Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
ZEKATLA İLGİLİ MESELELER PDF Yazdır E-posta
Cuma, 04 Eylül 2009
Yazı Index
ZEKATLA İLGİLİ MESELELER
Sayfa 2
        

3. Kiralık Dairelerin Zekâtı:
Zaruri mesken dışında ticari amaçla elde tutulan ve kiraya verilen daireler ticari eşya olarak kabul edilir ve kirasından zekât verilir. Zira kiralık binalar her ay kazanç getirmektedir. Bu gibi gelirlerin zekâtı 1/40 olarak ödenir. (Serahsi, Mebsut, 2:198)

Kira gelirleri bir yıllık gelir hesabı toplanarak vergisi ve yapılan masraflar da çıkarılarak kırkta biri zekât olarak verilir. Miras ve vasiyet yolu ile gelen para ve gelirler de aynı şekilde nisab miktarı olan 80 gr. altını aşarsa zekâta tabidir.

Kira gelirlerinin zekâtının ödenmesi için bu paranın bir yıl beklemesi gerekmez. Bir yıllık gelir esas alınır ve bunu zekâtı olan 1/40 kadarı sözleşme yaptığı andan itibaren ödemek durumundadır. Zira bu yıllık geliri belli bir ticari kazançtır. (İbn-i Kudame, Muğnî, 3:29, 47) Diğer ticari malların ne kadar gelir getirdiği ise bir sene sonunda yapılan hesaplamalarla belirlenir. Yılsonunda blanço çıkarılır, stoklar sayılır buna göre kar ve zarar hesabı yapılır.

4. Bina ve Tesislerin Zekâtı:
Gelir amacı ile yapılan ve satışa arz edilen bina ve tesisler gibi taşınmazların zekâtını hesap etmek için aşağıda belirlenen usul takip edilir.

1. Taşınmaz binalar ve fabrikanın makineleri ve aletleri zekâta tabi değildir. Gelir getiren taşınmazlar hakkında “beraat-i teklif asıldır.” Yani bu konuda kitap ve sünnette bir hüküm mevcut değildir. Havaic-i asliye sayılır ve değeri hesaba katılarak zekâtı verilmez. Bunların kazançları zekâta tabidir. Şayet taşınmaz fabrika ve sanayi tesisi şeklinde olup üretime yönelik faaliyet gösteriyorsa, üretimden elde edilen bir yıllık kazanç, binanın masrafları ve çalışanların ücretleri ve sigortaları, vergi giderleri ve bir yıllık borçları hesap edilerek düşüldükten sonra mevcut stoklar da hesaba katılıp kalan maldan elde edilen kârdan (yani stok mal +birikmiş paradan) 1/40 nispetinde zekât verilir.

Şayet bina ve tesisler de zekâta tabi olsa o zaman mükellef bunun zekâtını vermekte zorlanır. Misal: 20 daire ve 10 dükkânı olan bir müteahhidin 20 dairesi 100’er bin liradan 2 milyon TL yapar. 10 dükkân da 50’şer bin liradan 500 bin TL tutar. Toplam 2 milyon 500 bin lira olur. Bunun 1/40 zekâtı hesap edilirse 62.500 TL yapar ki mükellef bunu zekât olarak vermekte zorlanır. Bu durumda kar olmaz ve kimse iş yapmaz. Ticari hayat durur. Bunların kira gelirleri 20 daire 400 liradan 8.bin TLx12 ay =96 bin TL yapar. Dükkân kiraları da 12 bin TL olsa toplam 118 bin lira tutar. Bunun karşılığı olarak 2.950 lira zekât verir. 

2. Bütün İslam bilginleri bina ve tesislerden zekât alınmayacağı konusunda hemfikirdirler. Peygamberimiz (sav) ticaret malından zekât almıştır; ama dükkândan zekât almamıştır. Ancak müteahhit fabrika ve işyeri gibi yerleri yapar ve satışa arz ederse sattığı zaman onun satışından elde ettiği kazancı zekâta tabi olur. O da aynen diğer ticari mallar gibi 1/40 oranında zekât verir. Çünkü bu da o işin kazancıdır. Bir malın kazanç olması için ise vergi ve sigorta masrafı gibi devlete ait olan masrafları düşülür. Zira bunlar o kişinin malı sayılmaz.

Fabrika ve sanayi gelirleri borçlar, malzeme, işçilik, üretim, pazarlama, yönetim, finansman, vergi, sigorta vb. giderleri gibi maliyet hesapları çıkarıldıktan sonra, bina ve atölyeler, yani durağan olan ve temel ihtiyaç malzemeleri ve varlıklar (bina, araba, makine, teçhizat, iş makineleri vs) zekattan muaf tutulur ve dönen varlıkların zekatı % 2.5 nispetinde zekata tabi olur.

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvasına göre de, bina gibi akarların yalnızca gelirleri zekâta tabidir. Bina ve tesislerin mülk değeri üzerinden zekât hesaplanmaz, gelirlerinden zekât verilir. Bunların kiralarından elde edilen gelirler nisab miktarını aşarsa bir yıllık geliri üzerinden % 2.5 nispetinde zekât tahsil edilir.

3. İş yerlerinin binaları tarla ve arsa gibi taşınmaz mallardandır. Taşınmazlar ticari amaçla alım/satımları yapılırsa satışından elde edilen gelirleri zekâta tabi olur. Satılmadıkları zaman ana sermayedirler ve sermaye geliri olmadığı için zekâta tabi değildir. Çünkü bunlar devamlı satılan hızla tüketilen ticari mallara benzemezler.

4. Gemi, Tır ve Kamyon gibi nakliye araçlarının gelirlerinden zekât verilir. Zira bunlar canlı hayvanlar, koyun ve sığır gibi değildir. Canlı hayvanlar iki yönden kazanç sağlar. Birincisi doğurgandırlar ve mal olarak çoğalırlar. İkincisi de satışlarından ve ürettikleri süt ve tüy gibi şeylerinden gelir elde edilir. Gemi, kamyon, otobüs gibi kazanç vasıtası olan mallar ile bina ve tesisler ise durdukları zaman çoğalmaz aksine durdukça yıpranır ve ek masraf gerektirir. Araba ve gemi gibi araçlar ise her an batma ve kaza yapma riski taşımaktadır. Zaman içinde de giderleri ve masrafları çoğalır. Benzin ve parça masrafları çoğu zaman kazancını sıfırlamaktadır. Bu sebeple ticari amaç da taşınsa bu gibi tesislerin ve araçların zekâtı ancak kazançlarından (o da nisap miktarı olan 80 gr. altını aşarsa) hesaplanır.

5. Ücretlerin Zekatı: Ücretlilerin ve serbest meslek sahiplerinin gelirlerinin toplamı nisaba ulaşır ve üzerinden bir yıl geçerse, ihtiyaçlar giderilip borçlar düşüldükten sonra % 2.5'u zekât olarak verilir. Bunların gelirlerinin tasarrufları zekâta tabi olur. Zekâta tabi olabilmesi için üzerinden bir senenin geçmesi lazımdır. Hz. Ali (ra) “Kişinin yeni kazandığı malın üzerinden bir sene geçmedikçe o mala zekât tahakkuk etmez” demiştir. (Kitabu’l-Emval, 1122)  Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvası bu şekildedir.

6. Hisse Senetlerinin Zekâtı:
Hisse senetleri para gibi tedavül aracı haline gelmiştir. Bu nedenle değerleri üzerinden % 2.5 oranında zekata tabidirler. 1984 yılında Kuveyt’te yapılan I. Zekât Kongresinde hisse sahiplerinin de rızası alınarak hisse senetlerinin zekatının şirketler tarafından ödenmesi tavsiye edilmiştir. Bunu da İmam-ı Şafinin ortaklık prensibinin diğer mallara kıyasına dayandırmışlardır.

Konferansta “Şirket malların zekatını ödemişse hisse sahiplerinin ödemesine gerek olmadığı, Şirketin zekatın vücup tarihindeki piyasa değerinden % 2.5 üzerinden ödemesi” gerektiği karar altına alınmıştır.

7. Araba Alım-Satımı Yapanlar Nasıl Zekât Verirler?
Araba alım-satımı yapan galericiler zekâtlarını hesap ederken senede bir defa belirledikleri tarihte (Ramazan ayında) bilançolarına bakarlar ve ellerinde bulunan araçların (satışı belli olmadığı için) alış fiyatlarına göre değerlendirerek hesap ederler buna kazançlarının tamamını ilave ederler, alacaklarını da kazanç hanesine yazarlar, borç ve masraflarını çıkardıktan sonra arta kalan kazançlarından % 2.5 zekatlarını çıkarırlar. 

8. Arsa ve Bina Satan Emlakçi ve Müteahhitler Bina ve Arsaların Zekâtını Nasıl Verirler? 
Arsa alıp satanlar, bina yapıp satanlar sene sonunda ellerinde satışa arz edilmiş bulunan daire ve arsaların maliyet değerini hesaplar. (Satılmadığı için gerçek satış fiyatı belli değildir.) Bir sene içerisinde sattıkları arsa ve daireler çok olabilir bunlar dikkate alınmaz. Zaten bunların satışından elde edilen gelirler sermayeye katılmıştır. Sene sonunda elinde bulunan taşınmazlar ile yıllık geliri toplanır, masrafları ve borçları düşülerek geriye kalan net kazancından % 2.5 oranında zekatını hesap eder ve verir.

**

Ticari malların zekâtı ile ilgili meseleler:
1. İçinde oturduğu ve satmak amacı ile yaptırmadığı daire ve dükkânlar zekâta tabi değildir.

2. Bir malın bedeli, yani satış fiyatı mal satılıp elden çıkınca belli olur. Bu da arz ve talebe ve müşterinin durumuna göre değişir. Bunun için elden çıkmayan ve fiyatı belli olmayan bir emlakin değeri bilinemez. Bu durumda böyle bir malın değeri ancak maliyet üzerinden hesap edilir.

3. Alım satım sonunda ödenen vergi düşülerek malın zekâtı hesaplanır. Çünkü vergi şahsım malı değildir.

4. Ticaret mallarının sene sonundaki kıymetleri maliyet fiyatına göre tespit edilir. Borçlar çıkarılır. Kalanından zekât verilir.

5. Toprak mahsullerinden bir sene saklanabilme özelliğine sahip olan mallar zekâta tabidir. İmam-ı Azam ise “bütün ürünler toplandığı ve hasadı yapıldığı zaman, mevsiminde zekâta tabidir; zekâtı verilir sonra satılır” demiştir. İmam-i Şafi ise saklanabilen mallar zekâta tabidir” der. Üzüm ve hurma kurutularak saklanabilme özelliğine sahip olduğu için zekâta tabidir. Bunun da nisap miktarı beş vesktir. Yani en az 650 kg olmalıdır. Peygamberimiz (sav) “Beş veskten az olan mahsulden zekât yoktur” (Ebu Ubeyd, Emval, 1422-1434) buyurmuşlardır.

6. Zekâtın şartı “mülkiyet” “artma özelliği” “nisab” “tabii ihtiyaçtan fazla olması” ve “üzerinden bir yıl geçmiş olması” gibi şartları vardır. Sahibi belli olmayan mallar zekâta tabi olmadığı gibi elde olmayan malın ve paranın da zekâtı verilmez. Yine vakıf ve kamu malları da zekâta tabi değildir.

7. Haram mal, gasb ve faiz kazancı zekâta tabi değildir. Zira bunlar kişinin hakkı değildir, sahibine iade edilmesi gerekir ve zekatı ona düşer.

8. Alacağı olan parasını almadıkça zekât ile mükellef olmaz. Çünkü sahip değildir. Tahsil edildikleri zaman geçmişe yönelik olarak zekâta tabidirler. Bununla beraber alacakları hesap edilerek bunların da zekâtını vermelidir. Şayet alacağından ümidini kesmişse o zaman bunu düşer ve zekâtını da vermez.

9. Bir malın zekâta tabi olması için aranan şartlardan birisi de “nemalanması” yani değerinin artması gerekir. Ticaret ve tarım malları tedavül ve ticaret yoluyla nemalanarak arttığı gibi, canlı hayvanlar da doğurganlık ile nemalanarak artarlar. Ayrıca canlı hayvanların sütleri ve tüyleri de gelir getirerek kazancın artmasını sağlar. Bunlara “Hakiki Nema” denir. Altın ve gümüş ve değerli kâğıtlar da zamanla değeri artan mallardandır. Bunun için zekâta tabidirler. Bunlar ise “hükmî nema” dırlar.

10. Zekâta tabi malların bir özelliği de ihtiyaç fazlası olmasıdır. Yüce Allah “Affı, fazlayı infak ediniz” (Bakara, 2:219) Peygamberimiz (sav) “Kazandığınız meşru maldan kendinizin ve ailenizin tabii ihtiyaçlarından fazlasını infak ediniz” buyurarak zekatın varlıktan verileceğini beyan etmiştir. (Buhari, Zekât, 18)  İslam bilginleri bu durumu “Nisap miktarı” ölçüsü ile ifade etmişlerdir. “Nisap miktarı” malınız olmadığı için zekâta tabi olmazsınız. Nisap miktarını geçerse o zaman zaten zekât vermeniz gerekir.

11. Bir diğer şartı da nisab miktarı mala sahip olmaktır. O da 20 miskal altındır. Bu da 80 gr. altın değeri olarak kabul edilmiştir. Günümüzde gümüşün değeri çok düştüğü için nisab değeri olmaktan çıkmıştır.

12. Bir başka şartı da yıllanmadır. Üzerinden bir sene geçmesi gerekir. Peygamberimiz (sav) “Üzerinden bir sene geçmedikçe o malın zekâtı yoktur” buyurmuşlardır. (İbn-i Mâce, Zekât, 5) Toprak mahsulleri ve madenlerin üzerinden bir sene geçme şartı yoktur. Mahsul çıkarılınca ambara konmadan ve stok edilmeden zekâtı çıkarılır ve ambara konur.

13. Mal mülkiyetinde olmalı ve borç karşılığı olmamalıdır.

14. Zekâtın makbuliyetinin şartları ise “Niyet” ve “Temlik”tir. Niyet, zekât namına vermektir. Temlik ise fakirin eline geçmesidir. Yani kişi zekât niyeti ile fakirin karnını doyursa bu zekât yerine geçmez; ama gıda maddesi verse bu temliktir. Ancak bu fakirlere verilen “nafaka” için böyledir. Hayır kurumlarına ve eğitime verilen zekat ise zaten ele geçmez. Ama bundan herkes istifade eder.

15. Kişi zekât niyeti ile bir öğrencinin masraflarını karşılarsa bu zekât yerine geçer. Şayet zekât niyeti yoksa zekât sayılmaz. Geriye dönük niyet olmaz. Yani geçen seneye ait masraflarını zekât niyeti olmadan karşılamış ve şimdi bunu zekâtıma say dese olmaz. Aynen borç da böyledir. Zekât olarak verilmemiş de tahsil edilmeyeceğini anlayınca zekâtım olsun demekle zekât ödenmiş olmaz.

Zekât Vereceklerin Dikkat Edeceği Hususlar:
Zekât zengin olan müslümanın malî ibadetidir. Nasıl ki namazını Allah'ın kabul etmesi için en güzel şekilde kılmaya çalıştığı gibi, zekâtını da layık olduğu yere en güzel şekilde vermekle mükelleftir. Bunun için,
• Zekâta muhtaç ve layık olanı arayıp bulmalıdır.
• Zekâtı vermeye önce akrabadan başlamalıdır. Akrabadan zekât vermeyeceği kimseler “usul ve fürûudur.” Bunlar da baba, anne, dede, nine, çocukları ve torunlarıdır. Bunun dışında kardeşine, bacısına ve diğer akrabalarının tümüne verebilir.
• Akrabalarından zekata muhtaç olan yoksa komşularına verir.
• Zekâtın verilmeye en yakın olanı ise, “Allah yolunda” olanlardır. Bunu da çok iyi araştırması gerekir. Herkes kendisinin Allah yolunda olduğunu iddia eder. Gerçekten Allah yolunda olanlar ise “Takva ve ilim ehli” olanlardır. 
 


Etiketler:  Zekat Zekatın Şartları Ticaret Mallarının Zekatı Kiralık malların zekatı Altın Gümüş Para Stok Kenz


 
< Önceki   Sonraki >