Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Hadis Dersleri arrow BİD'ATLER MERDUTTUR
Advertisement
BİD'ATLER MERDUTTUR PDF Yazdır E-posta
Salı, 23 Aralık 2008

M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Kim dinimizde olmayan bir şeyi sonradan ortaya çıkarırsa o merduttur.” (Buhari, Sulh, 5) Bu hadis-i şerif dini korumayı amaçlayan bir kural olarak kabul edilmiştir.  Dine ve ibadete sonradan sokulan şey bid’attır. Şeriat delillerinin zahirini ve yarısını bu hadis ifade etmektedir. Batınını ve diğer yarısını da “Ameller niyetlere göredir” hadisi ifade eder. 

Yukarıdaki hadise göre Allah’ın dini tamamlamasından sonra, kim nasslara uygun olmayacak şekilde hevâsından bir şeyi dine karıştıracak olsa bu ondan kabul edilmez ve reddedilir. Allah’ın ve Resulünün teşri’ buyurmadığı bir şekilde ibadet etmek haramdır. Böyle birisi kendiliğinden ortaya koyduğu bu bid’atını bırakmadan ve tövbe etmeden Allah ibadetini kabul etmez. (Münzirî, Terğib ve Terhib, 1:26)

Muamelat konusundaki bid’alara gelince; aslolan haram olmayan bir şeyin helal olmasıdır. Bir şeyin haram olduğunu söyleyen bunu kitap ve sünnetten delillendirmesi gerekir. Bu hadis-i şerif dinin tam ve eksiksiz olduğunu gösterir. Nitekim yüce Allah “Bugün dininizi kemale erdirdim; üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamı seçtim ve ondan razı oldum” (Mâide, 5:3) buyurmuştur. 


Peygamberimiz (sav) Veda Haccının Arefe günü Arafat’ta sahabelerine “Veda Hutbesi”ni okuyordu. Günlerden Cuma günü idi. Adba isimli devenin üzerindeydi bu ayet nâzil oldu. Devesi “Adba” vahyin ağırlığına dayanamayarak çöktü ve ıhdı.

Ayet-i Kerime dinin tamamlandığını açıkça belirtmektedir. Peygamberimiz (sav) de “Her bid’at dalalettir, her dalalet cehenneme layıktır” (Müslim, Cum'a: 43; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Nesâî, Îdeyn: 22; İbni Mâce, Mukaddime: 6, 7; Dârîmî, Mukaddime: 16, 23; Müsned, 3:310, 371, 4:126, 127) buyurarak bid’anın dalaleti netice vereceğini belirtmiştir.

Bediüzzaman hazretleri “Şeriat-ı Garranın kuralları ve Sünnet-i Seniyyenin düsturlarının tamamlandığını” vurgulayarak bu prensipleri ve kuralları beğenmeyerek ve noksan görerek dine yeni kurallar koymanın bid’a, dalalet ve ateş olduğunu belirtir. (Lem’alar, 2005, s. 180-181) “İbadete ait sünnetleri değiştirmek bid’attır. Sünnetin adab kısmının ise değiştirilmesinin bid’a sayılamaz; ancak adab-ı nebeviye uyulmadığı için onun nurundan, sevabından ve faziletinden mahrum kalınacağını belirtir. Bunlar muaşerete ve ahlâki hususlara ait sünnetlerdir. Bu nevi sünnetlere “Adab” dendiğini, bu edeplere uyanların adetlerini ibadet haline getirirler. 

“Şeâir-i İslamiye” nevinden olan selam, ezan, cami ve cemaat gibi sünnetlerin ise hukuk-u umumiye nevinden cemiyete ait bir ibadettir. Bu çeşit sünnetlerin şahsî farzlardan daha önemlidir. (Lem’alar, 181)

“İbadete ait yeni icatların bid’at olduğunu” belirten Bediüzzaman Kur’an ve Sünnete dayanmayan ibadet şekillerinin “Bu gün dininizi tamamladım” ayetine aykırı olduğunu ifade eder. Bu sebeple “merduttur, reddedilir ve kabul edilemez” der.  Fakat tarikatlardaki “Evrad, ezkar ve meşreplerin” asılları “Kitap ve Sünnetten alınmak şartıyla” ve “peygamberin sünnetini değiştirmemek kaydı ile” bid’a sayılamayacağını belirtir. Bir kısım ilim adamlarının bunlara da “Bid’a” dediğini; ancak “Biday-ı Hasene” diyerek kabul edilebilir olduğunu ifade ettiklerini söyler. Bu konuda İmam-ı Rabbanî Müceddid-i Elf-i Sânî’nin “  Ben seyr-i sülûk-i ruhanîde görüyordum ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan mervî olan kelimat nurludur, Sünnet-i Seniye şuâı ile parlıyor. Ondan mervî olmayan parlak ve kuvvetli virdleri ve halleri gördüğüm vakit, üstünde o nur yoktu. Bu kısmın en parlağı, evvelkinin en azına mukabil gelmiyordu. Bundan anladım ki, Sünnet-i Seniyyenin şuâı bir iksirdir. Hem o Sünnet, nur isteyenlere kâfidir; hariçte nur aramaya ihtiyaç yoktur” ifadelerini delil göstererek “İşte, böyle hakikat ve şeriatın bir kahramanı olan bir zâtın bu hükmü gösteriyor ki, Sünnet-i Seniyye, saadet-i dâreynin temel taşıdır ve kemâlâtın madeni ve menbaıdır” hükmünü verir. (Lem’alar, 185)
 


Etiketler:  Hadis Bid'at Din İman Veda Haccı Farzlar Sünnetler Muamelat Evrad
 
< Önceki   Sonraki >