Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Anayasayı Değiştirmek
Advertisement
Anayasayı Değiştirmek PDF Yazdır E-posta
Cuma, 28 Mayıs 2010
Mustafa CAN
Ülkeler Anayasa ve ona bağlı yasalarla yönetilmektedir. Anayasa adil ve bireyin hukukunu koruyucu olmazsa ona bağlı olarak yapılan yasalar da adil ve hukuki olmaz. Çünkü eğri temel üzerine koyduğunuz taşlar temeli düzeltmez, duvarın da eğri olmasına sebep olur. 1980 Anayasa’sının kendisi temelden sakattır. Yapılışı, yazılışı, onaylanması, kabul edilmesi ve amacı sakatlıklar ve yanlışlıklar üzerine kurulmuştur. Bireyin hukukunu korumak için değil, birilerinin hukukunu güvence altında almak için yapılmıştır. Anayasada hak yoktur, hukuk yoktur, birey yoktur. Dolayısıyla yapılan değişiklikler anayasanın temeline ve ruhuna dokunmamaktadır. Bu nedenle de yapılan tüm değişiklikler 12 Eylül Anayasasını daha da güçlendirmekten öte bir işe yaramamaktadır. Hiçbir köklü çözümü de sağlamamaktadır. Yapılan her değişiklik beraberinde yeni problemleri ve sorunları getirmektedir.

AKP 12 Eylül Anayasa’sının 23 maddesini değiştirmekle daha adil ve demokratik bir Anayasa oluşacağı iddiası ile Referanduma gitme kararı almış,  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de aynı fikre sahip olduğu için bunu onaylamıştır. Ama şurası bilinmelidir ki 1982’den günümüze 16 defa değişiklik yapılmış ve Anayasa’nın 86 maddesi değiştirilmiştir. Peki, ne değişmiştir? Sadece Tansu Çiller’in gayreti ile çıkarılan Anayasa’nın 133. Maddesi olan “Radyo ve TV Yasası”nda yapılan değişiklik Türkiye’ye çok büyük bir “Basın, Yayın ve İfade Özgürlüğü” getirmiştir.

Anayasa’nın 133 Maddesi değişimden önceki hali şöyledir: “Madde 133: Radyo ve Televizyon istasyonları, ancak Devlet eli ile kurulur ve idareleri tarafsız bir kamu tüzel kişiliği halinde düzenlenir. Kanun, Türk Devletinin varlık ve bağımsızlığını, ülkenin bölünmez bütünlüğünü, toplumun huzurunu genel ahlakı ve Anayasa'nın 2'nci maddesinde belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini koruyacak tarzda yayın yapmasını düzenler ve kurumun yönetim ve denetiminde, yönetim organlarının oluşturulmasında ve her türlü radyo ve televizyon yayınlarında tarafsızlık ilkesini gözetir...”

8 Temmuz 1993 tarihinde bu madde 368 milletvekilinden 307’sinin oyları ile şu şekilde değiştirilmiştir: “Radyo ve televizyon istasyonlarını kurmak ve işletmek kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir… Devletçe kamu tüzel kişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumunun… özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.”

Bu maddenin değiştirilmesi alışılagelmiş ve Anayasa değişikliği değildi. Büyük bir mutabakat zemini oluşturulmuş ve grubu bulunan partileri arasında oylamanın sağlanması için çıkarılacak radyo ve televizyon yasasının da ilkeleri belirlenmiştir. Yani, Anayasa değişikliği ile beraber çıkarılacak yeni yasa çalışmaları beraber yapılmıştır. Önce partiler arası mutabakat sağlanmış, çıkarılacak yasanın ilkleri üzerinde görüş birliğine varılmış, daha sonra Anayasa’nın ilgili maddesi yine cümle cümle oylanarak ortak bir mutabakat ve tüm partilerin katılımı ile oylanmıştır. Bu nedenledir ki üzerinde günümüze kadar bir tartışma yaşanmamıştır.

Yasa ayrıca Meclis gündeminin 120. sırasında bulunuyordu; ancak zamanın meclis başkanı Hüsamettin Cindoruk’un da büyük bir gayreti ile 9 Nisan 1993 tarihinde gündemin ilk sırasına çıkarılmıştır. Ne var ki Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü ve Süleyman Demirel’in Başbakanlık’tan Cumhurbaşkanlığına geçmesi ve Tansu Çiller tarafından yeni bir hükümetin kurulması nedeniyle 8 Temmuz 1993 tarihine kadar uzamış oldu.

Hükümetler yasaları istedikleri şekilde çıkarabilirler. Çünkü yasanın çıkarılması meclisin salt çoğunluğuna bağlıdır ve hükümet zaten kendi milletvekilleri ile bunu sağlayabilmekte ve kanun koyucu da bunu hükümetlere bir hak olarak vermektedir. Ancak Anayasa’nın temel maddelerinin değişimi ancak meclisin nitelikli çoğunluğu ile olmaktadır ve bu da mecliste bütün partilerin mutabakatını gerekli kılmaktadır. Anayasa değişiklikleri bu nedenle sadece iktidar partisinin ve hükümetin oyları ile değil, uzlaşma ve genel mutabakat ile yapılması gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu Anayasa değişikliklerini meclisin üçte ikisi olan “nitelikli çoğunluğu” şart koşmuştur.

Sonuç olarak 1980 ihtilalinden sonra “Askeri Rejim” tarafından taraflı olarak yapılan ve hukuktan ziyade hukuksuzluğu savunan 1982 Anayasa’sının ruhu, özü ve tamamı değişmeden ve batı standartlarında kısa öz, temel hak ve hürriyetleri sınırlama yerine güvence altında alan yeni bir Anayasa yapılmadan ülkenin sorunları çözülemez. Yapılan değişiklikler 12 Eylül Anayasasını güçlendirmekten öte bir anlam da ifade etmez. Referandum ile yapılacak kısmî değişiklikler de 12 Eylül Anayasa’sını yeniden halka onaylatmak gibi sakıncalı bir durumu da beraberinde getirebilir. Bu da ayrı bir sıkıntı oluşturabilir ve militarist/ihtilalci zihniyetin yaptıkları anayasayı bu gerekçe ile korumaya çalışmalarına yeni bir gerekçe ve fırsat sunulmuş olabilir.

Etiketler:  Anayasa Yasa 12 Eylül Anayasası Tansu Çiller Süleyman Demirel Anayasa Değişikliği Referandum
 
< Önceki   Sonraki >
ANAYASA
SüLEYMAN DEMIREL
TANSU ÇILLER
YASA
ANAYASA DEğIşIKLIğI
REFERANDUM
12 EYLüL ANAYASASı