Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Hadis Dersleri arrow Hz. Ali Hakkında Hadisler-2
Advertisement
Hz. Ali Hakkında Hadisler-2 PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 05 Aralık 2011

11. Zeyd b. Erkam (ra) rivayet etti: “Allah’ın Resulünün (sav) ashabından bir grup insanın mescide açılan kapıları vardı. Peygamberimiz (sav) “Alin’in kapısı hariç diğer kapıları kapatınız” ferman buyurdular. Cemaat-i sahabe bunun üzerine ileri geri konuşmaya başlayınca peygamberimiz (sav) “Ali’nin kapısından başka kapıların kapatılması ile emr olundum. Bu konuda ileri geri konuştunuz. Vallahi ben onu ne kapattım ve ne açtım. Sadece emrolundum ve ben bu emre uydum” buyurdular. (Müsned-i Ahmed, 4:369; Hâkim, Müstedrek, 3:125; Nesai, Hasais-i Ali, No: 37, 38, 39, 40, 41, 42)

12. İkrime b. Abbas’dan (ra) mervidir: “Ali (ra) peygamberin (sav) sağlığında şöyle derdi: Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde ‘Peygamber ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz?’ (Al-i İmran, 3:144) buyuruyor. Allah bizi hidayete erdirdikten sonra vallahi geriye dönenlerden olmayız. Vallahi O ölür veya öldürülürse ben de onun gibi ölene kadar Allah yolunda savaşacağım. Allah bizi Kur’ân ile hidayete erdirmiştir. Tabii ki ben de her fani gibi öleceğim. Vallahi ben O’nun velisiyim, kardeşiyim, varsiyim ve kardeşinin oğluyum. O’na benden daha layık ve daha sahip kim vardır ki?” (Taberani, Mü’cemu’l-Kebir, 1:176; Hâkim, El-Müstedrek, 3:126; Nesai, Hasais-i Ali, No:62)

13. Bir adam Hz. Ali’ye (ra) dedi ki: “Yâ Emire’l-Mü’minîn! Neden diğer amcaların değil de sen O peygambere vâris oldun?” Hz. Ali (ra) ona şu cevabı verdi: “Resulullah (sav) Abdulmuttaliboğullarını yemeğe davet etti. Doyuncaya kadar yediler; ama yemek hiç dokunulmamış gibi kaldı. Sonra su getirdi. Kanıncaya kadar içtiler. Geriye su sanki hiç içilmemiş gibi kaldı. Sonra peygamberimiz (sav) Allah’ın kendisine nübüvvet görevi verdiğini söyledi, onları imana davet etti ve şöyle buyurdu: “Ben Allah tarafından size özel ve tüm insanlığa da genel olarak gönderildim. İşte bu mucizeyi de gördünüz. İçinizde hanginiz benim kardeşim, dostum ve vârisim olmak için bana biat eder?” Hiç kimseden ses çıkmadı. Kavmin en küçüğü olduğum halde (O zaman sekiz yaşındaydı) ben ayağa kalktım ve “Ben olurum!” dedim. Bana “Sen küçüksün otur!” buyurdular. Peygamberimiz (sav) bu sözü üç defa tekrar ettiler. Hiç kimseden ses çıkmayınca her defasında ben ayağa kalktım. Bana “Sen küçüksün, otur!” diyordu. Üçüncüsünde başka kalkan olmayınca mübarek eli ile elimi tuttu ve bana dua etti. Bunun için ben amcama değil, amcamın oğluna varis oldum” dedi. (İmam Nesai, Hasais-i Ali, No: 63) Peygamberler mal miras bırakmadıkları için Hz. Ali (ra) peygamberin ilmine varis olmuştur. Bu nedenle peygamberimiz (sav) onun hakkında “Ben ilmin şehriyim Ali onun kapısıdır” (Tirmizi, 4:374, Hadis No: 3969; Cami’us-Sağir 1:415, Sevaik’ul Muhrika 73; Tehzib’ut-Tehzib 6:320; Müstedrek-i Hâkim 3:126) buyurmuşlardır.

14. İmran b. Husayn’dan (ra) mervidir: “Allah resulü buyurdular: ‘Şüphesiz Ali bendendir, ben de ondanım. O benden sonra da mü’minlerin velisidir.” (Buhari, Fetih, 7:303-304; Tirmizi, tuhfe, 10:209; Müsned-i Ahmed, 4:437-438; İbn-i Hibban, Sahih, H. No:2203; Müstedrek-i Hâkim, 3:110; Taberaini, Mu’cemu’l-Kebir, Hadis No: 3511-3512; İbn-i Saad, Tabakat, 3:43; 4:36; İmam Nesai, Hasais-i Ali, No: 65, 66, 67, 68)

15. Zeyd b. Erkam’da (ra) mervidir. Peygamberimiz (sav) “Veda Haccı”ndan dönerken “Gadir-i Hum” mevkiinde ağaçların altını temizleterek oraya oturulmasını emretti. Herkes çevresinde toplanınca şöyle buyurdular: “Size iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha önemlidir. Bunlardan birisi Allah’ın kitabı, diğeri itretim, yani ehl-i beytim. Benden sonra bu ikisine nasıl davranacağınıza dikkat edin. Bu ikisi havzumun başına gelene kadar birbirinden ayrılmazlar.” Sonra şöyle buyurdu: “Şüphesiz benim mevlâm Allah’tır. Ben de her mü’minin velisiyim. Sonra Ali’yi yanına çağırdı. Elini tuttu ve şöyle buyurdu: “Ben kimin velisi isem Ali de onu velisidir. Allahım bunu seveni sev, buna düşman olana da düşman ol.” Zeyd b. Erkâm’a sordular. “Sen bunu bizzat Resululah’dan işittin mi?” Cevap verdi. “Evet, benimle beraber o ağaçlıkta bulunan herkes bunu bizzat gözleriyle gördü ve kulaklarıyla işitti” dedi. (Müsned-i Ahmed, 1:118; İbn-i Ebi Asım, Sünne, Hadis NO:1354-1365; İbn-i Hİbban, Sahih, H. No: 2204; Nesai, Hasais-i Ali, 76, 77, 78, 79, 80)

16. Umeyye b. Saad anlatıyor: Hz. Ali (ra) Kufe mescidinde insanlara “Allah aşkına söyleyin! Allah resulü ‘Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır’ dediğini içinizde duyan var mı?” bunun üzerine hemen altı kişi kalkarak “Biz bunu Resulullah’tan (sav) bizzat duyduk” diye şahitlik ettiler. (Müsned-i Ahmed, 5:366; Bezzar, Hadis No: 254; Nesai, Hasais-i Ali, No: 82, 83, 84)

17. Hz. Ali (ra) bir konuşmasında şöyle demiştir: “Taneleri yaratıp insanları halk eden Allah’a yemin olsun ki, şu husus peygamberlerin ahdidir. Buyurdular ki “Ali’yi ancak mü’min olan sever, Ali’den ancak münafık olan nefret eder.” (Müslim, Sahih, 2:64; Tirmizi, Tuhfe, 10:239; İbn-i Mâce, 114; İbn-i Ebî Âsım, Sünne, 2:598; Müsned-i Ahmed, 1: 84, 95, 128; Nesai, Sünen, 7: 115-116; Nesai, Hasais,No: 97, 98, 99)

18. Rabia b. Nâcid’den (ra) mervidir. Hz. Ali (ra) şöyle dedi: Allah resulü şöyle buyurdular: “Yâ Ali! Sende İsa’nın (as) örneği vardır. sende onun gibi iki grup insan helak olur. Yahudiler İsa’ya nefretinden, Hristiyanlar ise ona aşırı sevgilerinden dolayı helâk oldular” buyurdu. (Bezzar, 3:202; Ebû Yâ’lâ, Müsned, 406-407; Nesai, Hasais-i Ali, No:100)

19. Hz. Aişe (ra) Hz. Ali hakkında şöyle dedi: “Resulullah’ın (sav) erkekler içinde Ali’den, kadınlar içinde de Fatıma’dan daha çok kimseyi sevdiğini görmedim.” (Ebu Davud, Sünen, H. No: 4999; bezzar, Müsned, 3:194-195; Müsned-i Ahmed, 4:271, 275; Tirmizi, tuhfe, 10: 375; Nesai, Hasâis-i Ali, No: 107, 108, 109, 110)

20. Hz. Ali (ra) dedi ki: Mekke döneminde Resulullah (sav) ile yürüyerek Kâbe’ye gittik. Benim güçsüzlüğümü görerek “Omuzuma çık!” emrettiler. Mübarek omzuna çıktım. Birden bana göğün ufuklarını tutabilecek bir keyfiyet göründü. Kâbe’nin üzerinde sarı madenden bakır karışımı bir heykel vardı. Onu öne, arkaya, sağa ve sola salladım. Resulullah (sav) “Onu aşağıya at!” emrettiler. Hemen attım. Düştü, cam gibi dağıldı. Sonra omzundan indim. Resulullah (sav) ile birlikte kimseye görünmeden oradan uzaklaştık. (İmam Nesai, Hasais-i Ali b. Ebi Tâlib, No: 110)


Etiketler:  Hz. Ali Gadiri Hum Emirel Müminin Kâbe Kufe Mekke
 
< Önceki   Sonraki >