Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Hadis Dersleri arrow Kur'an, Sünnet ve Kader
Advertisement
Kur'an, Sünnet ve Kader PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 22 Şubat 2012

M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Haberiniz olsun! Ben size iki değerli şey bırakıyorum. Biri Allah’ın kitabı, diğeri benim sünnetim. Allah’ın kitabı sema ile arz arasında uzanmış Hablullah, yani, Allah’ın ipidir. Kim ona tutunursa hidayet üzere olur, kim de onu terk ederse dalâlete düşer.” (Müslim, Fedail-i Sahabe, 7; Muvatta, Kader, 3)

Hadisin Açıklaması:
Dinin iki temel kaynağı vardır. Birincisi Allah’ın kitabı, ikincisi peygamberin hayatı ve sünnetidir. Peygamberin sünneti Allah’ın kitabını anlamak ve doğru uygulamak için daha önemlidir. Peygamber olmasa ve Allah’ın emrini onun rızasına uygun şekilde uygulamazsa Allah’a itaat ve ibadet ortadan kalkar. İnsanlar Allah’ın kitabını kendi akıllarına ve heveslerine göre uygulayarak Allah’ın kitabını hükümsüz hale getirirler. Nitekim Hıristiyanlar Hz. İsa’yı (as) Allah’ın yerine koydukları için Allah’a ibadet ve itaati ortadan kaldırmışlar ve Allah’ın kitabını ve dinini tahrif edip nefislerine uydurmuşlardır.

Peygamberimiz (sav) “Ben size Allah’ın kitabını bırakıyorum” demiş olsaydı Kur’an-ı Kerim İncil-i Şerif gibi tahrif edilir, heva ve hevese uydurulurdu. Kur’anın muhafızı “Sünnet” olduğu için peygamberimiz (sav) “Size Kur’an ve Sünneti bırakıyorum” (Muvatta, Kader, 3) buyurmuş ve Sünnetin Kur’anı muhafaza etmek için şart olduğunu açıkça ifade etmiştir. Peygamberin sünnetinin muhafızları da “Ehl-i Beyt” olduğu için peygamberimiz (sav) başka rivayetlerinde “Allah’ın kitabı ve Ehl-i Beytimdir. Bu ikisi Cennette Kevser havuzunun başında bana kavuşana kadar birbirinden ayrılmayacaktır” (Tirmizi, Menâkıb, 77) buyurarak sünnetin dindeki önemini vurgulamıştır.

Peygamberimiz (sav) Allah’ın hükümlerinin uygulamasına o derece önem vermiştir ki sünnetin korunmasını Kur’ânın muhafazası için istemiş, Sünnetini koruyacak olanların da “Hulefa-i Raşidin” olacağını gayb âşinâ nübüvvet nuru ile görmüş ve “Allah’tan korkun, başınıza Habeşli bir köle de olsa emrine itaat edin. Çünkü benden sonra sizler pek çok ihtilaflar göreceksiniz. Size sünnetimi ve hidayet üzere olan Hulefa-i Raşidin’in sünnetine uymanızı emrederim. Bunlara uyun ve dört elle sarılın. Sonradan çıkarılan ve dine sokulmaya çalışılan bidalardan sakının. Zira sünnetime aykırı yeni adetler bidattır, her bidat dalalettir, her dalaletin yeri cehennemdir.” (Tirmizi, İlim, 16; Ebu Davud, Sünnet, 6)

Dinin temel kaynağı Kur’an ve onun muhafızı Sünnet olduğu için Allah’ın helal ve haram hükümlerini korumak amacı ile peygamberimiz (sav) bazı şeyleri yasaklamıştır. Bu nedenle "Resulullah’ın haram kıldıkları da Allah’ın haram ettikleri gibidir.” (Ebu Davud, Sünnet, 6; Tirmizi, İlim, 60; İbn-i Mâce, Mukaddime, 2)

Peygamberimiz (sav) Kur’ânın muhafızı Sünnetine o derece önem vermiştir ki “Bizim sünnetimize uymayan bir amel işleyenin yaptığı amel merduttur, Allah tarafından kabul edilmez” (Buhari, İ’tisam, 5; Büyu’, 60; Sulh, 5; Müslim, Akdiye, 18; Ebu Davud, Sünnet, 6) buyurmuşlardır.

Peygamberimiz (sav) şüphesiz bu sözleri Allah’ın emrini uygulamak için yapmıştır. Yüce Allah dinin tebliği, uygulamasını ve tatbikini, ümmete örnek olmasını peygamberine emretmiştir. Elbette en güzel şekilde bu emri yerine getirecektir. Yüce Allah ferman etti: “Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasaklamışsa ondan sakının.” (Haşr, 59:7) “Ey Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı isteyenler ve Allah’ı çok zikredenler Allah’ın Resulünde sizin için güzel örnekler vardır, onu örnek alınız ve ona benzemeye çalışın!” (Ahzab, 33:21) “Ey İman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin! Sizden olan seçtiğiniz ulul-emirlere de itaat ediniz.” (Nisa, 4:59) “Biz size peygamberi Allah’ın izni ve emri ile ona itaat edesiniz diye gönderdik, görevlendirdik” (Nisa, 4:64) “Ey Allah’ı sevdiklerini iddia edenler! Şayet bu iddianızda samimi iseniz Allah’ın resulüne itaat ediniz ki Allah da sizi sevsin.” (Âl-i İmran, 3:31) bu ayetler ve Allah’ın resulüne itaati emreden diğer ayetler peygambere itaat ederek sünnetini yaşatmayı ve sünnetine uygun ibadet etmeyi emretmektedirler.

Peygamberimiz (sav) Hz. Ali’yi (ra) yerine halef bıraktı. Kendisinin geri kaldığını düşünerek üzüldü. Peygamberimiz (sav) ona “Seni gerei bırakmakla kendime kardeş yapmak istedim. Sen bana Harun’un Musa’nın yanındaki konumu gibisin. Ne var ki benden sonra peygamber yoktur. Ancak sen benim varisimsin” buyurdu. Hz. Ali (ra) “Yâ Resulallah! Senden alacağım miras nedir?” diye sordu. Peygamberimiz (sav) “Peygamberlerin mirası ilimdir. Bu ilim ise Allah’ın kitabı ve peygamberinin sünnetidir” (Taberânî, Mu’cemu’l-Kebir, Şâmile, 5:163)) buyurarak cevap verdiler. Bu nedenle Hz. Ali (ra) peygaberimizin (sav) emaneti ve mirası olan Kur’ân-ı Kerimi ve Sünnet-i Nebeviyeyi muhafaza etmek için hayatı boyu mücadele etti. Bütün mücadelesi Ehl-i Beyt’in lideri olarak Hulefa-i Raşidin ve kendi hilafeti zamanında “Sünneti” muhafaza etmekti. Hz. Ali’den sonra (ra) Sünneti muhafaza vazifesini Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra) ve Ehl-i Beytin diğer imamları yapmışlardır. Daha sonra Sünneti muhafaza görevi Kureyş’ten gelen her asrım imamı olam “Mücedditler” tarafından en güzel şekilde yapılmıştır.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah’ın dostları ancak takva sahibi olan muttakilerdir” (Enfal, 8:34) ayeti nazil olunca peygamberimiz (sav) “Benim dostlarım ancak müttakilerdir” (Hâkim, Müstedrek, 2:328) buyurarak ehl-i beytin de bunlar olduğunu ifade etmiştir. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Âl-i Beytten vazife-i Risaletçe muradı Sünnet-i Seniyyesidir. Süünnet-i Seniyyeyi terk eden hakiki Âl-i Beyt’ten olmadığı gibi Âl-i Beyt’e hakiki dost da olamaz” (Lem’alar, 2001, s.27) buyurarak bu hususu açıklamışlardır. Ayrıca “Bütün müttakiler Âl-i Muhammed ve manevi ehl-i beyttirler. Onlar kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun değişmez” (Ali el-Muttakî, Kenzü’l-Ummâl, 3:89; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 10:269; Taberânî, el-Mu’cemu’s-Sağîr, H. No: 318, Deylemî, Müsned, 1: 287; Ahmed, Müsned, 5, 235; Ali el-Muttakî, Kenz, 3:91) buyurmuşlardır.

Allah hidayet vermek ve dost edinmek istediklerini ancak haramlardan sakınan, farzları sünnete uygun olarak ifa eden ve peygamberin (sav) sünnetini kendisine rehber edinenlerden seçecektir. Hal böyle olunca ancak Kur’an ve Sünneti rehber edinenler hidayete erip kurtuluşa erecekleri sabit olur. Allah’ın hükmü ve kurtulanlar hakkındaki kaderi budur.


Etiketler:  Kur'an Sünnet Allah'a itaat Peygambere İtaat Hz. Ali Hulefa-i Raşidin Bidat Dalalet
 
< Önceki   Sonraki >