İrşad ve Hitabet
Hadis Dersleri
İbadet ve Amellerimiz | İbadet ve Amellerimiz |
|
|
|
| Perşembe, 12 Ocak 2012 | |
|
M. Ali KAYA Hadisin Açıklaması: İmanlı bir insanın imanından kaynaklanan bütün işleri, Allah’ın rızasına uygun yaptığı zaman ibadet adını alır ve kendisine ahirette fayda verir. İbadetin amacı Allah rızasıdır ve bu genellikle insanın nefsine zor geldiği için insanı mutlu etmez; ancak iman ve ibadetin mutluluğu hayata anlam kazandırması yönüyledir. İman insanın bütün fiillerini ve faaliyetlerini uhrevi saadeti kazanma amacına yönlendirdiği için huzur kaynağıdır. Ancak bu insanın rahatını ve istirahatini terk etmesine bağlı olduğu için nefsinin hoşuna gitmez ve nefis büyük ıstırap ve sıkıntı duyar. Bu nedenle ibadetten ve hayırlı amellerden kaçmak ister. Bu nedenle “ibadetin amacı hayatın mutluluğudur” denilmez ve bu tarif insanı yanıltır. Amel, iş, vazife, davranış ve faaliyet anlamına gelen dini bir terimdir. Amel, insanın bir gaye ve amaca yönelik fiilleridir. Bunların başında Allah’ın emirlerini yapmak, Allah rızasını ve uhrevi sevabı amaç edinerek yapılan fiiller ve ibadetler gelir. Böyle bir amaç ve hedef yoksa yapılan işe fiil denir ama amel denmez. (Ragıb el-Isfahâni, Müfredat, 348) Ameller “amel-i salih” ve “seyyie” olmak üzere ikiye ayrılır. Amel-i salihi işlemek isnana sevap kazandırırken, seyyie işlemek ise insana günah kazandırır. Yüce Allah “Hanginiz daha iyi amel işleyecek diye imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattığını” (Mülk, 67:2) bize bildirmektedir. Yüce Allah Asr Suresinde “Asra yemin olsun ki insanlar hüsrandadır; ancak iman edip salih amel işleyenler, insanlara hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır” (Asr, 103:1-3) buyurarak salih emeli imandan sonra zikretmiş ve salih amelin de ancak hakkı tavsiye ve sabırla kazanılacağına işaret etmiştir. İmansız hiçbir amelin Allah katında kabul edilmeyeceğini de “İmansız ölenlerin yeryüzünü dolduracak kadar altın sadaka verseler ve insanlara fayda sağlasalar da hiçbir amellerinin kabul edilmeyeceğini, cehennemden kendilerini kurtarmayacağını ve bu yaptıklarının kendilerine ahirette hiçbir fayda sağlamayacağını da haber vermiştir.” (Âl-i İmran, 3:91) Peygamberimize (sav) imandan ve farzlardan sonra hangi amelin Allah katında değerli olduğunu soranlara “Elinin emeği ile elde ettiği helal kazancıdır” (Müsned-i Ahmed, 3:466; Heysemi, Zevâid, 3:60, 61) cevabını vermiştir. “Ameller niyetlere bağlıdır.” (Buhari, Bed’ul-vahy, 1; Müslim, İmare, 155) İnsanın amelinin Allah katında makbul olması için ibadet niyeti ve Allah rızası amacına yönelik olması şarttır. Kişi niyetinin samimiyetine ve Allah rızasını kast ederek çektiği sıkıntısına göre amelinin sevabı da artmaktadır. Peygamberimiz (sav) bu gerçeği “Birinizin işlediği hayırlı ameli samimiyetine göre on katından yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Kötülük ise ancak misli ile ceza görür” (Buhari, İman, 31; Müslim, İman, 205) buyurarak Allah’ın rahmetinin öfkesinden daha çok olduğunu ve sevapların biner biner artarken günahların ancak birer birer çoğaldığını bize müjdelemiştir. Peygamberimiz (sav) iyilik ve salih amelin “Güzel ahlak ve kalbi sevindiren şeydir; kötülük ise kalbi rahatsız eden ve insanların görmesinden hoşlanılmayan ameller” (Müslim, Birr, 14; Tirmizi, Zühd, 52) olduğunu söylemiştir. Bu ve benzeri iyilikler insanın elinden gelmese o zaman “eliyle ve diliyle Müslümanları rahatsız etmemesini” (Buhari, İman, 4-5; Müslim, İman, 64) de Müslümanlığı gereği olduğunu haber vermiştir. Bir sahabe “haramlardan kaçıp farzları yaptıktan sonra bana ne tavsiye edersin” demesi üzerine peygamberimiz (sav) “Nerede olursan ol, Allah’tan kork! Yaptığın bir kötülüğün arkasından hemen bir iyilik yap ki onu silsin. İnsanlara güzel ahlakla ve güler yüzle muamele et” (Tirmizi, Birr, 55; Dârimi, Rikak, 47) ferman etmişlerdir. Başkalarının iyilik ve hayır işlemelerine vesile ve sebep olmak, onlara iyilik tavsiyesinde bulunmak da salih amellerin en önemlilerindendir. Nitekim peygamberimiz (sav) “hayra ve iyiliğe sebep olan onu yapan gibidir” (Müslim, İmare, 133; Ebu Davud, Edeb, 115; Tirmizi, İlim, 14) buyurarak başkalarını teşvik etmenin ve yardımcı olmanın da aynen yapmak gibi olduğunu belirtmişlerdir. Bu nedenle “insanlar hidayete ve doğru yola davet eden ona uyanların sevabı kadar sevap ve mükâfata nail olur. Kötü yola davet edenlerin durumu da aynıdır. O da işlenen bütün günahlara ortak olur.” (Müslim, İlim, 16; Zikir, 1; Ebu Davud, Sünnet, 6; Tirmizi, İlim, 15) Aynı şekilde “güzel bir çığır açan ve güzel bir adet başlatan o adeti devam ettiren ve o yolda yürüyenlerin bütün sevaplarına ortak olur.” (Müslim, Zekât, 70; Ebu Davud, Sünnet, 6) Bütün bunlar insanların işledikleri amellerdir. Akıllı bir insan farzları yapıp haramlardan kaçındıktan sonra salih ameller peşinde koştuğu gibi, başkalarını teşvik ederek, güzel adetler geliştirerek, hayırlı çığırlar açarak, hayırlı evlatlar yetiştirerek, başkalarının hayırlı amellerine destek olarak öldükten sonra da amel defterinin kapanmamasına çalışır. Böylece günah yönüyle ölse de amel defteri kapanmaz ve kıyamete kadar sevap yazılmaya devam eder. İnsanın en büyük düşmanı şeytandır ve iki yakası arasındaki nefsidir. İnsan kendisini bu iki düşmandan koruduğu zaman bütün düşmanlarından korumuş olur. (Tirmizi, Etîme, 47) Nefis ve şeytanını yenen birisinin onlar dışındaki düşmanlarına mağlup olması düşünülemez. Bu nedenle peygamberimiz (sav) yüce Allah’ın ahirette amellerini onların önlerine koyarak “Ey Kullarım! Bunlar sizin amellerinizdir. Onları sizin için sayıyorum. İşlediğiniz bütün amellerinizin karşılığını size ödeyeceğim” diyeceğini bize haber vermiş ve ümmetini “Öyle ise kim bir hayırla karşılaşırsa Allah’a hamd etsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa kendisinden başkasını kınaması.” (Müslim, Birr, 55; Tirmizi, Kıyamet, 48) buyurarak ikaz etmiştir. Etiketler: İman İbadet Amel Fiil İş Hayır Şer Amel-i Salih Niyet İyilik |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|