İrşad ve Hitabet
Hadis Dersleri
Hidayetin Rehberleri ve Mehdi | Hidayetin Rehberleri ve Mehdi |
|
|
|
| Pazartesi, 06 Şubat 2012 | |
|
Hadisin Açıklaması: Bu hususu peygamberimiz (sav) “Allah mahlûkatını karanlık içinde yarattı. Sonra üzerlerine kendi nurundan serpti. Kime bu nur isabet etmişse o hidayet buldu. Kime de isabet etmemişse o sapıklık içinde kaldı. Bu sebeple diyorum ki ‘Allah’ın ilmi hususunda kalem kurumuştur” (Tirmizi, İmam, 18; Hadis No:2642) hadisi ile bize anlatmaktadır. Hidayet nuru güneş nuru gibi bütün mahlûkatı aydınlatmakta ve her yeri kuşatmaktadır. Ama ne var ki yarasa tabiatlı olanlar bu nurdan hoşlanmamakta ve gözünü kapayarak kendisini aydınlatmasına engel olmaktadırlar. Böylece güneşe perde çekerek ışığını söndürmeye çalışan inkarcılar gerçekte kendi akıl ve kalplerini karanlıkta bırakarak hidayet nurunun kendisine isabet etmesine kendisi engel olmaktadır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu gerçeği “İslamiyet güneş gibidir üflemekle sönmez; gündüz gibidir, göz yumakla gece olmaz. Gözünü kapayan ancak kendisine gece yapar” vecizesi ile çok veciz bir şekilde ifade etmiştir. Ayrıca peygamberimiz (sav) şöyle buyurdular: “Allah’ın benimle gönderdiği hidayetin misali bir araziye düşen yağmur gibidir. Bir kısım arazi vardır tabiatı güzeldir, suyu tutar ve bolca meyve verir. Bir kısım araziler vardır, suyu tutar ama mümbit değildir, üzerinde ot bitmez; ama üzerinde tuttuğu sudan başkaları faydalanırlar, hem içerler hem hayvanlarına içirirler, hem de arazilerini sularlar. Bir kısım arazi de vardır ki ne su tutar, ne de meyve ve sebze yetiştirir. Benim getirdiğim hidayet buna benzer. Bir kısmı dininde ilim sahibidir hem hidayetten yararlanır, hem öğrenir hem de öğretir. Diğeri kendisi öğrenir ama amel etmez. Onun ilminden başkaları istifade eder. Üçüncüsü ise ne öğrenir ne de öğretir. Bu da su tutmayan ve verimi de olmayan çorak araziye benzer.” (Buhari, İlim, 20; Müslim, Fedail, 5) Kendisi öğrendiği ilimden istifade etmediği halde başkalarını da istifade ettirmeyen kimselere “Ulema-i Sû” yani kötü âlimler denir. Bunların misali de suyun önünü tutan taş gibidir. Kendisi su içmediği gibi, başkalarının içmesine de engel olur. Ne su içer, ne de başkasına içirir. Ahir zamanda bu nevi ulema çoğalır. Bunlar kendileri hidayet ehli olmadıkları gibi hidayete giden yolu ve hidayet güneşinin kalpleri nurlarndırmasını da çeşitli bahanelerle engellemeye çalışırlar. Bu nedenle Hz. Ali (ra) bu gibi alimleri çok şiddetle eleştirmiştir. Hidayet için en büyük çabayı her şeyden önce buna ihtiyacı olan bireyler yapması gerekir. Hidayet Allah’tandır; ama rızık da şifa da Allah’tandır. Kişi rızık Allah’tandır diye çalışmamazlık yapmadığı gibi, şifa Allah’tandır diye tedaviden kaçmamaktadır. Allah bu sebepler dünyasında her şeyi bir sebebe bağlamıştır. Rızkı çalışmaya, şifayı da tedaviye bağlamıştır. Aynı şekilde Allah hidayeti de ilme, ibadete ve bu konuda kişinin gösterdiği gayrete ve samimiyete, yani ihlasa bağlamıştır. Alimler, kitaplar ve hidayet rehberi olan mürşitleri hidayete sebep ve vasıta yapmış, onlara bu konuda imtiyaz vermiştir. Aynen şifaya ve tedaviye vasıta olan doktora bu konuda bir imtiyaz verdiği gibi… Ahir zamanda hidayet yolları ve sebepleri Deccal ve Süfyanın hile ve tuzakları ile kapatıldığı ve inananlar dahi hidayetten mahrum edilmeye çalışıldığı bir dönemde mahza hidayete vesile olan ilim sahibi alime peygamberimiz (sav) “Mehdi” adını vermiştir. Onun mahza hidayet olan kitaplarını okuyanların deccal ve süfyanı tanıyarak onların hile ve tuzaklarına düşmen mahza hidayet yoluna gireceğini mu’cizane haber vermiş ve ümmetine müjdelemiştir. Etiketler: Hidayet Hidayet Rehberleri Mehdi Rızık Şifa Ulema Ulema-i Su Alimler |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|