Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
ZEKATLA İLGİLİ MESELELER PDF Yazdır E-posta
Cuma, 04 Eylül 2009
Yazı Index
ZEKATLA İLGİLİ MESELELER
Sayfa 2




M. Ali KAYA
1. Zekâtın Şartları

Akıl, baliğ ve zengin bir Müslüman’ın zekât verebilmesi ve kendisine zekât farz olması için gerekli olan şartlar şunlardır. Bu şartları taşıyanlara zekât farz olur.

1. Müslüman, akıllı ve ergen olmalı. Akıllı ve ergen olmayan zengin bir çocuğun malının zekâtını velisi verir.
2. Asli ve temel ihtiyaçlarından fazla nisab miktarı mala sahip olmalıdır. Nisab miktarı mal demek 80 gr. altının değerinden fazla olan mal demektir. Aslî ihtiyaç ayrıca ticari amacı olmayan mal demektir.
3. Zekât verilecek mal hakikaten ve hükmen artan, nemalanan bir mal olmalıdır. Artmayan maldan zekât verilmez. Gerçek artış ya ticaret yoluyladır veya doğumla artıştır. Ticarî mallar satıştan elde edilen kâr ve malın tedavülü ile artarken, doğurgan hayvanlar da doğumla artar. Hükmî artış da altın ve gümüş gibi zamanla değeri artan mal ve paradır.
 

4. Mal sahibi kişi, mala sahip olmalıdır. Borcunu tahsil edemeyen kimse onun zekâtını vermekle mükellef değildir. Zira ne zaman alacağını bilmemektedir ve eline geçip geçmeyeceği belli değildir. Bu kişi bu paranın zekâtını ancak eline geçince geçmişe dönük olarak verir. Bununla beraber veresiye mal satan birisi zekâtı hesaplarken veresiyeyi de hesaba katarak zekâtını hesap etmelidir. Çünkü bu onun malı sayılır.

5. Zekât malının üzerinden bir sene geçmiş olması gerekir. Bir seneyi tamamlamayan malın zekâtını vermek farz değildir; ancak senesi dolmadan da isteyen zekâtını verebilir. Mala üç veya altı ay içinde sahip olan birisi Ramazana ayı gelince senesi dolmadan malının zekâtını hesap ederek önceden verebilir.

6. Borçlu olmamalıdır. Borçlu olan aslî ihtiyaçlarını ve borçlarını düştükten sonra malının zekâtını hesap eder. Yıllara yayılan borcu varsa bir yıllık borcunun hesabını yapar.

Bu şartları taşıyan zenginin zekât vermesi farzdır.

Önemli Hususlar:
1. Her şeyden önce mal sahibi Allah’tır, “Mülk Allah’ındır” ve bize emanet olarak verilmiştir.
Korunması ve nemalandırılması gerekir. Malı zayi etmek ve israf etmek yasaktır. Malı korumak için canından olan birisi Allah yolunda savaşarak ölen gibi şehittir. Zira Allah'ın korunmasını istediği bir şey için canını vermiştir. İslam bilginleri malı ve mülkiyeti “Tasarrufa konu olabilen mal-i mukavvim üzerinde tasarrufta bulunabilmek için Allah'ın insana verdiği yetki” olarak tarif ederler.  (İmam Kasani, Bedayiu’s-Sanai fi Tertibu’ş-Şerâi, Beyrut, 1974, s. 4:30) Zekata tabi olan mallar kişinin tasarrufunda bulunan mallardır ve malın şükrü, Kur’ân-ı Kerimde sayılan zekat verilecek yedi sınıfın hakkıdır.

2. Bir malın zekâtının farz olması için üzerinden bir sene geçmesi gerekir. Buna “Havelanü’l-Havl” denir. Hâlbuki bir ticaret malı bir sene içinde birkaç defa el değiştirmektedir. Bu zekât için her malın el değiştirmeden bir sene beklemesi anlamına gelmez. Eldeki mevcut malın senenin başında ve sonunda nisap miktarından fazla olması yeterlidir. Sene içinde azalıp çoğalmasına bakılmaz. Çünkü sene içinde sene sonunda elinde olan malın on mislini elinden çıkarmış olabilir. Zekât her satılan maldan değil, sene sonunda elinde kalan maldan ve kenarda biriktirdiği parasının toplamından verilir. Sene sonunda elinde bulunan para ve mal bir sene beklemiş gibidir. Bunun için Ramazan ayı içinde zekâ malı hesap edilirken bu para ve ticaret mallarının bir sene beklemesi gerekmez. Vergi nasıl seneden seneye veriliyorsa zekât da böyledir. Ancak vergiler Aralık ayında hesap edilip 31 Aralık - 1 Ocak itibariyle gelirler esas alınarak gelirlerin vergisi ödendiği gibi zekât da Ramazan ayında hesap edilerek verilir. 

2. Ticaret Mallarının Zekâtı:
Bir malın ticaret malı sayılabilmesi için iki temel şartı vardır. Birincisi: Niyet. Mal ticaret amacı ile alınmış ve ticari amaçla satışı yapılmış olmalıdır. İkincisi: Amel, yani çalışmasıdır. Yani piyasaya çıkmış ve satışa arz edilmiş olmalıdır. Ticaret niyeti ile alınan bir mal çalışmazsa ticaret malı sayılmaz. Fiilen alım ve satımı yapılmayan mal ticari sayılmaz.

1. Ramazan ayında 100 gr. Altını olan 2.5 gram zekat verir. Bu sene içinde 50 grama düştüğü gibi 250 grama da çıkmış olabilir. Bu dikkate alınmaz.

2. Dükkânda malı bulunan bir tüccar Ramazan ayında eldeki stok malı sayar ve buna kârını, yani kazancı olan elindeki parasını da ilave eder, dükkân masrafları ve borçları düşüldükten sonra kalandan 1/40 hesap edilerek zekâtını verir.

3. Bir sene içerisinde dükkândaki mal birkaç defa dolup boşalmış olabilir. Elden çıkmış yerine yenisini almıştır. Bunlar dikkate alınmaz. Bu tedavül, dolaşım malın neması ve çalışması sayılır. Mevcut döküm ve kar üzerinden borçlar ve masraflar çıkarılarak zekâtı hesaplanır.

4. Vergi masraf sayılarak zekâttan düşülmez. Zira vergi her üç ayda veya aylık verildiği için devreden, yani sene içinde satılan maldan verilmiştir. Sene sonundaki blançoya girmez. Şayet girecek olsa o zaman sene içinde devreden her malın da sayılması gerekir. Yani sene sonunda dükkânda on araba vardır; ama sene içinde yüz araba satmış olabilir. Kişi sattığı bütün bu arabaları zekâta tabi kılmadığına göre, sene içindeki masraflarını ve vergilerini de hesaba katmaz. Bir yıl şartı da, eldeki eski malın üzerinden bir yıl geçmesi ile gerçekleşmiş olur. Yani elinde 100 bin liralık malı olan sene sonunda 150 bin liralık mala sahipse 150 bin lira üzerinden hesap ederek zekâtını verir.

5. Tüccar zekât verirken alacaklarını da hesap ederek zekâtını verir. Alacaklar her ne kadar ele geçmemiş olsa da tüccarın malı sayılır. Tahviller, senetler ve çekler de para sayılır. Bunlar da para ve alacak hesabına kaydedilir.

6. İslam’da ana sermaye dediğimiz dükkân, tarla, arazi ve bina zekâta tabi değildir; bunların kazançları zekâta tabidir. Aynı şekilde kazanç getirmek amacı ile alınan araba, gemi ve mal sermayedir. Kazanç sağlamadığı zaman değer kaybına uğrar. Bunun için zekât bunların kazancından verilir, sermayeden verilse sermaye erir. Bu durumda mal da ticari mal sayılmaz.

7. Altın, gümüş ve para ticaret aracı olan şeydir. Bunların birikimi ve stoklanmasına “kenz” denir. Kenz ise çalıştırılmadığı, kendisi ile alış-veriş yapılmadığı zaman ne bireye ne de topluma yararlı olmaz. Bilakis sosyal ve ekonomik hayatı zora sokar. Bunun için bu mallar stokda da kalsa zekâta tabidir. Hiç olmazsa zekât vasıtası ile sosyal hayata katkı sağlanması ve insanlara fayda vermesi sağlanır. Bunun için altın ve paranın zekâtı her sene 1/40’ yani  % 2.5’u zekat olarak verilir. Şeriat sahibi olan ve zekâtı emreden Yüce Allah sosyal ve ekonomik hayatın canlanması ve insanlara fayda vermesi için, mübadele aracı olan paranın stok edilmesini ve sermayenin belli ellerde birikmesini, servetin belli ellerde toplanmasını engellemek hikmetine binaen faizi yasaklamış ve zekâtı emretmiştir. “Mallar yalnız zenginler arasında dolaşan bir meta haline gelmesin” (Haşr, 59:7) buyurarak malın dolaşımını irade etmiştir.

Mesela: Bir adamın 500 milyonluk altını veya bankada parası olsa üzerinden bir sene geçince bunun tamamından % 2.5 zekat vermek farz olur. Bu da 12.5 milyon TL yapar. Bir başkasının 500 milyon TL değerinde 5 dairesi varsa şayet kiraya vermişse binanın bedeli olan 500 milyon TL üzerinden değil, geliri ve kazancı olan kirasının % 2.5’u zekat olarak verilir. Her daire yıllık 3 milyon kira geliri getirse toplam 15 milyon TL gelir getirir. Mal sahibi de bunun % 2.5’u olan 375 TL zekâtını vermekle mükelleftir.

Sual:  500 milyon lira paranın zekatı 12.5 milyon oluyor da 500 milyon değerindeki bir taşınmazın ticaret malı olmadığı zaman zekatı neden olmuyor? Bu bir haksızlık değil mi? Bu durumda kişi 12 milyon zekât verene kadar 500 milyon ile 5 daire alır satmaz hiç zekât da vermez.

Cevap: 500 bin lirayı biriktiren, ticari ve ekonomik hayata katmayan dolayısıyla insanlara ve topluma zarar vermiş olur. Ticari hayata katan ise bununla pek çok katma değer kazandırmış olur. 500 bin liraya 5 daire yaptıran veya alan kişi bu 500 bin lira ile en az 10 ayrı yerden alış veriş yapmış ve onlara para kazandırmıştır, 10 kişiyi bir sene boyunca çalıştırmış ve onlara iş imkânı sağlamış ve aileleri ile en az 30 kişinin geçimini sağlamış ve ekmek yedirmiştir. Alıcı, satıcı, nakliyeci, üretici bununla kazanç elde etmiştir. Bu görünmeyen katma değerler hep 500 bin liranın sosyal ve ekonomik hayata kazanımıdır. Stokta ve kasada kalmış olsaydı bunların hiçbirine faydası olmayacaktı. Bunun için yüce Allah stoktaki paranın tamamından zekat alarak hiç olmazsa % 2.5’u olan 12 milyar lirayı yine sosyal hayata ve ekonomiye kazandırmış olmaktadır. Stokta kalan para eriyeceği için para sahibi onu yatırıma ve üretime yönlendirecektir. Bu da ekonomik hayatı canlandıracaktır. Faiz parayı stok etmeye sebep olduğu için yasaklanmıştır. Çünkü faiz zengini çalışmamaya, fakiri ise aldığı faizli para ile zengine köle gibi çalışmaya ittiği için sosyal ve ekonomik hayatı olumsuz etkiler.  
Faizin yasaklanmasında ve zekâtın emredilmesinde ekonomik bir adalet söz konusudur. 


 
< Önceki   Sonraki >