Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow SEVAD-I AZAM
Advertisement
SEVAD-I AZAM PDF Yazdır E-posta
Salı, 21 Temmuz 2009
Yazı Index
SEVAD-I AZAM
Sayfa 2


17. “Sırat köprüsünden” herkesin ameline göre geçeceğine ve kurtulanların “Havz-ı Kevser’den” içerek cennete gireceğine inanmak.

18. Cennet ve Cehennemin içindeki hurileri ile beraber yaratılmış olduğuna ve ebedî olarak fena bulmayacağına inanmak.

19. Yüce Allah'ın her insanı hesaba çekeceğine ve arada mesafe olmaksızın keyfiyeti bizce meçhul bir şekilde konuşacağına ve mü’minlerin cennette “Cemalullah’a” müşerref olacağına ve keyfiyetsiz olarak Allah’ı göreceğine inanmak.

20. Peygamberimizin (sav) cennetliktir diye müjdelediği “Aşere-i Mübeşşere”nin cennetlik olduğuna inanmalıdır.

21. Hz. Ebubekir’in (ra) peygamberden sonra insanların en hayırlısı olduğuna ve diğer üç halifenin hilafet sırasına göre faziletli olduklarına diğer sahabelerin bunların arkasında kaldığına inanmalıdır.

22. Kulun iyi amelinden dolayı Allah'ın razı olduğuna ve harama girmesinden dolayı da öfkelendiğine inanmalıdır.

23.  Peygamberlerin bütün insanlardan üstün olduğuna ve Allah tarafından seçilmiş ve vazifelendirilmiş olduğuna, peygamberlerin içinde “Ulu’l-Azm” olanların daha faziletli olduğuna ve peygamberimizin bütün varlıkların en efdali ve “Sebeb-i Hilkat-i Âlem” olduğuna ve “Levlâke” hitabına mazhar olduğuna inanmalıdır.

24. Peygamberlerin mucize ile te’yid edildiğine, evliyanın da Allah'ın ikramına, yani kerâmete mazhar olduklarına inanmalıdır. Keramet haktır ve velilerden sadır olur.

25. Allah fazlı ve keremi ile dilediğini “Said” ve adaleti ile dilediğini “şaki” kılar. Hak ettiği için Said’i şaki ve liyakat kesbettiği için de şakiyi said yapar. Hidayet ve dalalet Allah’tandır; ancak kul rızkı ve şifayı istediği ve aradığı gibi saadetin ve hidayetin sebeplerine yapışması gerekir.

26. Peygamberlerin akıllarının kâfirlerin akılları ile aynı seviyede olmadığına inanmalıdır. Peygamberler insanların en akıllılarıdırlar. Kâfirlerin akılları zekânın eseridir, ilâhî hikmete ve nura mazhar değillerdir.

27. Allah ezelî ve ebedîdir, ezel ve ebed Allah indinde birdir ve Allah'ın isim ve sıfatları her şeyi muhittir. Asla zeval ve fena bulmaz, ezelde ne halde ise ebede de o haldedir; Allah'ın hiçbir şeyinde hiçbir değişim söz konusu olamaz. Her şey her an Allah'ın huzurundadır.

28. Allah merhamet sahibi olduğu gibi azap sahibidir de… Allah'ın rahmeti gazabından fazladır. Kâfirler için ebedî cehennem ve azap içinde de olsa yok olmalarından hayırlıdır. Bu da Allah'ın kâfirlere olan rahmetidir. Bunun için Allah'ın rahmeti galib-i mutlaktır. Şer hayra vesile olduğu için ehven-i şerdir. Bunun için “Halk-ı Şer şer değildir; belki kisbi-i şer şerdir.” Allah'a göre her şey hayırdır, şer ve hayır bize bakan yönü iledir. Allah bunun dışındadır. Bu sebeple Allah asla zulmetmez. Kullar kendi nefislerine zulmederler.

29.  Allah dilediğini yapar. Mülk onundur ve mülk sahibi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder, hükmeder. Allah'ın her yaptığı şeyde binler hikmet ve maslahat gizlidir. Bütünü de hayırdır.

30. Gerçek şu ki Allah'ın kitabında yazılan her şey Allah'ın kelamıdır. Ve Allah'ın kelamı mahlûk değildir. Bu mecazi bir ifade değildir, hakikatin ta kendisidir.

31. Dünyada hak sahibi hakkını alamazsa Allah ahirette hak sahibine hakkını alır ve verir. Şayet hasenatı yoksa seyyiatını günahı kadar hak sahibine yükler. Mü’min kul cehennemde günahı kadar azap görür ve sonra imanından dolayı cehennemden çıkarılarak layık olduğu cennete girdirilir.

32. İtaat ve isyan konusunda insanlar müsavidirler. Kimse ne masıyete ve ne de itaate zorlanmazlar. Allah insanı hür yaratmış ve masıyet ile hasenat konusunda eşit mesafede bırakmıştır. Bütün insanlar için de durum böyledir. Ancak kişi iradesini hangi yöne sarf ederse Allah onun hakkında onu yaratır.

33. Allah insanın kalbine bakar. Kalbinden inanmadığı halde dili ile inandığını söyleyen kimse münafıktır. Münafığın imanı dilindedir.

34. Allah hakkında “O hiçbir şeye benzemez” “Leyse ke-mislihi şey’ün” denir. Varlığına “Mevcud-u meçhul” unvanı ile bakılır.

35. İyinin de kötünün de imanı aynı imandır. İman inanılacak şeyler bakımından artmaz ve eksilmez. Ancak imanın keyfiyeti yönü ile kuvvetli ve zayıf olur. Delillerin çokluğu nispetinde iman ziyadeleşir.

36. İmanda zerre kadar tekâmül, binler nafile ibadete müreccahtır.

37. Kıyametin kopması ve insanın bedenen dirilmesi haktır ve vaki olacaktır.

38. Şeytan lânete uğradığı zaman Allah'a ibadet ediyordu ve Allah katında da melekler katında da mü’mindi. Allah'a isyan ettikten sonra şer ile o derece meşgul olmaya başladı ki kalbinde imana yer kalmadı ve iman kalbinden çıktı. 

39. İnsan ne kadar terakki ve tekâmül ederse etsin, peygamberler derecesine ulaşamaz ve amel insandan sakıt olmaz. İbadet ölene kadar mü’mine farzdır. Allah'ın rahmetinden ümit kesmek de, azabında emin olmak da küfürdür.

40. Sonuçtan ve hüs-ü hatimeden yani imansız ölmekten her zaman korkmak ve Allah'ın rahmetine sığınmak gerekir.

41. Peygamberler masumdur, günahlardan korunmuştur, peygamberler dışında hiç kimse masum değildir. Ancak Allah bazı veli kullarını dualarından dolayı muhafaza edebilir.

42. Sahabe-i Kiram her konuda âdildirler. Aralarındaki ihtilaflar konusunda konuşmayız ve Allah'a havale ederiz.

43. Takıyye yapmak doğru değildir. Peygamberimiz (sav) “Mü’mini aldatan bizden değildir” buyurmuşlardır.

44. Elimizde bulunan Kur’ân-ı Kerim Allah kelamı olup Allah tarafından korunmuştur. İki kapak arasındaki her şey Kur’ândır bir harfi dahi değişmemiştir; eksik ve noksan yoktur. Bir harfini dahi inkâr eden küfre girer.

45. İmanda şüphesi olmayan ve farzları yapıp haramlardan kaçınan kurtularak imanla kabre girdiğine inanırız. Başörtüsü de Allah'ın emridir ve kadınlara farzdır. Bir kadının yüzü ve eli hariç, saçı dâhil bütün bedeninin avret ve yabancıya gösterilmesinin haram olduğuna itikat ederiz.

46. “Kütüb-ü Sitte” ve bilhassa “Buhari ve Müslim”de bulunan hadisler sahabeden işitmiş gibi kabul ederiz ve onlarla amel ederiz.

47. Allah'ın emrine muhalif, farzı kaldıran, haramı mubah hale getiren ve “Ezan, Başörtüsü, Selam ve Din Eğitimi” gibi “Şeâir-i İslam” olan islam adetlerini kaldırarak yerine konan yeniliklere “Bid’a” olarak görür, Allah’ın emrini kaldırıp bu adetleri koymaya çalışanlara da “Ehl-i Bid’a ve Dalalet” diye isimlendiririz.

48. Bir insanın yüz hali küfrüne, bir hali de imanına delil olursa onu mü’min olarak vasıflandırır, kardeş kabul ederiz.

49. Ahkâm-ı Dinin kaynaklarını “Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas” olarak kabul eder; talî deliler olarak da “Örf ve Maslahata” itibar ederiz.

50. Allah’ın dininin bir olduğuna ve Allah katında makbul olan bu dinin “İslam dini olduğuna” kesinlikle inanırız. Allah'ın birliğini kabul eden ama peygamberimizin peygamberliğini kabul etmeyenin imanının makbul olmayacağına ve kurtuluşa etmeyeceğine kesinlikle inanırız. Zira Tevhidin ve İslam dininin sahibi ve peygamberi Hz. Muhammed’dir. (asv) Ondan başka kurtarıcı yoktur ve onu kabul etmeyenin imanı yoktur. 

Peygamberimizin (sav) bize uymamızı istediği ve Bediüzzaman’ın tarif ettiği kurtuluş vesilesi olan, hak ve hidayet üzere bulunan “Ehl-i Sünnet ve’-Cemaatin” üzerinde olduğu “Sevad-ı Azam” budur.

Allah bizi bu inanç ve itikat üzere sabit ve daim kılsın. Son nefesimizde bu itikat üzere ruhumuzu alıp kabre bu itikat ile soksun. Âmin! Milyon kere âmin! 
      


Etiketler:  Sevad-ı Azam Ehl-i Sünnet Bediüzzaman Said Nursi Hz. Ömer İslam İtikadı İnanç Alevilik İstikamet İman


 
< Önceki   Sonraki >
BEDIüZZAMAN
İMAN
İSTIKAMET
ALEVILIK
SAID NURSI
SEVAD-ı AZAM
HZ. ÖMER
EHL-I SüNNET
İNANç