| Demokrasinin Neresindeyiz |
|
|
|
| Pazar, 01 Mayıs 2011 | |
|
Tabii ki bunun pek çok sebebi vardır. Bediüzzaman bunun sebeplerini şöyle sıralar: 1. Cehalet ve vahşetimizle beraber bedeviyet ve medeniyetten uzak olmak: Cehaletten kaynaklanan, düşmanlığı esas alan vahşet ayıları, cehalet ejderhası ve husumet/düşmanlık kurtlarından korkan ve çekinen demokrasi bunları biz terk etmediğimiz sürece bize gelmekten korkmaktadır ve kolaylıkla gelmeye cesaret edememektedir. Bundan yüz sene öncesine göre ne kadar bu hastalıklarımızı giderebilmiş isek demokrasiyi o kadar yakalamış oluruz. Bununla beraber aradan geçen yüz sene dünyada ve ülkede pek çok gelişme yaşanmış ve dünya demokrasinin vazgeçilmez olduğunu kabul etmiştir. Toplumlar da yaşadıkları tecrübe ile demokrasinin yönetimlerin en güzeli olduğu konusunda pek çok şey öğrenmiştir. Medeniyetin gelişmesi de insanlığa çok şey öğretmiştir. Bunun demokrasiye katkısı elbette inkâr edilemez. Bu nedenle Bediüzzaman “Eğer siz tembellik ederseniz ve onun yolunu yapmazsanız, yüz sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz.” demektedir. Gerçekten de günümüzde “demokrasi küfürdür” “demokrasiyi savunmak da küfürdür” diyen insanlar ve anlayışlar demokrasinin nimetlerinden faydalanınca artık demokrasiyi müdafaa etmeye başlayarak faydalarını anlatmaya başlamışlardır. Yani demokrasinin güzel cemalini tam olarak görmüşlerdir. Bu da Bediüzzaman’ın haklı çıkarmıştır. 2. Demokrasi bir anlayış, bir zihniyet ve insan hak ve hürriyetlerini esas alan bir kültür ve medeniyettir. Her ne kadar insan demokrasiyi savunsa da kendi menfaatini orada gördüğü için savunabilir. Bu demokrasiyi savunma anlamına gelmez. Böyle bir demokrasi “menfaat üzerine dönen siyaset canavara benzer” ifadesinde olduğu gibi yozlaşarak canavara dönüşme ihtimali de vardır. Bu nedenle Bediüzzaman “Sizinle İstanbul arasında bir aylık mesafe vardır; fakat sizinle ehl-i meşrutiyet arasındaki mesafe bin aydan fazladır” demektedir. Yani kişi demokrasinin faydasını görse ve savunsa da demokratik ve medeni bir düşünce ve zihniyete sahip olamaz. Bunun için bin ay, yani seksen sene aradan geçmeli ve demokrasiyi her bakımdan bir kültür ve medeniyet olarak benimsemiş olmalıdır. Kişi kendine demokrat değil, herkese demokrat olmalıdır ki demokrasi ülkeye hâkim olsun. Zira günümüz insanı her ne kadar bu asırda yaşasa da zihnen ve fikren eski zamanın adamları gibi düşünmekte ve o zamanın adamlarına benzemektedir. Bu nedenle medrese eğitimi ve tarikat kültürü almış olanların veya asker kafası ve memur zihniyeti ile düşünenlerin demokrasiyi benimsemesi ve demokratik düşünmesi gerçekten zordur. Bu zihniyette olanlar insanları hür bıraktıkları zaman mutlaka kötülük yapacakları düşüncesindedirler ve daima kontrol edilmesi gerektiğini savunurlar. Bu da onların hürriyet ve demokrasiyi anlamalarını güçleştirmektedir. 3. Demokrasi ülkeye hâkim olmak için İstanbul’daki yılanlardan kurtulup yola çıksa önce cehalet gibi bir bataklığa düşer. Bu bataklığını din ve fen ilimleri ile kurutulması gerekir. Sonra fakirlik ve yoksulluk gibi korkunç ve kıraç memleketleri geçmesi gerekir. Bu kıraç toprakları verimli hale getirerek fakirliğin giderilmesi gerekir. Sonra husumet ve düşmanlık gibi geçit vermez dağları aşması icap eder. Onu da sevgi ve kardeşlik duyguları ile aşsa bu defa da yolda eşkiyaya rast gelecek ve birkaç defa yolu kesilecektir. Gerçekten de ihtilalcılar demokratları üç defa iktidardan uzaklaştırarak Bediüzzaman’ı haklı çıkarmışlardır. 1960-70-80 ve 1997 ihtilalleri demokrasinin ve demokratların önünü kesmişlerdir. Böylece demokrasinin ülkeye ve topluma hâkim olmasının önüne geçmişlerdir. 3. Elbette bir ülkede ülkeye hizmet etmek isteyenler olduğu gibi hürriyeti su-i istimal edecek suçlular da vardır. Suç işleyerek cezayı hak edenler kendilerine verilen münasip cezayı hazmedemeyerek eşkıyalık yapmaya başlayacaklardır. Suç işleyenler kendilerinin suç işlemesine engel olan veya ceza verecek olanları istemeyecek, kendilerine engel olanları ortadan kaldırmaya çalışacaklardır. Demokrasi, adalet ve hürriyeti istemeyenler, başkasının gıybetini yaparak etini yiyen ve bu nedenle dişleri sökülenler, gerek dini, gerekse hukuki kurallara “Bektaşi” gibi mana verenler ve her şeyi kendi çıkarlarına yontanlar yol üzerine çıkarak milletin malını ve hakkını gasp ve yağma edeceklerdir. Bir kısım gevezeler de bazı bahanelerle basın ve yayın yoluyla demokrasi ve hürriyeti suçlayıp suçluları aklamak isteyeceklerdir. Bütün bunlar demokrasinin engelleridir. Öyle ise demokrasinin ülkeye hâkim olması için karadan ve havadan yol yapmak gerekecektir. Bu yapılmadığı zaman elbette demokrasi ve hürriyet garazkârların aleti olanlarla mağlup edilecek ve insanlara hâkimiyetini sağlayamayacaktır. Bu nedenle demokratların ve onların manevi destekçisi olan Nurcuların çok çalışması gerekmektedir. Yoksa o güzel cemalini göstermeyecektir. “Biz ümitsizliğe düştük. Bu durumda ne zaman demokrasiyi göreceğiz” diyenlere Bediüzzaman “Yeis aczden gelir. Yeis, mani-i her kemaldir. Hamiyet ise şiddet-i mevânia karşı şiddetle metanet etmektir” diye cevap verir. Gerçekten de ümitsizlik acizlikten kaynaklanır. Bir şeyler yapma konusunda aciz olan ümitsizliğe kapıldığı gibi başkalarının da ümidini kıracak şekilde konuşur. Hamiyet ve gayret ise millet ve memleket için bir şeyler yapmayı gerektirir. Bu da şiddetli engellerle karşı şiddetle mücadele etmeyi gerektirir. Böyle bir mücadele ve gayret ruhu olmayan kimsenin millete hizmet iddiası yalandan ibarettir. “Çabuk ümitsizliğe dönüşen hamiyet, hamiyet değildir.” İnsanların tembelliği ve gayretsizliği en büyük kusur ve kabahattir. Hürriyet ve demokrasi iddiasında olanların “marifet ve faziletten demiryolu yapmaları” gerekir. ta ki demokrasi ve medeniyet denilen kemalat ve terakkiyat vasıtası olan tren terakki tohumlarını yüklenerek kısa zamanda manilerden kurtulup gelsin ve size selam versin. Siz ne kadar acele yol yaparsanız o da o derece acele gelecektir. Bediüzzaman “nefsin tembelliği ile şeytandan ders alan” ve tevekkülü tembellik olarak anlayanların “İnşallah, talimiz varsa biz de göreceğiz. Bize tevekkül kâfi değil mi?” diyenlere de şöyle cevap verir: “Biçare tâliinize siz de yardım etmelisiniz. Bağdat tarrarları gibi olmayınız. Sizin atalet/tembellik bahanesi olan şu teşebbüssüz tevekkülünüz, nizam-ı esbabı reddettiğinden döner nefsini nakzeder.” Bağdat tararları, yani yankesicileri kısa zamanda zengin olmak istedikleri halde çalışmadan zengin olma hayali kurarlar. Tembelce tevekküle sarılırlar, sonra nefisleri onları aldatarak hırsızlık ve yankesicilik mesleğini tutarlar. Gerçekte ise zenginlik ve refahın yolu çalışma ve gayret etmekten geçer. Yüce Allah “insan acelecidir” (Enbiya, 21:37) buyurur. Gerçekte ise acele insanın zaafıdır. Acele davranan sıhhatli düşünemez. Sıhhatli düşünemeyince yanlış yapar, tekrar başladığı yere geri döner. Acelecilik Allah’ın kâinata koyduğu fıtrat kanunlarına da aykırıdır, tedricilik ilkesine de terstir. Bir ekmeğin vücudu tarla, harman, değirmen, fırına bağlıdır. Aynı şekilde bir amaca ulaşmak isteyenler de eşya arasında hikmetin ortaya koyduğu basamaklar vardır. hırslı ve aceleci olanlar bu basamaklara riayet etmeyenler ya atlayıp düşer veya bir basamağı noksan bırakır amaçlarına ulaşamazlar. Tevekkül, sebepler silsilesine tam olarak uymakla ve çalışmakla Allah’ın rızasına uygun bir tevekkül olur. Çalışmaya kanaat ve tevekkül tembelliktir. Bu ise tevekkül iddiasını nakzeder. Kişi üzerine düşeni yapmazsa Allah hayırlı neticeyi vermez. Tembellikle tevekkül kulun işi Allah’ın yapmasını istemesidir. Hâlbuki Allah insana kendi işini yapmasını emretmiş ve salih amel istemiştir. Allah insanın bu emre uyması ve Allah’ın verdiği güçle salih amellere yönelmesi durumunda Allah’ın yardımına mazhar olacaktır. Bu nedenle tembelâne tevekkül döner kendini yalanlar. Bu nedenle insanın taline yardımcı olması gerekir. Bağdat tarrarları gibi tembellik yapmamalı. Tembellik bahanesi olan şu teşebbüssüz tevekkül kâinattaki fıtrat kanunları reddettiği için, döner kendisini yalanlar. Demokrasi mücadelesi de aynı şekilde gayret ve faaliyet sonucu olacaktır. Etiketler: Demokrasinin Neresindeyiz İnsan Hak ve Hürriyetleri Demokrasi Marifet Fazilet Tevekkül Tali |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|