Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Hadis Dersleri arrow Kaderle Alakalı Hadisler-12
Advertisement
Kaderle Alakalı Hadisler-12 PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 14 Aralık 2011

M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Hiçbir halife/idareci yoktur ki onun biri kendisini hayra teşvik eden, diğeri de şerre teşvik eden iki danışmanı ve veziri olmasın. Masum ve kötülükten korunan kimse Allah’ın kendisini koruduğu kimsedir.” (Buhari, Kader, 7; Ahkâm, 42; Nesai, Bey’a, 32)

Hadisin Açıklaması:
Yüce Allah insanı yeryüzünün halifesi yani idarecisi ve müdebbiri olarak yaratmıştır. Kişi insanlar tarafından seçilmiş ve insanların işlerini yöneten bir idarecisi olmasa da kendi hayatının, ailesinin, işinin ve kendisine ait mülkünün ve eli altındaki mekânının, canlı ve cansız varlıkların idarecisi, müdebbiri ve mümessilidir. Allah onu elinin altında ve sorumluluğu dâhilinde olan şeylerden sorumlu tutacaktır. Her insanın sorumluluk alanı kendisine ait olan ve Allah’ın kendisine verdiği imkânlar ölçüsündedir.

Nimet şükrü gerektirdiği gibi, verilen imkânlar ve tevdi edilen vazifeler de sorumluluğu gerektirir, sorumluluk ise hesap vermeyi netice verir. İnsan hem kendi hayatında hem kendisine ait olan fiziki alanda, hem de dâhil olduğu sosyal alanda etkili ve yetkili olup sorumludur. Hem dünyada hem de ahirette hesap verme durumundadır. İnsana verilen irade ve kudret onun hürriyetini sağlarken, akıl ve zekâ da onun idarecilik yönünü ortaya çıkarır. Ceza ve mükâfatı da kendisine verilen irade, kudret ve imkânlarından dolayıdır.

Yüce Allah halife olarak yaratıp yeryüzüne gönderdiği insanın aklını ve zekâsını doğru kullanması, eli altındakilere sorumluluğunun gereği olarak adil davranması, her hak sahibine hakkını verebilmesi için rahmetinden ve merhametinden seçilmiş peygamberleri aracılığı ile emirlerini, yasaklarını bildirerek hak ve hakikate, adalet ve hakkaniyete yönlendirmiştir. Bununla beraber imtihanın gereği olarak onu nefis ve şeytanla sınamış, kalbine hayrı ilham eden melek ve vesvese veren şeytan ile de takviye etmiştir. Yine de sorumluluğu ve yükümlülüğü teklife ve akla bağlamıştır. Bu nedenle aklı olmayanı sorumlu tutmadığı gibi, (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 2:362) peygamber göndererek emir ve yasaklara muhatap etmediği kulunu da sorumlu tutmamaktadır. (İsra, 17:15)

İnsan bir yolcudur. Yola çıkmak için iyi azık hazırlamak lazım zira yol çok uzundur. Yolda karşılaşılacak tehlikelere karşı iyi tedbir almak ve silahlanmak lazımdır zira yolda eşkıyalar ve hırsızlar çoktur. Yolu iyi yapmak lazım zira badireler ve uçurumlar vardır. Bütün bunlarla beraber memleketin padişahından yardım almak gerekir. Aksi takdirde kişinin aldığı tedbirler yeteli değildir. Bunun için peygamberimiz (sav) “Masum ve kötülükten korunan kimse Allah’ın kendisini koruduğu kimsedir” buyurmuşlardır. Yüce Allah daima “Şeytandan ve şerlerden kendisine sığınılmasını istemekte ve kendisine iltica edenleri koruyacağını vaat etmektedir.” (Nahl, 16:97) Kişi “İstiâze” ile Allah’a sığınmalı, “Muavvizateyn ve Âyete’l-Kürsi” okuyarak Allah’a iltica etmeli ve yardım istemeli ve “Besmele” ile daima Allah’tan yadım dileyerek işlerine başlamalı ki hayırlı işinin sonu fesada varmasın ve şerli işlere bulaşmasın; Allah’ın koruması sayesinde tehlikelerden muhafaza edilsin.

Her insanın kendisine hayrı tavsiye eden ve iyiye sevk eden dostu ve kendisini kötülüğe ve fesada çağıran düşmanı vardır. Bu düşmanların çoğu kendisine dost olarak ve iyiliğini isteyerek gelirler. İnsan aklı ile dost yüzlü düşmanlarını tanır, işlerini sonucunu görür. Bu sebepledir ki yüce Allah insanları uyarır ve “Ey iman edenler! Eşleriniz ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olur, onlardan sakının. Siz yine de onları affeder, suçlarını örter ve bağışlarsanız bilin ki Allah da sizi affeder” (Tegabün, 64:14) buyurarak en yakınların dahi şerrinden sakınmayı emreder. İnsan daima her şeyin sahibi ve hâkimi olan Allah’a sığınmakla korunabilir.

Son olarak Bediüzzaman’ın dediği gibi “Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve Küre-i Arz ve nev-i beşer dairesinden tut.. tâ zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve daimî vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat, ara sıra vazife bulunabilir” (Meyvenin 4. Meselesi) ifadelerindeki ölçüyü nazara alarak en önemli vazifeyi ihmal etmeden diğer dairelerdeki vazifelerini de yapmalıdır. Bu konuda yardımı ve muvaffakıyeti doğrudan Allah’tan istemelidir.

 
< Önceki   Sonraki >