgeçmeli veya hakkını diğerine anlaşarak satması gerekir.
 


Etiketler:  Selem Rehin Hacr Sulh Alışveriş Ticaret Sermaye Mal Alıcı Satıcı İpotek
 
< Önceki   Sonraki >
TICARET
SERMAYE
MAL
SULH
ALışVERIş
SELEM