Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
USUL-İ FIKHIN TARİFİ ve GEREĞİ PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 12 Ağustos 2009
M. Ali KAYA
Fıkıh bilmek ve anlamak manasına gelen bir terimdir. Nitekim yüce Allah “Bunlara ne oluyor ki hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?” (Nisa, 4:78) Bu ayette “yefkahûne hadîsen” cümlesinde “fkh” kökünden bir kelime kullanılması anlamanın fıkıh olduğunu ifade eder. Peygamberimiz (sav) de “Allah bir kimseye hayır murat ederse onu dinde fakih yapar” (Buhari, İlim, 10, 13) buyurarak fıkhın önemini vurgulamıştır.

Usl-i fıkhın iki nevi tarifi vardır. Birincisi, umumi anlamı diğeri ise hususi anlamıdır. Umumî olarak anlamı “Nefs-i insanın lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesidir. Bu da kavaid-i külliyeyi tetebbu ile hasıl olan bir ilimdir.” Hususi anlamı ise “Ahkâm-ı şer’iyei ameliyeyi edile-i tafsiliyeden bilmektir.”  Buna göre fıkıh ilminin konusu ikidir. Birincisi, Şer’î ve amelî hükümleri bilmek. Şer’î amelî hükümlerin birincisi aklın ve kalbin ameli olan, imana ınkılab eden hakikat bilgisidir. Nitekim “Fıkh-ı Ekber” budur. İmam-ı azamın “Fıkh-ı Ekber” isimli eseri imanın esaslarını ve hakikat ilminin temel prensiplerini ders vermektedir. Allah'a ve ahret gününe ait bilgiler ile nübüvvete ve sem’iyata ait olan bütün meseleler ve Kitaba ait bütün imanî hususlar fıkhın bu yönünü teşkil eder. İkincisi, Her hükmün tafsilî delillerini bilmektir. “Malları aranızda haksız yere yemeyin” (Nisa, 4:29) ayetini anlamak için helal, haram, mehkruh ve vacip olan hususları bilmek gerekmektedir ki bütün bunlar fıkıh ilminin konusuna girer.

Fıkhî meseleleri anlama istidat ve kabiliyetinde olan ve bu hususta ceht ve gayret sarf eden kişiye “Fakih” denir.  Bir insanın ilim sahibi olması sadece ilim öğrenmeye ve bilgileri kafasına yığmaya bağlı değildir. Bilgilerin içinden doğru olanları anlamak ve doğru sonuçlara ulaşabilmek ve muhakeme kabiliyeti ile güçlüyü zayıftan, ehemmi mühimden ayırabilmek ve bunları zamana ve şartlara göre doğru şekilde uygulayabilmek gerekir. 

Bu sebeple “Usul-i Fıkhı” ortaya çıkaran İmam-ı Şafii hazretleri fıkhın hususi manasını tarif ederken “Ahkâm-ı şer’iye-i ameliyeyi, edile-i tafsiliyeden bilmektir” demiştir. Zaman içinde fukaha üzerinde ittifak ettiği tarifi Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye”de “İlm-i fıkıh, mesail-i şer’iye-i ameliyeyi bilmektir” şeklinde kabul edilmiştir.
 
Mesail-i fıkhıye ya ahrete taalluk eder ki buna “Ahkam-ı İbadat” denir; veyahut emr-i dünyaya taalluk eder buna da “Muâmelât” denir. İbadetler, Savm, Salat, Hac, Zekât ve Kurban” gibi ibadetlerdir. Muamelat ise, “Münâkehat, Ticaret, İcare” gibi muameleleri içine alır. Mesail-i Fıkhıyenin bir de “Ukubât” kısmı vardır ki bu da “Hukuk” bölümüdür. Bunlar da fıkhın “Hadler, Cinayetler ve Sirkat” gibi suç ve cezalar konusunda kadılara ve hakimlere ait hukukî ve cezâî müeyyideleri inceler ve hükme bağlar. Günümüz “Ceza Hukuku” fıkhın bu kısmıdır.

Usul (Metot) Nedir ve Neden Gereklidir?
Usul, aslın cemi olup “kök ve temel, dayanak ve kaynak” anlamına gelir.  Fıkıh Usulü, Fıkhın dayanakları ve dayandığı ana temellerdir. Fukaha, Fıkıh Usulünü, “Fıkıh hükümlerini çıkarmaya ulaştıran kâideleri bilmektir” şeklinde tarif etmişlerdir. Tafsilatlı olarak “fakihin delillere dayanarak hüküm çıkarırken izleyeceği yolu ve delilleri kuvvetine göre tertip ederek Kur’an Sünnetten, Sünneti kıyas ve doğrudan nassa dayanmayan diğer delillerden ayıran metotlardır. Fıkıh ise bu metotlara dayanarak hükmün çıkarılmasıdır. Fıkha nispetle “Usul” Felsefî ilimlere nispetle “Mantık” gibidir. Nahiv, Arapça için ne kadar lazımsa usul de fıkıh için o derece gereklidir. Biz doğru cümleyi Nahivle, doğru hükmü mantıkla anladığımız gibi bir hükmün Farz ve Sünnet olmasını “Usul” ile anlayabiliriz.

Mesela: “Namazı dosdoğru bir şekilde ikame ediniz” (Nisa, 4:102) ayetinde namaz kılınması emredilmiştir. Farzlarına, vaciplerine, sünnetlerine ve adabına uygun kılabilmek için nelerin farz ve vacip, hangi fiillerin sünnet olduğunu bilmek için fakihler “Fıkıh Usulü” kaideleri ile ilgili ayet ve hadislerden farz, vacip ve sünnet olanlarını çıkarmışlar ve sistemli hale getirmişlerdir. Farzların delillerini, vaciplerin delillerini ve sebeplerini, sünnet olanların da delillerini ve kaynaklarını ortaya koyarak nedenlerini izah ve ispat etmişlerdir.
  
Bütün bunlardan anlıyoruz ki “Fıkıh usulü “Nasslardan” hüküm istinbat etmek için kendisine başvurulan metotlardır. Böylece delillerin hüccet olma bakımından dereceleri ve durumları incelenir. Sonuçta hükme varılır. Bu hüküm nassa, nassın gücüne, mantık silsilesine ve akla uygun bir şekilde ispat edilir. Bütün bu hususlar Fıkıh Usulü konularına dahildir.

Etiketler:  Usul-i Fıkh Akıl Metot Mantık Ahkam-ı Şer'iye Fıkh-ı Ekber İmam-ı Şafi İmam-ı Azam
 
< Önceki   Sonraki >
İMAM-ı ŞAFI
FıKH-ı EKBER
AKıL
İMAM-ı AZAM

MANTıK
METOT
USUL-I FıKH