Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Taziye ve Kabir Ziyareti
Advertisement
Taziye ve Kabir Ziyareti PDF Yazdır E-posta
Pazar, 14 Kasım 2010
M. Ali  KAYA
Taziye/Baş Sağlığı Dileme:
Taziye sünnettir. Sadece cenazeden dolayı yapılmaz.
Başka şekilde musibete uğrayana da teselli verip yardımcı olmayı ve Allah’ın mükafatını hatırlatıp sabırlı olmayı istemek demektir. Ancak cenazeden sonra adet haline geldiği için buna has zannedilmiştir. Amacı da musibete karşı sabrı tavsiye etmek, üzerine düşen görevleri ifa etmek ve ölüye dua etmektir. Peygamberimiz (sav) “Herhangi bir Müslüman bir musibetten dolayı mü’min kardeşini ziyaret eder ve üzerine düşen görevi ifa ederse mutlaka Allah kıyamette ona taltif elbiselerini giydirerek onu şereflendirir” buyurmuşlardır.

Taziye için küçük büyük kadın ve erkek tüm akrabalarını ziyaret etmek sünnettir. Şayet ölen zımmı olup Müslüman değilse de akrabalarını ziyaret ederek başsağlığı dilemek gerekir. Taziyede şöyle demek sünnettir. “A’zamallahü ecrake, ve ğafarallahü li-meyyitike.” Yani, “Allah ecir ve mükafatını artırsın, ölene rahmet etsin ve günahlarını affetsin, makamını cennet etsin.” 


 

Vefat edenin yakınlarının usul dairesinde ağlamaları ve gözyaşı dökmeleri câizdir. Peygamberimiz (sav) oğlu İbrâhim’in vefatında gözyaşlarını tutamamış ve “Kalp mahzun olur, gözler yaş akıtır. Biz ancak Rabbimizin razı olacağı sözleri söyleriz. Sen bizi mahzun ettin ey İbrahîm!” buyurmuşlardır.

Bağırıp çağırmak, yaka paça yırtmak ve Allah’a isyanı, hükmüne itirazı çağrıştıran şeyler yapmak haramdır. Peygamberimiz (sav) “Ağıt yakarak ağlayan, yüzünü gözünü tırmalayan, yaka paça yırtan ve cahiliyede gibi davrananlar bizden değildir” buyurmuşlardır. Günah bunu yapan kişileredir; bundan dolayı kabirde ölüye bir azap yoktur.

Ölünün akrabaları için bir gün bir gece yemek yapmak ve yedirmek komşuların üzerine haktır ve sünnettir. Peygamberimiz (sav) Hz. Cafer’in vefatında “Cafer’in ailesi için yemek yapınız, onlar şu an üzüntülü ve meşguldürler”  buyurmuştur.

Kabir Ziyareti:
Ölümü hatırlamak ve ölülere dua etmek için kabirleri ziyaret etmek sünnettir. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Kabirleri ziyaret ediniz; çünkü onlar size ölümü hatırlatır.”  Kabirler ölümü hatırlattığı gibi, ebedi saadet yurdu olan ahrete ciddi şekilde çalışamaya teşvik eder.

Peygamberimiz (sav) Cennetü’l-Bakî mezarlığına giderek dua eder ve şöyle derdi: “Size selam olsun ey imanlı kavm! İnşallah bize de size kavuşacağız. Allahım! Bu kabir ehlini bağışla!”
 
İslam bilginleri müttefikan demişlerdir ki “Hayatta akrabayı ziyaret etmek sünnet olduğu gibi vefatlarından sonra da kabirlerini ziyaret etmek ve onlara Kur’ân okuyup hayır dua etmek sünnettir. Dost ve akraba da olmasalar kabirleri ziyaret ederek onların ruhlarını sevindirmek ve Kur’ân okuyup onlara bağışlamak sünnettir.” Kur’ân-ı Kerim ilâhi kelam ve vahiy dili olduğu için nuranidir. Nasıl ki bir kişinin konuşması binler kulaklara hiç bölünmeden,  eksilmeden ve noksan olmadan tam olarak girer onları bilgilendirirse okunan bir fatihanın sevabı da hiç noksan olmadan bütün ölmüşlerin ruhlarını nurlandırır ve kendilerine eksiksiz ulaşır. 

Kabir ziyaretinin Adabı ve Sünnetleri:
1. Kabirlere abdestli ve tesettürlü olarak gitmek.

2. Yasin-i Şerif okumak ve bilhassa Mülk Suresini okumak. Zira Mülk Suresinin bir adı da “Mânia Suresidir.” Bu sure okuyanın ve okunanın kabir azabına izn-i ilâhi ile mani olur.

3. Kur’ân-ı Kerim okuduktan sonra kabir ehline dua etmek ve ruhlarına bağışlamak.

4. Kadınların kabirleri ziyaret etmesi ve ölüleri için sadaka dağıtması ve okuduğu Kur’ân-ı kerimi akrabalarına bağışlaması da erkekler gibi sünnettir. Kadınların cahiliye döneminde kabirleri ziyaretini peygamberimiz (sav) yasaklamıştı. Bunun nedeni kabirleri putlara tapar gibi tapmaları ve saçlarını başlarını yolarak ağlamaları ve üstlerini başlarını yırtmalarıydı. İslam şeâirleri yerleşip bu âdetler kalkınca peygamberimiz (sav) kabir ziyaretini İslam adabına uygun olarak yapılması için serbest bırakmıştır. Hz. Aişe (ra) kabir ziyaretine giderdi.

5. “Esselâmü aleyküm yâ ehle’l-kubûr! İnnenâ inşâallahu teâlâ bikum lâhikûn. Esteğfirullahe lî ve leküm” diye selam vermek ve dua günahların affı için dua etmek.

Ölünün tabutunu, kabrini öpmek ve kabrin etrafındaki demir parmaklıkları istilam etmek bidattır ve mekruhtur.

Şehitlere Ait Hükümler:
Allah için hayatını ve nefsini feda eden kişiye şehit denir.
Şehitlik Allah için nefsini feda eden mü’mine Allah’ın ihsan ettiği en yüce makamdır. Şehit kul hakkı hariç bütün günahları affedilir. Şehitlik peygamberlik makamından bir derece aşağı bir mertebe olup bütün velayet mertebelerinin üzerinde bir makamdır.

Şehitliğin şartları: Müslüman olmak, beş vakit namazını kılmak ve nefsini Allah yolunda feda etmektir. Allah iman ile kendisini tanıyan ve namaz kılarak kendisine itaat eden ve nefsini Allah için feda edene bu ibadetlerinin karşılığı olarak şehitlik mertebesini verir. Şehitlik iman, ibadet ve cihat gibi önemli hizmetlerin karşılığıdır, boş iddiaların sonucu değildir.

Üç nevi şehit vardır:
1. Dünya Şehidi:
Dünyada vazife başında iken ölen ve kendisine şehit denen asker ve polis gibi meşru bir görevi yaparken öldürülen ve ölen kişiye denir. Anarşistler ve teröristler tarafından öldürülen asker ve polisler de dünya şehididirler. Görev başında ölen bu kişiler imanlı olmak ve beş vakit namazlarını kılmak şartıyla şehit olmaları umulur. Savaşta ölen herkese şehit muamelesi yapılır. Ancak durumları Allah’a kalmıştır. Düşmanla savaşırken cephede ölenler kanlı elbiseleri ile gömülürler. Bunun dışındakiler normal olarak yıkanıp cenaze namazı kılınarak gömülürler. Savaşa riya, gösteriş ve ganimet amacı ile katılıp ölenler de dünyada şehit olarak anılırlar; ama gerçekte şehit değillerdir.

2. Ahret Şehidi: Savaş dışında haksız yere öldürülen, gurbette ölen, suda boğulan, göçük altında ve depremde ölenler, devamlı abdestli olanlar, salgın hastalıktan ölenler… Yanarak ölenler, doğumdan dolayı lohusa halinde ölen anneler, baş ağrısı ve karın ağrısından ölenler ve şehit olmak için Allah’a devamlı yalvarıp yatağında ölenler de manevi şehittir, yani ahrette şehitlerle beraber dirileceklerine dair peygamberimizin (sav) müjdeleri vardır.

3. Hem dünya hem de ahret şehidi: Fî sebîlillah Allah için savaşa katılarak düşman tarafından öldürülenler hem dünyada, hem ahrette şehit muâmelesi görürler. Gerçek şehit bunlardır. Peygamberimiz (sav) Uhut şehitlerini yıkamayarak cenâze namazları kılmadan defnetmiştir. Bu nedenle şehit elbisesi ile kabre konması sünnettir.


Etiketler:  Taziye Baş Sağlığı Kabir Ziyareti Şehitlik Kabir ziyaretinin adabı ve sünnetleri
 
< Önceki   Sonraki >