İrşad ve Hitabet
Hadis Dersleri
Koruyucu Hekimllik ve Kader | Koruyucu Hekimllik ve Kader |
|
|
|
| Pazartesi, 09 Ocak 2012 | |
|
M. Ali KAYA Hadisin Açıklaması: Bu nedenle hukemâ dediğimiz ilim adamları ve filozoflar hikmetlerini yani ilimlerini araştırarak tabiattan ve akıldan alırken peygamberler doğrudan vahiy, yani ilham tarıkıyla Allah’tan alırlar. Bu nedenle ilim adamlarının bilgileri eksik ve tekâmüle müsait iken peygamberlerin ilimleri tekâmülün son mertebesinde olup kesin doğrudur. Bu nedenle ilim adamları peygamberin sözlerinin doğruluğunu ispat sadedinde yaptıkları çalışmalar ilim adını alırken, inkâr ve red için yaptıkları çalışmalar cehalet adını alır. Sonuçta ilim peygamberin sözünü tasdike mecbur kalırken filozofların düşünceleri ve akıl yürütmeleri de peygamberin sözüne uygun olursa hikmet adını alır. Bu mesele ayrıca bir iman konusudur. Zira yüce Allah “Rabbine and olsun ki, aralarındaki anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp sonra verdiğin hükmü kalbinde en küçük bir endişe duymadan ve tam bir teslimiyetle kabul etmedikçe gerçekten iman etmiş olmazlar” (Nisa, 4:65) ayeti bunu ifade etmektedir. Fevre b. Müseyk el-Murâdi (ra) peygamberimize (sav) gelerek “Ey Allah’ın Resulü! Ebyen denen bir yer var. Burası bizim ekim yerimiz ve geçim kaynağımız. Anacak burada veba çıkmış. Ne yapmamızı istersiniz?” dedi. Peygamberimiz (sav) şöyle cevap verdi: “Orayı tamamen bırak. Zira bu hastalığa yaklaşmakta helak vardır.” (Ebu Davud, Tıp, 24) Sahabenin birisi peygamberimize Taun/Veba hastalığı için “Allah neden bu hastalığı veriyor” diye sorar. Peygamberimiz (sav) “O Allah’ın dilediğine gönderdiği azabıdır. Mü’minlere ise rahmettir. Taunun çıktığı memlekette bulunan mü’min kendisine Allah’ın takdir ettiği şeyin ulaşacağını düşünerek sevap umudu ile sabreder de oradan ayrılmaz da ölürse şehit olarak vefat etmiş olur” (Buhari, Enbiya, 52; Tıp, 29, 30; Kader, 14) buyurdular. Bütün bunları kabul itmek imandan ve uygulamak ise akıl ve ilmin gereğidir. Kur’ân-ı Kerim “Hastalığı da şifayı da veren O’dur” (Şuarâ, 26:80) buyurarak her şeyin Allah’tan olduğunu bize haber vermektedir. Peygamberimiz (sav) de “Her derdin devası vardır; ilacını bulunca hastalık iyi olur” (İbn-i Mâce, Tıp, 1; Müslim, Selam, H. No: 2204; İbn-i Mâce, Tıp, H. No: 3439) buyurarak Allah’ın her hastalığa sebep ve ilaç yarattığını haber verir. Bu nedenle insan bir derde giriftar olduğu zaman ümitsizliğe kapılmamalı, ‘her derdin çaresi vardır’ buyuran peygamberimize itimat ederek çaresini aramalıdır. Bu benim kaderim diye tembel davranmalıdır. Zira kader her derdin çaresini de sebeplerini de tayin etmiştir. Bunu aramayı da din emretmiştir. Bu şekilde tıp ilmi ilerleme kaydetmekte ve doktorlar çare ararken ilme ve tıbba katkı sağlamaktadır. Tıbben hastalığın iki tedavi şekli vardır. Birincisi, koruyucu hekimlik” adı verilen hastalık gelmeden koruyucu tedbirleri almak, ikincisi gelen hastalıktan kurtulmak için çare aramak ve ilaçla tedavi olmaktır. Peygamberimiz (sav) “Tedavi olun” emrederken hastaları, “Aslandan kaçar gibi vebadan kaçın!” (Buhari, Tıp, 19) “Bir yerde veba varsa oraya girmeyin, bulunduğunuz yerde ortaya çıkmışsa oradan ayrılmayın” (Buhari, Tıp, 29; Enbiya, 52; Hiyel, 12) ferman ederek de koruyucu tedbirlerin alınmasını ve “karantina” metodunu ders vermiştir. Koruyucu hekimlik konusunda peygamberimiz (sav) “Beş şey fıtrattandır: Sünnet olmak, kasıklardaki ve koltuk altındaki kılları almak, tırnakları kesmek, bıyıkları kısaltmak ve istinca” (Buhari, Libas, 63-64) buyurarak temizliği emretmiştir. En az haftada bir defa yıkanmayı emretmiştir. (Buhari, Cuma, 12; Müslim, Cuma, 2) Yemekten önce ve sonra elleri yıkamayı tavsiye etmiştir. (Tirmizi, Et’ime, 39) Saçı yıkamak ve bakımını yapmayı (Muvatta, Islahu’ş-Şa’r, 2) Misvak kullanmayı ve dişleri temizlemeyi, (Buhari, Cuma, 8) Mideyi tıka basa doldurmamayı tavsiye etmiştir. (Tirmizi, Zühd, 47) Bunlar tıbbın koruyucu hekimliğin temel prensipleridir. Bütün bunlar Allah’ın kaderinde yazılan hususlardır. Peygamberimize (sav) taundan/vebadan sual edilmişti. Şu cevabı verdiler: “O sizden öncekilere Allah’ın gönderdiği bir azaptı. Ama şimdi Allah onu mü’minlere rahmet kılmıştır. Veba çıkan bir memlekette bulunan bir mü’min kendisine Allah’ın takdir ettiği şeyin ulaşacağını bilerek kaderimde ne varsa o olur diye sabreder, oradan çıkmazsa öldüğü zaman mutlaka şehit olarak ölür. Ölmez kurtulursa mutlaka şehit sevabının bir mislini kazanmış olur” (Buhari, Tıp, 31; Enbiya, 50; Kader, 15) buyurdular. Bu hadisten anlaşılmaktadır ki veba Allah’ın kaderi olduğu gibi, vebadan korunmak için tedbir almak, karantina uygulamak ve şifası için ilaçlara müracaat etmek de kaderdendir. Bunun içindir ki Hz. Ömer (ra) Şam’a giderken veba olduğunu duyunca yoldan geri dönmüş, “Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diyenlere de “Allah’ın kaderinden yine kazasına kaçıyoruz” diye cevap vermiştir. Etiketler: Koruyucu Hekimlik Tıp Kader Kaza İlaç Tedavi Veba Taun Hikmet |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|