Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Hadis Dersleri arrow Kaderle Alakalı Hadisler-16
Advertisement
Kaderle Alakalı Hadisler-16 PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 05 Ocak 2012

M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) buyurdu: “Sana yerine getirdiğin takdirde Allah’ın seni koruyacağı kelimeler öğreteceğim. Allah’ın emir ve yasaklarına karşı edebini koru ki Allah da seni korusun. Allah’ın hukukunu koru ki, Allah’ı kendine hâmi bulasın. Dünya ve ahirete ait bir şey istediğin zaman Allah’tan iste. Bollukta Allah’ı tanı ki, darlıkta da O seni tanısın. Yardım isteyeceksen Allah’tan iste. Zira bütün kullar Allah’ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler hiçbir fayda sağlayamazlar. Allah’ın yazmadığı bir hususta hepsi sana zarar vermek için bir araya gelseler bunu asla başaramazlar. Artık defter dürüldü, kaderi yazan kalemin mürekkebi kurudu.” (Tirmizi, Sıfatu’l-Kıyamet, 59)

Hadisin Açıklaması:
Yüce Allah insanı ebed ve cennet için yaratmıştır. Bunu da Hz. Âdem’i (as) yaratıp cennete koyarak göstermiştir. Sonra Hz. âdem’i dünyaya göndererek peygamber yapmış ve neslinden gelenlerin cenneti hak etmeleri ve cennete layık hale gelmeleri için dünya okulundan iyi derece ile mezun olmayı şart koşmuştur. Dünyada insanı felakete ve cehenneme sevk edecek pek çok düşmanları yaratmıştır ki insan bunlarla mücadele ederek kabiliyetlerini geliştirsin ve ruhunu kemâle erdirsin. Bu düşmanlarının başında önce nefis ve hevası, sonra şeytan ve avaneleri gelmektedir. İnsan düşmanlarından korunmadan, cehenneme götürecek amellerden kaçınmadan hiçbir arzusuna ulaşamaz, cennete ve Allah’ın rızasına kavuşamaz.

Bu nedenle peygamberimiz (sav) “Beşîr ve “Nezîr” olduğu için imanın ve salih amellerin sonucu olan cenneti ve nimetlerini müjdelemekte, küfrün ve insanı cehenneme götürecek olan amelleri haber vermekte ve nasıl korunması gerektiğini de muallimlik görevi gereği öğretmektedir.

“Sana yerine getirdiğin takdirde Allah’ın seni koruyacağı kelimeler öğreteceğim” buyurmaktadır. Bu kelimeler mücerret dua olmayıp yapılması gereken amelleri içine almaktadır. Peygamberimiz (sav) “Allah’ın emir ve yasaklarına karşı edebini koru ki Allah da seni korusun. Allah’ın hukukunu koru ki, Allah’ı kendine hâmi bulasın. Dünya ve ahirete ait bir şey istediğin zaman Allah’tan iste. Bollukta Allah’ı tanı ki, darlıkta da O seni tanısın. Yardım isteyeceksen Allah’tan iste” buyurmaktadır. Kişi Allah’ın emir ve yasaklarına uymadıkça kurtuluş imkânı yoktur. Allah’ın hukuku denilen haramları ve farzları yerine getirmedikçe insanın kendisini nefis ve şeytandan korunmasına imkân yoktur.

Farz ve haramlara önem veren bir insanın bundan sonra yapacağı en önemli şey iman-ı kâmilin gereği olan “Her istediğin şeyi Allah’tan istemektir.” Zira “bütün kullar Allah’ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler hiçbir fayda sağlayamazlar. Allah’ın yazmadığı bir hususta hepsi sana zarar vermek için bir araya gelseler bunu asla başaramazlar.” İnsan geleceğe ait kaderini bilmesi mümkün değildir. Zira geleceği ancak Allah bilir. Hal böyle olunca, insanlar açısından kaderi değiştirme imkânı yoktur. İnsan kaderinde ne varsa onu yaşayacaktır; zira ne olduğunu başına gelmeden bilmemektedir. Çünkü insan açısından artık “kalem kurumuş, defter dürülmüştür.” Ancak kişi kaderi takdir eden ve her şeye kadir olan yüce Allah’tan isteyecektir ki Allah onu kabul ederek kaderinde rızık yazmamış ise de kaderini değiştirip rızkını versin, istediği her şeyi sonsuz kudreti ile yaratıp kulunun ihtiyacını karşılasın.

Allah “Atâ kanunu” ile kulun isteğine cevap verir, hikmeti gereği ya aynen icabet eder veya daha iyisini verir veyahut isteğini ahirete erteler ve orada daha güzelini verir. Bu Allah’ın hikmetine ve rahmetine bağlıdır. Buna inanmak ve Allah’a güvenmek de kulun kulluğunun güzelliğindendir.

Sonuç olarak insan gerek düşmanlarından korunmak için, gerekse Allah’a yakınlık kazanmak ve isteklerini kabul ettirmek için imandan sonra “Salih Amele” ve “Duaya” sarılmalıdır. İnsanın vazifesi “taallümle tekemmül” ve “dua ile ubudiyettir.” Bunu yaptığı zaman Allah kendisini her türlü kötülüklerden korur ve her nevi hayrın kapısını ona açar.

Sonucu yine peygamberimizin (sav) hadisi ile noktalayalım: “Allah’ın emir ve yasaklarına karşı edebini koru ki Allah da seni korusun. Allah’ın hukukunu koru ki, Allah’ı kendine hâmi bulasın. Dünya ve ahirete ait bir şey istediğin zaman Allah’tan iste. Bollukta Allah’ı tanı ki, darlıkta da O seni tanısın. Yardım isteyeceksen Allah’tan iste. Zira bütün kullar Allah’ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için bir araya gelseler hiçbir fayda sağlayamazlar. Allah’ın yazmadığı bir hususta hepsi sana zarar vermek için bir araya gelseler bunu asla başaramazlar. Artık defter dürüldü, kaderi yazan kalemin mürekkebi kurudu.”


Etiketler:  Kader Amel-i Salih Farz Haram Dua İbadet İman-ı Kamil
 
< Önceki   Sonraki >