Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Bir Sadakat Dersi PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 04 Mart 2010
M. Ali KAYA
Uhud savaşından sonra Müslümanların mağlubiyetlerinin zayıfladıklarına ve zaafa uğradıkları zannına kapılan bazı Arap kabileleri Medine’ye karşı bir hareketlenme içine girdiler. Huzeyl kabilesinden Halid b. Süfyan Medine üzerine yürümek için askerî hazırlıklara başlamıştı. Peygamberimiz (sav) durumu haber alarak tahkik için Ashab-ı Suffeden Abdullah b. Üneys’i gönderdi. Abdullah b. Üneys (ra) haberi tahkik etti ve daha önceki dostluğundan da istifade ederek doğrudan Hâlid b. Süfyan ile konuştu ve hazırlıkları bizzat kendisinden öğrendi. Bir fırsatını bulunca da hareketi planlayan Halid’i öldürdü.  Bu olay civar kabilelerde başlama meylinde olan müslümanlar aleyhindeki başkaldırı hareketlerini bir derece durdurdu. Ancak bu defa sinsi bir şekilde hareket etmelerine sebep oldu.
 

Ardal ve Kare kabilelerine mensup altı kişilik bir heyet Medine’ye geldiler ve Müslüman olduklarını söyleyerek peygamberimiz (sav) ile görüştüler. Sonra “Yâ Resulallah! Kabilelerimiz arasında İslam dinine büyük rağbet var. Sahabelerinden bir kaçını gönder de bize Kur’ânı öğretsin ve İslamiyet hakkında bizi bilgilendirsin” dediler.

Peygamberimiz (sav) onların bu ricalarını kırmadı. Mersed b. Ebî Mersed başkanlığında on sahabesini onlarla gönderdi. Hepsi de Eshab-ı Suffe’nin seçkinlerinden olan bu sahabelerin isimleri şöyleydi: “Mersed b. Ebî Mersed, Hâlid b. Ebu Bukeyr, Abdullah b. Târık, Âsım b. Sâbit, Hubeyb b. Adiy, Zeyd b. Dessine ve Muttalip b. Ubeyd”  (ra. ecmain!..)

Bu seçkin irşat heyeti Huzeylilere ait Reci kuyusu kenarında alçakça bir şekilde pusuya düşürüldüler. Bir anda Benî Lihayan kabilesine ait 100 kadar okçu hücum etti. Önce ok yağmuruna tutuldular. Sonra kılıçlarını sıyırarak kendilerini müdafaa etmeye çalışsalar da ok yarası almış olan bu sahabeler daha fazla dayanamayarak bir tepeye sığındılar. Tepeyi çeviren müşrikler teslim olmaları için yalvarsalar da “Âsım b. Sâbit (ra) “Ben müşriklere teslim olmamaya yemin ettim” dedi. Sonra “Allahım! Bizim halimizi sen Resulüne haber ver!” diye dua etti. “Teslim olursanız sizi öldürmeyiz!”demelerine asla aldırmıyordu. “Ölüm hak, dünya ise aldatıcıdır. / Takdir edilen elbet olacaktır. / İnsanlar er – geç Allah’a dönecektir. / Savaşarak şehit olmak şereflerin en yücesidir” diyordu.

Kahramanca savaşan Âsım (ra) kılıcı kırılıncaya kadar müşriklerle savaştı ve “Allah’ım! Ben dinini korumak için savaştım. Sen de benim cesedimi müşriklerden koru!” diye dua etti. Yedi arkadaşı ile beraber şehit düştü. Âsım b. Sâbit (ra) Uhud muharebesinde Sülafe isimli İslam düşmanı bir kadının iki oğlunu öldürmüştü. Bu şerir kadın oğlunu öldüreni ele geçirirse kafatası ile şarap içmeye yemin etmişti. Lihyanoğulları bunu biliyorlardı. Âsım’ın başını kesmek için cesedinin yanına gelen müşrikler cesede yanaşamadılar. Bir arı sürüsü peydah olmuş ve onları yaklaştırmamıştı. Geceyi orada geçirdiler ve sabah olunca geliriz dediler. Ama ne ki gece yağmur yağmış ve şehitlerin cesetlerini almış götürmüştü. Onları bulamadılar. Böylece Âsım’ın duasını Allah kabul etmişti.

Üç sahabe ise müşriklerin kendilerini öldürmeyeceklerine dair sözlerine güvenerek teslim oldular. Müşrikler bunların üçünü de yaylarının kirişleri ile sıkıca bağlayarak Mekke’ye götürmek için yola çıktılar. Amaçları onları Kureyş’e teslim etmek ve onlara olan sadakatlerini göstermekti. Teslim olanlardan Abdullah b. Târık (ra) yolda bir fırsatını bularak kaçtı. Ancak onu takip eden müşrikler attıkları taşlarla onu düşürdüler ve öldürdüler. Geriye Zeyd b. Dessine ve Hubeyb b. Adiyy kaldı. Müşrikler de bunları götürüp Mekke’de müşriklere sattılar.

Kureyş müşrikleri Bedir’de yakınları öldürülenler tarafında satın alınarak bir müddet hapsedildiler ve işkenceye maruz bırakıldılar. Sonra ikisini de alarak Tenim Mevkiine götürdüler. Orada herkes toplanmıştı. Küçük çocuklar, köleler, kadınlar ve erkekler… Neredeyse Mekke boşalmış ve orada toplanmıştı. Herkes bu iki kahraman sahabeye yapılacak işkenceyi izlemeye gelmiş veya Mekke müşrikleri tarafından zorla getirilmişlerdi. Amaçları da Müslüman olmak isteyenlere gözdağı vermekti.

Bedir mağlubiyetinin intikamını Uhud’un yarım kalan zaferinden alamamanın hırsı ve öfkesinin tamamını bu iki sahabeye işkence ederek almak ister gibi bir durum görülüyordu. Meydanın ortasına dikilen iki büyük direğe her iki sahabeyi de sıkıca bağlamadan önce Hubeyb b. Adiy (ra) iki rekât namaz kılmak için izin istedi. Müsaade ettiler. Namazını kıldı ve “Şayet ölümden korktu da namazını uzattı” demeyecek olsaydınız namazı daha da uzztırdım” dedi. Böylece idamdan önce namaz kılma âdetini başlatmış oldu. 

Müşrikler onu götürüp direğe bağladılar. “Muhammedin dininden dönersen sana emân veririz!” dediler. Hubeyb (ra) “Şayet sizler dünyayı içindekilerle verseniz vallahi İslam’dan dönmem!” diye cevap verdi.  Sonra müşrikler bir müddet işkence ettiler ve “Şimdi senin yerinde Muhammed’in olmasını istemez miydin?” dediler. Hubeyb (ra) ise “Allah’a yemin ederim bana her gün bu işkenceyi yapsanız yine de Muhammed’in ayağına bir dikenin batmasını istemem. Ailemi ve çocuklarımı elimden alsanız yine Muhammed’e bir zarar gelmesini istemem” diye kahramanca cevap verdi. Sonra Hubeyb yüzünü Rabbine çevirerek gönlünü Allah’a açarak içten şöyle dua etti: “Allahım! Şu anda düşmandan başka benim selamımı senin Resulüne ulaştıracak kimseyi göremiyorum. Ne olur selamımı Resulüne ulaştır. Sen bize resulünü gönderdin. Senin rızan ve dininin yücelmesi için bize reva görülen bu işkenceyi gördüğün gibi resulüne de haber ver!” buyurdu.

Peygamberimiz (sav) o anda sahabeleriyle oturuyordu. “Aleykesselâm!” diye selamı alınca sahabeler merakla sordular: “Yâ Resulallah! Selamı kimden aldınız?” peygamberimiz (sav) cevap verdi: “Hubeyb b. Adiy’i Mekke müşrikleri şehit ettiler. O ise şehit olmadan bana selam gönderdi. Ben de onun selamını aldım” buyurdu ve Hubeyb’in (ra) başından geçenleri sahabelerine anlattı.

Kureyş müşriklerinin gençleri ellerinde mızraklar olduğu halde HUbeybin çevresinde dönerek kargılarını ona sapamaya başladılar. O zaman Hubeyb “Allah’ım! Ben katında hayırlı bir insan isem benim yüzümü kabeye çevir. O şekilde camını al!” dedi. Birden Kabeye doğru çevrildi. Müşrikler şaşırdılar ve başka tarafa çevirmeye çalışsalar da başaramadılar.

Hubeyb (ra) şehit olmuştu… Allah yolunda darağacında işkence ile şehit edilenlerin ilki böylece Hubeyb b. Adiyy (ra) olmuştur…

Hubeyb’den sonra müşrikler bu defa da Hz. Zeyd b. Dessine’yi getirip darağacına bağladılar. Ona da aynı işkenceleri yapıp sordular “Yerinde Muhammed’in olmasını istemez misin?” O kahraman sahabe de aynı şekilde cevap verdi. “Her gün benim başımı kesseniz ve öümür boyu bunu tekrar etseniz yine de Muhammed’in eline dikenin batmasına gönlüm razı olmaz” diyince Ebu Süfyan dayanamayarak hayıfla şöyle dedi:

Ben hayatım boyunca insanlar arasında arkadaşlarının Muhammed’i sevdiği kadar hiç kimsenin sevildiğini ne gördüm, ne de duydum”  dedi.

Zeyd b. Dessine’den de bir sonuç alamayan müşrikler oklarının hedefine Zeydi alarak hedef tahtası haline getirerek şehit ettiler.

Bu iki sahabenin müşriklerin karşısında gösterdikleri bu hayretengiz sadakat ve peygamber sevgisi dillere destan oldu. Dilden dile ilden ile dolaştı ve herkes ashabının Muhammedi ne kadar çok sevdiğini ve onun için hayatlarını hiçe saydıklarını anlatmaay başladılar. Allah bu gibi örneklerle mü’minlere imanda sadakat ve metanet dersi verirken, müşriklerin de kalplerine korku ve bir taraftan da imana ve islama karşı derin bir hayranlık duygusu aşılıyordu.

Etiketler:  Uhud Reci Reci Vakası Bir Sadakat Dersi Ashab-ı Suffe Hubeyb b. Adiy Mekke Medine
 
< Önceki   Sonraki >
ASHAB-ı SUFFE
MEKKE
MEDINE
UHUD