Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Hukuk
Advertisement
Hukuk
Zımmılerle İlgili Hükümler PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mayıs 2010
M. Ali KAYA
Gayr-i Müslim oldukları aldıklar halde islam ülkesinde ve Müslümanların güvenliği altında yaşayan ehl-i kitap, Yahudi ve Hıristiyanlara Zımmî denir. Zımmîler Müslümanların güvenliği altında olup, canları, malları, namusları, dinleri ve bütün hakları güvence altına alınmıştır. Bütün hak ve hürriyetleri islam idarecileri tarafından korunur. Zımmîler buna mukabil islam devletine “Cizye” adı altında bir vergi verirler. İslam devletinde himaye altında bulundukları süre içinde kendilerine irşad ve davet görevi yapılır. Dinde zorlama olmadığı için dine girmeye zorlanmazlar; ancak güzel ahlakla muamele edilir, İslamiyet hakkında bilgi verilir ve Müslüman olanlardan cizye vergisi kaldırılır.

Peygamberimiz (sav) zımmîlerle ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır: “Bir zımmîyi haksız yere öldüren cennetin kokusunu dahi duyamaz. Halbuki cennetin kokusu kırk yıllık yoldan gelir.” (Buhari, Cizye, 5) “Kim bir zımmîye gücünün üstünde yük yükler veya zorla ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmıyım. Zımmınin hakkını müslümandan alır ve kendisine veririm” (Ebu Davud, Harac, 31-33; Aclunî, Keşfu’l-Hafa, 2:218; Ebu Yusuf, Kitabu’l-Harac, Kahire, s. 135) Peygamberimiz (sav) ordularını savaşa gönderirken şöyle derdi: “Sizler Allah için, Allah adına sefere çıkıyorsunuz. Sakın insanlara zulmetmeyiniz. Savaşta müsle yapmayınız, yani insanların organlarını keserek işkence yapmayınız. Manastırlara, kadınlara, din adamlarına ve çocukları öldürmeyiniz. Kiliselerini yıkmayınız.” (Ebu Davud, Cihad, 120; Harac, 29-30) Necran Uskufu ile yaptığı anlaşma ve Emanname’demabedlerin garanti altında olduğu açıkça ifade edilmiştir. (İbn-i Saad, tabakat, 1:266)

Etiketler:  Zımmiler Zımmi Yahudi Hrısitiyan Ehl-i Kitap Zulm Haraç Cizye Medine Sözleşmesi Necran
Devamını oku...
 
İslamın Cihad Emri ve Savaş PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 19 Nisan 2010

M. Ali KAYA
Bundan 700 sene önce 1300’lü yıllarda meşhur İslam âlimi “İbn-i Teymiye”nin Mardin halkına verdiği ve Artuk Üniversitesi tarafından tartışılan fetva “Müslümanların Müslüman olmayan yönetimlerle savaşmaya çağırması” şeklinde algılanarak “El-Kâide” gibi marjinal ve radikal gruplar tarafından istismar edildiği doğrudur. Radikal gruplar eylemlerine meşruiyet kazandırmak için bu fetvayı kullanmaktadırlar. Radikal grupların düzenli ve akademik bir eğitim aldıkların söylenemez. Genellikle sadece radikal ve eksik bir din eğitimi aldıklarını görürüz. Bu nedenle yorumları insaf ve genel kurallar dışında olduğu anlaşılmaktadır. Bu ise dinin “Rahmet dini ve rahmet peygamberi” prensibine aykırıdır. İbn-i Teymiye doğru bir fetva vermiştir; ancak insanlar bu fetvadan yanlış sonuçlar çıkarmışlardır. İdareciler adaleti sağlamak durumundadır. Bu ise Müslim ve gayr-i Müslim ayırımı yapmadan herkesin canını, malını ve hakkını korumaya bağlıdır. Dolayısıyla fetva bu temel ölçüye göre yorumlanmalıdır. Bu durum dâr-ı İslam’da da Dâr-ı Harpte de değişmez. Bir ülkenin dâr-ı harp olması veya gayr-i Müslimler tarafından idare ediliyor olması Müslümanlara haksızlık ve zulüm yapma, haksız olarak kan dökme ve haksız kazanç elde etme hakkını vermez.


Etiketler:  cihad Kıtal Harb Savaş Terör Cihad Fetvası Dar-ı Harb Müslim Gayr-ı Müslim Hicret
Devamını oku...
 
Anayasa Tartışmasının Tükenmezliği PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 10 Nisan 2010
Süleyman DEMİREL
Türkiye 1876’dan beri hemen hemen 140 seneye yakın bir süreden beri anayasa tartışır. Evvela Kanûn-ı Esâsî, sonra Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, sonra Anayasa bizim lügatimizde yer almıştır. Biz anayasalardan çok şey umarız. Sanki sıkıntılarımızın bütün nedenlerini, kusurları anayasada buluruz. İyi bir anayasa olsa, bu sıkıntılarımızın olmayacağı kanaatinde oluruz. Anayasanın yerilmesi, kabahatlendirilmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasetinde uzun senelerden beri yer almıştır. 1950 yılları esnasında yapılan eleştiriler, 1924 Anayasası’nın yerine 1960 askeri müdahalesiyle, 1961 Anayasası’nı getirmiştir. 1961 Anayasası çok değişik şekillerde mütalâa edilmiştir. Türkiye’nin aydın kesimlerine göre, bu çok büyük ve çok muhteşem bir anayasadır. Birçok çağdaş kavramları ve çağdaş kurumları getirmiştir. Ama Türkiye’nin yönetiminde sıkıntılar olmuştur. O zaman da yönetimdeki sıkıntılar anayasaya atfedilmiştir. Anayasa değişikliği gündem maddesi hâlinde hep durmuştur. 1961 Anayasası için söylüyorum, bu anayasa ile ülkenin yönetilmesinin zor olduğunu söyleyen benim. “Bu anayasa ile ülke gül gibi idare edilebilir” diyen merhum hukuk profesörü Nihat Erim, ama kendisi Başbakan olduktan bir süre sonra “Bu anayasa lükstür” diyebilmiştir ve anayasa değişikliklerine gidilmiştir.

Etiketler:  Anayasa Tartışması Yargı Reformu Anayasa Süleyman Demirel Referandum Meclis 1982 Anayasası
Devamını oku...
 
Hukukun Üstünlüğünün Nasıl Sağlanır? PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 31 Mart 2010
M. Ali KAYA
Mekke fethinden kısa bir süre sonrasıydı. Peygamberimiz (sav) henüz Mekke’den ayrılmamıştı. Mahzumoğulları kabilesinden Fâtıma binti Esved adında asil aileden bir kadın hırsızlık yaparken suçüstü yaklanamıştı. Durum peygamberimize haber verildi. Peygamberimiz (sav) İslam hukuku ve Kur’ân-ı Kerimin ahkâmı gereği elinin kesilmesine hükmetti. Kabilesi içinde yüksek bir mevkide olan ve soylu bir aileye mensup olan bu kadının elinin kesilmesi ailenin kavmi ve kabilesi içindeki şerefine büyük bir leke olacağından dolayı ailesi devereye girdi. Kasının elinin kesilmesi yerine bir başka kurtuluş sebebi aramaya, bununu için de devreye sözü dinlenir kimseleri peygamberimize aracı yapmaya başladılar.

Etiketler:  Hukuk Hukukun Üstünlüğü Mekke Allah'ın kitabı Mekke'nin Fethi
Devamını oku...
 
İfade Hürriyeti ve İslam PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 23 Ocak 2010
Mustafa CAN
Düşünme hürriyetinden bahsetmek yanlıştır. Düşünceyi hiçbir şey sınırlayamaz. Düşünce bireyin zihni ile kendi iç âleminde yaptığı konuşmalarıdır. Bunu engellemek mümkün değildir. Düşünmek ve hayal etmek her insanın iç âlemi ile iletişimidir. Hayal etme hürriyetinden nasıl söz edilemezse, düşünme hürriyetinden de söz edilemez. İfade hürriyeti bireyin düşüncelerini özgürce sunması ve düşüncenin ifade edilmesidir. Düşünce hürriyetini anlamlı hale getiren düşüncenin ifade edilmesi hürriyetidir.

 

Etiketler:  İfade Hürriyeti Liberalizm Descartes Düşünme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hürriyet
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 55 - 63 Toplam: 86