Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Çoğunluğun İradesi ve Demokrasi
Advertisement
Çoğunluğun İradesi ve Demokrasi PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 04 Mayıs 2011

M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) hadislerinde çoğunluğun yanlış üzerinde ittifak etmeyeceği ve istişarede yanılmayacağı haber verilmektedir. Gerçekten de insanın fıtratı mükerrem olduğu için yanlışta ittifak etmezler.
Ancak hak ve maslahat birliği sağlar, haksızlıkta ittifak olmaz ve insan fıtratı haksızlığa isyan eder. Medine’de hurmaların aşlanması konusunda peygamberimiz (sav) sahabelerine “Siz dünya işini benden daha iyi bilirsiniz” (Heysemi, Zavâid, 1:179) buyurarak dünyaya ait işlerin ihtisasa ve maslahata bina edildiğini ve işin uzmanlarınca daha iyi bilineceğini belirtmiş “Bana ahirete ve dine ait şeylerden sorun” buyurmuşlardır.

Aynı şekilde insanların durumlarına göre idare edileceğini söylemiş ve “Sizler nasıl olursanız idarecileriniz de öyle olur. siz nasılsanız o şekilde idare edilirsiniz” (Keşfu’l-Hafa, 2:279) buyurmuşlardır. Bu hadis-i şerif “neye layıksanız onu bulur ve o şekilde idare edilirsiniz” manasını da içermektedir. Her şeyde olduğu gibi idare konusunda da liyakat esastır. İnsan layık olduğunu bulur. Atalarımız tecrübelerin kendilerine öğrettiği şekilde “layığı olmayanın layığı odur” demişlerdir.

Peygamberimiz (sav) ayrıca “Ümmetim dalalet üzere ittifak etmez” (İbn-i Mace, 2:1303 H. No:3950) buyurmuştur. Ümmet iki anlama gelmektedir. Birincisi heve ve hevesle hüküm vermeyen ümmetin bilginleridir. Bir asırda buluna İslam bilginlerinin bir konuda ittifak etmesi o hükmün hak ve isabetli olduğu konusunda “Ümmetin İcması” sayılır ve bu dinde dört temel delilden birisidir. İkincisi, inanan ve inanmayan bu asırda yaşayan bütün insanlardır. İnsanların hepsi peygamberimizin (sav) ümmeti sayılır ve insanların çoğu yanlışta birleşmez. Bundan dolayı sosyologlar “çoğunluk yanılmaz” kuralını koymuşlardır. Demokrasinin temel felsefesi de buna dayanmaktadır. Batıda mahkemelerde “Jüri” denen seçilmiş bir grup insan hâkimin hüküm vermesine yardımcı olmaktadırlar. Hâkim suçu tespit ederken jürinin onayına başvurmakta ve çoğunluk zanlıyı suçlu bulduğu takdirde ceza uygulamaktadır. Bu da yine çoğunluğun hak ve maslahatta ittifak edeceği” tezine dayanmaktadır. Bununla beraber yalan ve yanlış bilgiler ve propaganda ile çoğunluk aldatılabilir; ama gerçek ortaya çıkar ve çoğunluk her zaman aldatılamaz.

Peygamberimiz (sav) ayrıca “Ümmetimin güzel gördüğü Allah katında da güzeldir” (Müsned-i Ahmed, 1:379) buyurur. Burada ümmetten maksadın “ümmetin seçkinleri olan ve heva ve hevese göre hareket etmeyen” hukukçu âlimleri ve bilginler olduğu ifade edilmiştir. Yoksa heva ve hevese göre hareket eden ve çıkarı peşinde koşan avam-ı müslimin kastedilmemiştir.

Peygamberimiz (sav) “Bir millet istişare ettiği sürece zillete düşmez” (Tirmizi, Fiten, 7) buyurmaktadır. Milletin istişaresi elbette fertlerin istişaresi gibi değildir. Milletin istişaresi seçim ve oy kullanmak şeklinde olur ki bu da demokrasi idarelerinde mümkün olur. Demokrasi yoksa seçim de olmaz, insanların iradeleri de tecelli etmez. Bu nedenle hadis-i şerifi bu manada yorumlamak daha isabetli olur. Nerede demokrasi kemaliyle işler, hür seçim ve hür parlamento ile devlet idare edilir, milletin iradesi meclise yansır, temsilde adalet sağlanırsa o millet zillete ve sefalete düşmez.

Cumhuriyet, cumhurun, yani halkın temsilcileri ile yönetime katıldığı çoğulcu bir sistem olduğunda şüphe yoktur. Demokrasi ise hür seçim ve muhalefetin de bulunduğu daha gelişmiş bir cumhuriyettir. Ortak noktalarını idarenin halkın hür iradesi ile belirlenmesi oluşturur. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri çoğunluğun “İcma-i Ümmeti” temsil ettiğine dikkatimizi çeker ve “İcma-i ümmet şeraitte bir delil-i yakînîdir. Rey-i Cumhur şeraitte bir esastır. Meyelân-ı ümmet şeraitte muhterem ve muteberdir” (Münazarat, s. 26) demektedir.

Kendisini “Ben dindar bir Cumhuriyetçiyim” (Tarihçe-i Hayat, 332) diye tarif eden ve dört halifeye “Cumhurreisi” unvanını veren Bediüzzaman “Hulefa-i Raşidin hem halife, hem hem reis-i cumhur idiler. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer’iyyeyi taşıyan manay-ı dindar cumhuriyetin reisleri idiler” (Şualar, 304; Tarihçe-i Hayat, 332) demektedir. Böylece çoğunluğun idaresinin adaleti, hürriyeti sağlayacağı anlaşılır ki demokrasi buna dayanır.


Etiketler:  Çoğunluk Demokrasi İstişare Ümmet Liyakat Seçim Dört Halife İttifak Millet İcma
 
< Önceki   Sonraki >
LIYAKAT
DEMOKRASI
İCMA
İTTIFAK
SEçIM
İSTIşARE
MILLET
ÇOğUNLUK
ÜMMET