|
8. Hadis:
Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen hususları terk etmesi Müslümanlığının güzel olmasındandır.” (Elbânî, Mişkâtul-Mesâbîh, 4839)
Hadisin Açıklaması:
Bu hadis-i şerif ahlak, edeb ve çalışma hayatı bakımından çok önemli bir prensiptir. Mâlikî ulemasından Muhammed b. Ebî Zeyd der ki: “Edebin ve ahlakın esası ve özü dört hadisten kaynaklanır. Birincisi, “Kim Allah’a ve resulüne iman ediyorsa ya hayır söylesin veya sussun.” İkincisi, “Öfkelenme!” Üçüncüsü, “Mü’min kendisi için sevip istediğini kardeşi için de sevip isteyendir.” Dördüncüsü ise, “Seni ilgilendirmeyen hususları terk et!” hadisleridir” demiştir.
Kulun Müslümanlığının kemâli ve itikâmeti faydalı olmayan şeyleri terk etmesi ve kendi amacı istikametinde hareket etmesidir. Kendisini ilgilendirmeyen hususların başında dilini boş sözlerden korumak gelir. Çünkü melekler insanın konuştuğu her sözü yazdıklarını yüce Allah şöyle bize haber verir: “Ne konuşursanız mutlaka onu gözetleyen rakîb ve atîd melekleri vardır.” (Kâf, 50:18) Muaz b. Cebel (ra) bu ayet-i Kerime’nin anlamını merak ederek “Ya Resulallah! Biz konuştuklarımızdan dolayı sorumlu olacak mıyız?” diye sordu. Peygamberimiz (sav) buyurdu: “Annen seni kaybedesice! İnsanları cehenneme yüzüstü atan dillerinden başka nedir?” (Elbanî, 2:139)
İnsan her şeyden önce dilini tutmasını bilmelidir. Gelişigüzel konuşmalar döner dolaşır konuşanı mahkûm eder. Bazen mubah konuşmalar bile sonunda insanı harama sürükler. Müslüman’a vakar ve heybet kazandıran en önemli husus onun susması ve sadece gerektiği zaman konuşmasıdır.
Ebu Hureyre (ra) “Sizden birinin Müslümanlığı hüsn-ü niyet ve ihlâsla güzel hale geldi mi onun işlediği her bir hayırlı ameli on katından yedi yüz katına kadar yazılır. Kötülüğü ve günahları ise bir misli ile yazılır. Bu Allah’ın huzuruna varana kadar böyle devam eder” demiştir.
Kişiyi ilgilendiren hususların başında nefsine ait emirler gelir ki bunlardan en önemlisi farzlar ve haramlardır. Bunları mutlaka yapması gerekir. Sünnetleri de elinden geldiği kadar yapmalıdır. “Emr-i bil’ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker” konusunda kendi sahası içinde kalmalıdır. Eğitimci olmayan birinin eğitim ile ilgili bir hususa karışması kendisini ilgilendirmeyen hususa müdahale etmesi anlamına gelmektedir.
İhtisasa önem vermek gerekir. Bilmediği ve sahası olmayan konularda uluorta konuşmak kendisini ilgilendirmeyen hususların başında gelmektedir. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Bir adam müstait ve kabil olduğu şeyi terk ve ehil olmayan şeye teşebbüs etmek, şeriat-ı hilkate büyük bir itaatsizliktir. Zira şanı odur ki, istidadı, san'atta intişar ve tedahül ve san'atın mekayisine ihtiram ve muhabbet; ve nevamisine temessül ve imtisal, elhasıl, fena fi's-sanat olmaktır. Vazife-i hilkat bu iken, bu yolsuzlukla san'atın suret-i lâyıkasını tağyir eder. Ve nevamisini incitir. Ve asıl müstaid olduğu san'ata olan meyliyle, teşebbüs ettiği gayr-ı tabiî san'atın suretini çirkin eder. Zira, bilkuvve olan meyil ve bilfiil olan san'atın imtizaçsızlığı için bir keşmekeş olur.
Bu sırra binaen, pek çok adam meylü'l-ağalık ve meylü'l-âmiriyet ve meylü't-tefevvukla mütehakkim geçinmek istediğinden, ilmin şanında olan teşvik ve irşat ve nasihat ve lûtfu terk edip, kendi istibdat ve tefevvukuna vesile-i cebir ve tânif eder. İlme hizmete bedel, ilmi istihdam eder. Buna binaen, vezaif ehil olmayanın ellerine geçti. Bahusus medaris bununla indirasa yüz tuttu. Buna çare-i yegâne, daire-i vahidenin hükmünde olan müderrisleri, darülfünun gibi çok devaire tebdil ve tertip etmektir. Tâ, herkes sevk-i insanîsiyle hakkına gitmekle, hikmet-i ezeliyenin emr-i mânevîsini, meyl-i fıtrîsiyle imtisal edip kaide-i taksimü'l-a'mâle tatbik edilsin” demektedir. (Muhakemat, 2006, s. 78-79)
“Hem de hakaik-i tarihiyedendir ki: Bir şahıs çok fenlerde meleke sahibi ve mütehassıs olamaz. Ancak ferid bir adam, dört veya beş fenlerde mütehassıs olabilir. Umuma el atmak, umumu terk etmek demektir. Bir fende meleke, o fennin suret-i hakikiyesidir. Onunla temessül etmek gerektir. Zira bir fende mütehassıs ve malûmat-ı sairesini mütemmime ve medet verici etmezse, malûmat-ı perişanından bir suret-i acîbe temessül edecektir.” (Muhakemat, 2006, s. 50)
Bu ifadeler hadis-i şerifin bize anlatmak istediği hususu açıklamaktadır. Kişinin kendisini ilgilendirmeyen hususlar ihtisas alanına girmeyen hususlardır. Hadis ihtisasa önem vermemizi ve herkesin kendi işini yapmasını öğütlemektedir
. Etiketler: Hadis Malayani Müslümanlık İslam Melekler İhlas |