Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Hadis Dersleri arrow Cennetlik Cehennemlik Belli Mi?
Advertisement
Cennetlik Cehennemlik Belli Mi? PDF Yazdır E-posta
Salı, 13 Aralık 2011

M. Ali KAYA
“Bir adam peygamberimize (sav) gelerek “Yâ Resulallah! Cennetlik ve cehennemlik olanlar belli midir?” diye sordu. Peygamberimiz (sav) “Evet!” diye cevap verdi. Adam, “O zaman amel işlemenin ne önemi var?” dedi. Peygamberimiz (sav) “Herkes kendisi için yaratılan şey için çalışır. Kim niçin yaratılmış ise o iş ona kolaylaştırılır. Bu nedenle sizler amel işlemeye bakın” buyurdular. (Buhari, Kader, 2; Tevhid, 54; Müslim, Kader, 9; Ebu Davud, Sünnet, 17)

Hadisin Açıklaması:
Peygamberimiz (sav) bu hadisinde insanların fıtratlarına ve kabiliyetlerine dikkatimizi çekmiş, herkes fıtratına göre ve Allah’ın kendisine verdiği kabiliyetine uygun ameller işleyeceği ve kabiliyetine uygun işlerin kendisine kolay geleceğini belirtmiştir ki gerçek böyledir. Zira Allah her insana ayrı kabiliyet vermiştir. Eğitimin amacı da zaten insanların kabiliyetlerini keşf ederek ona yönlendirmektir. Nitekim yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Küllün ya’melü alâ şâkileten lek” yani “Herkes kendi kabiliyetine göre iş yapar” (İsra, 17:84) buyurur. Ayet-i kerimenin devamında “Rabbin kimin daha iyi yolda olduğunu daha iyi bilir” buyurarak kaderinin de buna göre şekillendiğine işaret etmiştir.

Yüce Allah herkese ayrı bir özellik ve güzellik vermiştir. Hiçbir insan suretçe diğerine benzemediği gibi, siretçe ve ahlak bakımından da benzemez. Hatta sesi, gözü ve parmak izlerine kadar her şeyi farklıdır. Bedence böyle olduğu gibi ruh yapısı, karakteri ve seciyesi çok farklıdır. Bu nedenle her bir insan bir kâinat gibidir.

Her insan farklı kabiliyette olduğu gibi insanın ameline etki eden aile, sosyal çevre ve arkadaş çevresi, eğitimi ve duyuları ile elde ettiği tüm şeyler onu daima etkiler. İnsan da buna göre farklı davranış şekilleri gösterir. Duyular vasıtası ile aldığı duyumlar ve bunlara gösterdiği tepkiler her insana göre farklılık arz eder. Bunların tamamı insanın davranışlarına, yani amellerine yansır. Sonuçta her insan ayrı mizaç ve kişilik özelliklerine sahip olur ve her insanın ayrı bir şahsiyeti ve buna bağlı olarak farklı bir ahlâki yapısı teşekkül eder ki buna “Kişilik” veya “Benlik” adı verilir.

Yüce Allah “şâkile” tabiri ile bütün bunları kast etmiştir. Kişinin bu yapısı onun kaderine etki eder. Dolayısıyla herkes kendi mizacına, karakterine göre düşünür ve bir yol takip eder. Bu yol da onu ya cennete veya cehenneme götürür. Zira her bir amelde insanı cennete veya cehenneme götürecek bir yol vardır. Bu nedenle peygamberimiz (sav) yüce Allah’a dua ederken “Allahümme innî es’elüke’l-cennete vemâ karrabe ileyhe min kavlin ev âmelin. Ve eûzü bike mine’n-nâri vemâ karrabe ileyhê min kavlin ev amel” yani “Allahım! Senden cenneti ve cennete beni götürecek amelleri istiyorum. Cehennemden sana sığınıyorum ve beni cehenneme götürecek amellerden de sana sığınıyorum” (Müsned-i Ahmed, 6:146) buyurur. Zira insan sebepsiz ve amelsiz ne cennete gider ve ne de cehenneme gider. Dolayısıyla cennete götürecek amelleri işleyen cenneti hak ederken, cehenneme götürecek amelleri işleyenler cehennemi hak ederler. Öyle ise Allah’tan cennet istenirken cennete götürecek amelleri işleme konusunda muvaffakıyet de istemek gerekir. İnsan davranışlarını değiştirmezse Allah da onunla ilgili hükmünü değiştirmez. Nitekim yüce Allah “Bir kavim durumunu değiştirmezse Allah da onlar hakkındaki hükmünü değiştirmez” (Raad, 13:11) buyurur. İnsanın ruh yapısı düşüncesine, düşüncesi davranışına ve ahlakına tesir eder. İnsanın ruhunu ve düşüncesine tesir eden inancıdır. Bu nedenle yüce Allah bir milleti ıslah etmek istediği zaman peygamber göndererek önce onların inançlarını düzeltir, sonra inanca bağlı olarak niyetini, düşüncesini ve düşünceye bağlı olarak da amelini ıslah eder. Allah’ın sünneti ve kanunu budur. Peygamberlerini ve kitaplarını göndermesindeki amacın en önemlisi de budur.

Peygamberimiz (sav) “Cennetlik ve cehennemlik olanlar bellidir” buyururken yüce Allah’ın “Yaratan bilmez mi? O Lâtîftir, ilmi, iradesi ve kudreti her şeye nüfûz eder, Habîrdir, her şeyin iç yüzünü, sebeplerini ve sonuçlara tesir eden amellerini bilir” (Mülk, 67:14) ayet-i kerimesine göre her şeyi bildiğini bize haber vermektedir. Elbette Allah’ın ilminde bir değişiklik olmaz. Ancak kişi şayet cennete gitmek istiyorsa cennete götüren yola girmelidir. Aksi taktirde yolunu bilmeyen ve yola girmeyen maksada ulaşamaz. Ancak kimin yola gireceğini, kimin de sapıtacağını Allah elbette bilir. Sonuçta kişinin ameline göre onu hesaba çeker. Çünkü yüce Allah insanın fiziksel yapısını yarattığı gibi ruhunu ve karakterini yaratan ve bunları insana vermiştir. Bütün bunları yaratan elbette bunlarla takdir ettiği sonuçları da bilir ve buna göre muamele eder.

Sonuç olarak Allah kişinin kaderini onun karakterine ve ameline göre yazmıştır. Ameli bilen sonucu da bilecektir. Bu nedenle kimin cennetlik veya cehennemlik olduğu bizce meçhul olup gayb ilminden sayılırken “Allamü’l-Guyûb” olan Allah’a malumdur. Bize düşen vazife ise peygamberin (sav) bize haber verdiği cennete götüren yola girmek ve bizi cennete götürecek amelleri işlemektir. Biz kendi bilgimizi Allah’ın bilgisi ile kıyaslayarak verdiğimiz hükümlerle Allah’ı sorgulayamayız. Herkes kendi haddini ve hududunu bilmek durumundadır.

Bu hadisi destekleyen diğer bir hadis şöyledir: “Hz. Ömer (ra) anlatıyor. Bir gün peygamberimize (sav) bir sahabe ‘Rabbin Âdem’in zahrından zürriyetini çıkardı ve onları kendisine şahit tutarak ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ dedi. Onlar da ‘Belâ!’ Evet, şahit olduk dediler.’ (Araf, 7:172) ayetini sordu. Resulullah (sav) şöyle açıkladı: “Allah-ü Teâla Hz. Âdem’i (as) yarattı. Sonra sağ eliyle sırtını mesh ederek ondan zürriyetini çıkardı ve ‘Bunlar Cennet içindir; bunlar cennet ehlinin amelini işlerler’ buyurdu. Sonra ikinci defa sırtını okşadı ve bir nesil daha çıkardı. Bunları da cehennem için yarattım; bunlar da cehennem ehlinin amelini işleyecekler’ buyurdu. Dinleyenlerden birisi “Yâ Resulallah! Öyle ise biz neden amel işliyoruz?” dedi. Peygamberimiz (sav): ‘Allah bir kişiyi cennet ehli olarak yaratmış ise onu cennet ehlinin ameline çalıştırır. O kişi başta şaki olsa da tövbe eder ve cennet ehlinin amelini işleyerek ölür, Allah da onu cennetine koyar. Cehennemlik yaratılan kul ise cennet ehli ameli işlese de bir gün sapıtır sonuçta cehennem ehlini amelini işler ve cehennemliklerin amelini işleyerek ölür; Allah da onu cehenneme koyar” buyurdular. (Tirmizi, Tefsir-i Araf, H. No: 3075; Ebu Davud, Sünnet, 17)

İnsanın farklı karakterlerde yaratıldığını anlatan hadislerden birisi de peygamberimizin (sav) “Allah-ü Teâlâ hazretleri Âdem’i yeryüzünün bütün cüzlerinden alınmış bir avuç topraktan yarattı. Âdem’in oğulları bu nedenle bir kısmı beyaz, bir kısmı kızıl ve bir kısmı siyahtır. Bunlar arasında orta renkli olanlar da vardır. Ayrıca bir kısmı uysal, bir kısmı haşin ve bir kısmı da habisdir. Yine bir kısmı iyi kalpli ve bir kısmı da kötü kalplidir” (Ebu Davud, Sünnet, 17; Tirmizi, Tefsir-i Bakara, Hadis No: 2955) meâlindeki hadisidir. Peygamberimiz (sav) bu hadis-i şerif ile insanların neden farklı tabiatta ve ahlakta olduğunu anlatmaktadır. Herkes karakterine göre hareket eder. Karakterleri yaratan ve en iyi bilen yüce Allah elbette insanın kaderini karakterine göre yazmıştır. Dolayısıyla o karaktere sahip olanın sonuçta nereye gideceğini de en iyi bilendir.

 
< Önceki   Sonraki >