İrşad ve Hitabet
Hadis Dersleri
Kaderle Alakalı Hadisler-6 | Kaderle Alakalı Hadisler-6 |
|
|
|
| Cumartesi, 03 Aralık 2011 | |
|
Hadisin Açıklaması: Kaza, Allah’ın herhangi bir konuda verdiği hükmüdür. Allah’ın zulmedene ezelde zâlim hükmünü vermiş ve onu cezalandıracağını beyan buyurmuştur. Adaletli olana da “âdil” hükmünü vermiş ve mükâfatlandıracağını beyan buyurmuştur. Diğer hükümleri de böyledir. İnkâr edene “kâfir” ve inanana da “mü’min” hükmünü vermiştir. İnanandan razı olduğunu küfürden ise razı olmadığını bize haber vermiştir. Bütün bu hükümleri Allah’ın verdiğine inanmak imanın gereğidir. Aynı şekilde fiillerimizin her birinin Allah katında bir hükmü vardır. Fıkıhta buna “Ef’âl-i Mükellefîn” adı verilir. Fiillerimiz ya Farz veya sünnet, hayut haram veya mekruh veya haram veyahut da mubahtır. Yüce Allah farz, sünnet ve mübah olan fiillerden razıdır, haram ve mekruh olanlardan razı değildir. Allah rızasını isteyen bir kul Farz ve sünneti yapmalı, haram ve mekruhlardan kaçmalıdır. Bütün bu hükümleri Allah takdir etmiştir, bizim de bunlardan razı olmamız gerekir. Fıtrat ve ibadet konusunda durum böyle olduğu gibi insanın elinde olmayan, iradesi ve kudreti dâhilinde olmayan hastalık, sakatlık, musibetler ve beliyyelerin istilası gibi hususlarda da Allah’ın bu konuda verdiği hükümlerine sabır gösterip Allah’tan geldiğine ve bir imtihan vesilesi olduğuna inanıp razı olması gerekir. Bütün bunlara rıza gösterip teslim olmak kişinin saadet vesilesidir. Bediüzzaman hazretlerinin dediği gibi “Kadere itiraz eden başını örse vurur kırar. Rahmete itiraz eden rahmetten mahrum kalır.” (Mektubat, 2004, s. 449) Yüce Allah layık olsun veya olmasın dilediğine dilediğini verir. Bu hususa da itiraz etmemek gerekir. Allah verir imtihan eder, vermez sabrını dener. Bütün bunlar Allah’ın hikmetine uygundur. Dünyâ dar-ı imtihandır, ücret ve mükâfat yeri değildir. Kişi Allah’ın rızasını ya nimete şükürle veya musibetlere sabırla, kazaya rıza ve kadere teslimiyetle kazanır. Nitekim Kur’ân-ı Kerimde “Yoksa onlar Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar?” (Nisa, 4:54) buyurarak Allah’ın lütfundan verilen nimetleri kıskanmamak gerektiği vurgulanır. Allah fazlından kimine ilim ve hikmet, kimine de mal ve mülk verir. Verdiği için Allah sorumlu tutulamaz, insanlar Allah’ın nimetlerine şükretmedikleri ve musibeterine sabretmedikleri için kınanır ve ahirette hesaba çekilerek ceza görürler. Rıza her şeyden önce Allah’ın takdirine karşı çıkmamaktır. Allah’tan gelene razı olmamak ahmaklık alameti olarak da tanımlanmıştır. Ancak kulların zulmüne ve küfrüne rıza göstermek ise zulüm ve küfürdür. Zira zulüm ve küfür insanın hakkı kabul etmemek, hakikati inkâr etmekten doğan ve fiilleri ve bu fiillerinden dolayı kesb ettikleri hükümlerdir. Bu fiiller kullara ait olduğu ve Allah’ın razı olmadığı fiiller olduğu için “Küfre rıza küfür, zulme rıza zulümdür” (Buhari, Megâzî, 46) Zira Allah’ın rızası küfürden ve günahtan kaçmaya bağlı olduğu için, küfürden ve günahlardan kaçmayı da gerektirir. Peygamberimiz (sav) “Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan, Resul olarak Muhammed’den (as) razı olan imanın tadına varmıştır” (Müslim, İman, 56) buyurur. İnsan Allah’ın kaderine rıza ile mukabele ettiği gibi devamlı olarak Allah’tan hayır ve iyilik istemesi de görevidir. Zira her şey Allah’ın elindedir. Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz, öyle ise akıllı bir insana gereken isteyeceği ve ihtiyacı olan her şeyi, her şeyin sahibi olan Allah’tan istemektir ki buna istihâre denir. Peygamberimiz (sav) çok önemli bir şeyi Allah’tan isteyen birinin iki rekât namaz kıldıktan sonra “Allahım, ilminde hayırlı olanı kudretinden istiyorum” diye Allah’tan istemesini tavsiye etmiştir. (Buhari, Teheccüd, 25; Deavât, 49; Tevhid, 10) Sonra “Allahın hükmüne rıza göstermesi, hayırlı olanı Allah’tan istemesi kişinin saadetindendir. Allah’ın hükmüne razı olmaması ve Allah’tan istemeyi terk etmesi de onun bedbahtık ve şekâvet alametlerindendir” (Tirmizi, Kader, 15; Müsned-i Ahmed, 1:167) Kulun Allah ile istihare, işi bilen insanlarla istişare ederek hareket etmesi başarı ve saadet vesilesidir. Nitekim peygamberimiz (sav) “İstihâre yapan hüsrâna uğramaz, istişâre eden pişman olmaz, iktisat eden muhtaç duruma düşmez” (Tecrid-i Sarih, 4:135) buyurmuşlardır. Biz yaratılmış ve kaderin mahkûmu olan insanlara göre “geçmişe kader denir; geleceğe ise teklif noktasından bakılır.” Geleceği ancak Allah bilir. Geleceği kimse bilemediği için biz kulların vazifesi Allah’ın rahmetine güvenerek, kudretinde dayanarak, iradesine sığınarak hayrı Allah’tan istemek ve rızası dairesinde çalışmak, elimizden gelen tüm gayreti sarf etmek, Allah’ın bize verdiği aklın, iradenin ve yetkinin gereğini yapmaktır. Bunun için aklımızı ve yeteneklerimizi kullanmak, geliştirmek, istişare etmek, istihâre etmek, iktisadın gereğini yapmaktır. Etiketler: Kader Kaza Kazaya Rıza Rıza Kadere inanan kederden kurtulur İstihare İstişare |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|