| Demokrasinin Gelişimi |
|
|
|
| Salı, 26 Nisan 2011 | |
|
Ancak daha önce Süleyman peygamber zamanında Saba Melikesi Belkıs’ın parlamenter bir yönetim sergilediği ve istişare ile devleti yönettiği Kur’ân-ı Kerimde geçmektedir. Yüce Allah onun yönetimini överek anlatmaktadır. Avrupa ülkelerinde demokrasinin gelişmesi İngiltere’den başlamıştır. İngiltere’de Kral Jhon’un 1215 tarihinde imzalamak zorunda kaldığı Magna Carta (Büyük Bildiri) demokratik ilk açılım olduğu söylenebilir. Bu demokratik deklarasyonda “temsil edilmedikçe vergi ödememek, kanunsuz tutuklamamak ve bir jüri önünde yargılanmak” gibi maddeler bulunuyordu. Magna Carta’da sayılan kişi hak ve özgürlüklerinden yüzyıllar sonra Amerikan Anayasasında ve diğer yasalarda bu haklar yer almaya başlamıştır. İngiltere’de mutlak monarşiden temsilî hükümete geçiş ise 17. Yüzyılda kesinleşmiştir. 1640 yılında Paiten devrimi ile Monarşi yıkılmış ve “Ulusalar Topluluğu” kurulmuştur. 1689’da “İngiliz Hukuk Bildirisi” onaylanmıştır. Bu bildiri ile “politik yetkinin kralda değil, seçimle kurulan parlamentoda toplanması” ilkesini getirmiştir. 1928 yılında oy hakkının kapsamı genişletilerek 21 yaşını dolduran her İngiliz vatandaşına seçme hakkı tanınmıştır. İngiltere’de demokrasi mücadelesi 600 yıl sürmüştür. Bu durumda demokrasinin üstün derecede politik ve sosyal olgunluğu gerektirdiği sonucuna varılabilir. ABD zaten devlet olarak demokrasi ile beraber doğmuştur. 1690’lı yıllarda John Locke’nin “Hükümet Üzerine İki Tartışma” isimli eseri Amerikan devriminin devlet başkanları Thomas Jefferson, Thomas Paine ve George Wachington gibi liderleri etkilemiştir. Osmanlı devleti ise demokratik idari sisteme 23 Aralık 1876 yılında “Kanun-i Esasi” (Anayasa) ile kurulan “Meclis-i Mebusan” ile geçmiştir. Bu sisteme “Meşrutiyet” denilmiştir. “Meşveret, adalet ve hürriyet” gibi kavramların siyasi hayatta hâkimiyetini esas aldığı ve “Şeri’î kanunlar” ile padişahın yetkisinin sınırlandırıldığı, seçilmiş milletvekillerine kanun yapma yetkisi verildiği ve bu yönetim şeklinin de şeriattan kaynakladığını ifade için bu yönetim şekline “meşru” yönetim şekli dendiği için “meşrutiyet” adı verildi. Meşrutiyetin esasının “Meşveret” olamsı ve bunun da Kur’ânın emri olan “Şura”dan kaynaklanmasından dolayı Osmanlıda “Usul-i Meşveret” tartışmaları yaşanmıştır. Meşveretin en genişi olan “Şura”yı “Meclis-i Mebusanın” temsil edebileceği anlatılmıştır. 1876 yılında “Kanun-i Esasi”nin ilanı ile açılan “Meclis-i Mebusan” yani parlamenterler meclisinin üzerinde ayrıca günümüzde “Senato” denilen “Meclis-i Âyan” bulunuyordu. Bu meclisin üyeleri ise padişah tarafından atanıyordu. Meclis-i Mebusan 7 dönem faaliyet göstermiştir. Son “Meclis-i Mebusan” Sultan Vahdettin’in seçim kararı almasından sonra yapılan son seçimlerle 12 Ocak 1920 tarihinde toplandı. 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinden sonra da faaliyetine devam etti. Ancak işgal güçlerinin baskısı sonucu 11 Nisan 1920’de resmen kapatıldı. Bunun üzerine Meclis-i Mebusan’ın milletvekilleri Ankara’da toplanmaya başladılar. 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri ile beraber TBMM’yi açtılar. TBMM 1923 yılına kadar tam demokratik bir şekilde çalıştı ve “Kurtuluş Savaşını” kazandı. 1923 yılında kurulan CHP ile seçimlere girdi. 1950 yılına kadar “Tek Parti” hükümeti ile ülkeyi Cumhuriyet idaresi adı altında ant-i demokratik ve fevkalade despotça bir idare sergileyerek “Atatürk Devrimleri” adı altında devrimler yaptı. 1946 yılında muhalefet partilerinin kurulmasına müsaade edildi. 1950 yılında yapılan “Hür Seçim” ile yönetimi DP ye devretmek durumunda kaldı. Türkiye Cumhuriyeti ancak 1950 sonrasında DP iktidarı ile demokratik bir yönetime kavuşmuş oldu. Etiketler: Demokrasi Demokrasinin Gelişimi Hukuk Magna Carta Meşrutiyet Yunan Demokrasisi Meclis-i Mebusan TBMM |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|