Yazılarım
Fıkhî Meseleler
Sünnetin Dinde Yeri | Sünnetin Dinde Yeri |
|
|
|
| Çarşamba, 03 Şubat 2010 | |
|
Peygamberimiz (sav) “Benim emrim ve nehyim kendisine iletildiği zaman sakın biriniz koltuğuna yaslanmış olduğu halde ‘Biz Allah'ın kitabından başkasına uymayız’ derken bulmayayım” (Ebu Davud, Sünnet 5; Tirmizi, İlim 10; İbn Mace, Mukaddime 2) buyurarak sünnetine itiraz edenlerin bulunacağını mucizâne haber vermiştir. Dinin kaynağı Kur’an ve Sünnettir. Sünnet Kur’ânın pratik hayata yansıması ve uygulamasından başka bir şey değildir. Sünnet olmazsa Kur’an uygulanmayan bir kitap olur ve iman dışında ibadetlerin nasıl yapılacağı bilinemezdi. “Biz Kur’andan başka bir şeyi kabul etmeyiz” demek şeytanın insanı aldatmasından başka bir şey değildir. Nitekim İblis yüce Allah'ın “Âdeme secde et!” emrine “Ben Allah’tan başkasına secde etmem” diyerek itiraz etmişti. Emre uymamasını dini bir inanca dayandırma çabasının ürünü olan ve itaatsizliğe bahane bulmayı ifade eden bu savunma cümlesi gerçekte isyanın açık ifadesidir. Aynı şekilde “Ben Kur’andan başka bir şey kabul etmem” demek peygambere itaatten kaçma ve ibadet külfetinden kurtulma çabalarından başka bir şey değildir. Nitekim Hıristiyanlık peygamberi ve sünneti kabul etmediği için ibadetler terk edilmiş ve Azizlerin insafına terk edilerek tahrif edilmiştir. Sünnetsiz İslam ibadetsiz ve ahlaktan uzak İslam demektir. Zira ibadet peygamberimizin (sav) kıldığı gibi namaz kılmak, tuttuğu gibi oruç tutmak ve verdiği gibi zekât vermektir. Kurban kesmek ve hac ibadeti de peygamberimizin uygulamaları ile sabit olmuştur. “Ben sünneti kabul etmiyorum” demek peygamberimiz (sav) gibi namaz kılmam, oruç tutmam ve zekât vermem ancak Kur’andan anladığım gibi bu ibadetleri yaparım demektir. Bu da herkesin farklı şekillerde ibadet etmesini ve sonuçta ibadeti terk etmeyi netice verir. Böylece sünnetsiz “Kur’an İslamı” dini ve ibadeti ortadan kaldırmak için din düşmanları tarafından kurulan bir tuzaktan başka bir şey değildir. Böylece ibadetler, emir ve yasakların ferdi ve sosyal hayattan kaldırılması mümkün olacak ve din vicdanlara ve kalbe hapsedilecektir. Nitekim İslam Tarihinde “Kur’an İslamı” adı altında pek çok fitneler çıkmış ve din düşmanları inananları Kur’andan koparamayacağını anlayınca “Sünnetten uzaklaştırarak tahrif etmeye çalışmışlardır. Vahyi esas alarak “Sünneti” kabul etmek istemeyenler gerçekte vahyin mertebelerini bilmeyenler ve sünnetin de vahyin bir mertebesi olduğunu bilmeyenlerdir. Nitekim vahy ikiye ayrılır. Birincisi “Vahy-i Sarih”dir ki “Kur’an Kerim” ve bir kısım “Ehadis-i Kutsiye” bu nevidendir. İkincisi ise “Vahy-i Zımnî”dir. Buna “Peygamber İlhamı” da denir. Bu çeşit hadisler Kur’an-ı Kerimin evamirinin Allah'ın rızasına uygun olarak tatbikini ve uygulamasını gösterir. Şayet tatbikatın nasıl yapılacağı Allah'ın rızasına nasıl uygun olacağı bilinemez. Yüce Allah emredip yasakladığı gibi emrin ve yasağın tatbikatını da vahiyle ve peygamber aracılığı ve peygamberin tatbikatı ile öğretmektedir. Bu nedenle peygamberin görevi sadece tebliğden ibaret değildir. Tebliğ yanında “tatbik” ve “beyan” görevi de vardır. Peygamber (sav) Kur’anın ve vahyin hakikatini gerek beyan, gerekse emir ve nehiylerin tatbikatı yine vahye istinat ederek Allah'ın rızasına uygun olarak uygulamak ve öğretmekle mükelleftir. Sünnet, İslâmı anlama, kavrama ve uygulamada en doğru ölçü ve yorumlamadır. Sünnetsiz Müslümanlık olmaz ve Allah'ın emirleri ancak peygamberin sünneti ile yaşanabilir bir İslam olur. Sünnet olmasaydı İslam yaşanmaz ve tahrif edilerek hak din olmaktan çıkardı. Kur’anla sünnet arasını ayırmak isteyenler “Allah'ın ayetlerini” kendi heva ve heveslerine göre yorumlamak isteyenlerdir. Sünnet buna engel olduğu için sünneti delil olmaktan çıkarmak istiyorlar. Dini bozan “heva ve heves”tir. Hurafeler ve bid’alar sünnete değer vermemekten çıkar. Bu nedenle İslam bilginleri “bid’a ve heva ehline selam verilmez ve selamı alınmaz” demişlerdir. (Meâlimi’s-Sünen, 4:296) Mü’imin “Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan ve peygamber olarak da Muhammed’den (asv) memnun ve razı olmadıkça” (Buhari, İlim, 26; Müslim, İman, 56; Tirmizi, İlim, 10) imanı makbul ve kâmil olmaz. Etiketler: Sünnet Kuran Din Şeytan İblis Mü'min Bida |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|