Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Demokraside Birey ve Toplum
Advertisement
Demokraside Birey ve Toplum PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 28 Nisan 2011

M. Ali KAYA
1. Demokraside Bireyin Konumu:
Demokrasi fertlerde ve toplumda hürriyeti, adaleti, aklı ve mantığı, zor yerine isteği getiren, insanlar arası ilişkilerin niteliğini daha üst düzeye çıkaran, en azından buna ciddi biçimde çalışan bir sistemdir.
Demokrasi kişiye değer verir ve onun yetişmesini sağlar. Demokrasi duygu ve düşünce, bilgi ve beceri, çalışkanlık ve cesaret bakımından “olgun insan” tipine hizmet eder. Totaliter ve baskıcı sistemlerde ise kişi hiçbir zaman duygusal yönden olgunlaşamaz, daima çocuk kalır.

Olgun bir insan kendisi dışında hiçbir otoritenin sağlayacağı güveni istemez. Kişi kendi kendisinin beyidir. Kişinin güvenliği kendi içindedir. Ancak yüce yaratıcının karşısında eğilir, bunun dışında hiçbir otoritenin karşısında eğilmez. Bir haktan, yani haksızlık yapmaktan, bir de Cenab-ı Haktan korkar. Totaliter rejim toplum içinde ferdi önemsiz bir varlık durumuna düşürerek, insan kişiliğini yok etmeye çalışır.

Kişinin olgunluğu gerçeği olduğu gibi benimsemek, yanlışlardan ders almak ve geniş bir sevgi çemberi geliştirmek gibi yeteneklerin kazanılması ile mümkündür. İnsan iradesini ve aklını ancak hür bir ortamda kullanarak geliştirebilir. Akıllı insan aklını kullanarak çevresi ile iletişim kurabilen ve kendisini çevresine sevdirebilen insandır. İnsana bu imkânı ancak demokrasi sağlayabilir.

2. Gerçeği Olduğu Gibi Benimseme:
Akılca sağlıklı ve olgun bir kişi “gerçeklik” ilkesine bağlıdır. Bu ise gerçek bilgi, akıl, mantıklı düşünme ve hürriyet ilkeleri ile gerçekleşir.
Doğru bilgiden mahrum olan akıl şaşar. Korku ve kaygılar kişinin sağlıklı düşünmesini ve mantıklı hareket etmesini engeller. Hürriyetin olmadığı yerde ise bunların hiçbiri bulunmaz.

Totaliter liderler ve onun peşinden gidenler gerçeklik ilkesini benimsemezler ve benimsemek de istemezler. Gerçekler hayalleri yıkar. Bununla beraber gerçekten çok uzak oldukları halde daima gerçeklerden dem vururlar. Kendilerini asla gerçekleşmeyecek olan isteklere kaptırırlar. Bu durum tarih boyunca totaliter devletlerin yenilgiye uğramasını netice vermiştir.

Totaliter devletlerin kendi ülkesi dışındaki emelleri de sınırsızdır. Nazizm bu ülkü ile bütün dünyayı egemenliği altına almak isteyerek on iki yıl boyunca uğraşmış ve nihayet yenilerek çok şey kaybetmiş ve tüm dünyaya da çok şeyler kaybettirmiştir. Bütün çabaları boşa gitmiştir. Aynı şekilde komünizm de “evrensel egemenlik” ülküsü ile kendi sonunu hazırlamıştır.

Toplumsal hayat ve eylemler bir ölçüde fedakârlıkları ve sınırlamaları gerektirir. Bu nedenle yayan bir demokrasi yurttaşların eğitilerek günlük hayatlarında her şeyi olması gerektiği gibi değil, gerçekleri olduğu gibi benimsemeye alıştırılırlar. Bu nedenle olgun bir kişi her şeyi bilemeyeceğini, her şeyi her şeyi elde edecek güçte olmadığını, insan hayatının sihirli bir biçimde cennete çevrilemeyeceğini ve hiçbir totaliter diktatörün her şeyi yaptıracak kadar ilahi gücü olmadığını birer gerçek olarak benimser.

Olgun olmayan kişiler “liderin” olmayacak ülküleri her nasılsa gerçekleştireceğine ve bütün isteklerini yerine getireceğine çocukça inanır dururlar. Sonuçta diktatör işi başaramayınca totaliter sistemin halkı, kendilerini aldatan bu lideri bu kez de idama mahkûm ederler.

Hâlbuki demokrat bir kişiliğe sahip olan akıllı bir birey ve yurttaş kendilerini aldatan politik lidere karşı daha az kin duyarlar. Çünkü onların ilahi güçlerinin olmadığını bilirler ve kendileri gibi onların da başarısızlığa uğrayabileceğine inanırlar. Başarıya karşı körü körüne hayranlık duymak, başarısızlığa karşı ölçüsüz kin beslemek ancak otoriter rejimlerde ve sistemlerde vardır. Bu otoriter sistemin en belirgin özelliğidir.

Demokratik birey ve yurttaş ulusal başarı dönemlerinde daha çok eleştiricidir ve ulusal başarısızlık dönemlerinde daha az kin duyar, çünkü o gerçeklik ilkesine bağlıdır ve aklı ile hareket eder.

3. Yanlışlardan Ders Alma:
Devletin teşekkülü ve büyümesi de çocuk gibi tedricidir ve zamana bağlıdır. Bunda yanlışlardan aldığı dersin de önemli bir payı vardır. Dikta rejiminde hükümet kişilerin tek başına deney yapmalarını ve eyleme geçmelerini engeller. Böylece kişinin hiçbir zaman yanlış yapamayacağı ve “her zaman doğru olanı yapacağı” sanılır.

Bunun gibi sürekli ana-babasının denetimi altında büyüyen çocuk da genellikle hiçbir yanlış yapmaz. Çünkü anne-babası onun yanlış yapmasına imkân tanımazlar. Oysa büyümek ve gelişmek demek gözetim altından çıkarak kişisel sorumluluk içinde ilerlemek demektir. Bu yanlış yapma imkânını da kapsar.

Seçim yapmayı, hür iradesi ile karar verme imkânına sahip olmayan bir kimse gerçekten demokrat olamaz. Dolayısıyla verdikleri kararların bir kısmı yanlış olacak ve bununla yanlışlardan ders almış olacaklardır.

Totaliter rejimlerde hiç yanlış yapmayan olağanüstü insanların varlığına inanılır ve bunlara sınırsız yetki verilmesi gerektiği inancını doğurur. Meselâ, İtalya’da Faşist rejimle yönetildiği dönemlerde (1922-1943) Mussolisi’nin okullardan, her sınıfın devlet dairelerinde her duvarın üzerinde asılı olan resimlerinin altında “Mussolini her zaman haklıdır” yazısı vardı. Mussolini bu dönemde “Oyların % 25’ini alan meclisin 3/2 sini yani % 65’ini alır” diye bir yasa çıkarmıştı. Ömrü boyunca Stalin hep haklıydı ve hiç yanlış yapmamıştı. Hâlbuki Kruşçev 25 Ocak 1956’da yaptığı bir konuşmada Stalin’in birçok konuda halkı aldattığını açıklamıştır.

4. Geniş Bir Sevgi Çevresini Geliştirme:
Bir çocuk önce kendisini sonra çevresini tanır ve öğrenir. Olgunlaşmaya doğru gittikçe kendi grubu dışında çeşitli sosyal, dinsel, ırksal ve bölgesel gruplarla ilişki kurdukça ufku daha da gelişir ve genişler. Kuşkusuz öğretimin amacı da özgür bir toplumda büyüyen kişilerin olağan ölçüde çok sayıda ve değişik yaratılışta kişilerle birlikte çalışmayı öğretmektir.

Demokrasinin amacı düşünce ve görüş ayrılıklarını bastırmak değil, açıklığa kavuşturmak yoluyla çözümlemektir. İnsanları hoş görmeyi, benimsemeyi ve çok değişik yaratılışta kimselerle birlikte çalışmayı öğrenmedikçe demokrasinin işlemesine imkân yoktur.

Duygusal bakımdan olgunlaşmamış kimse ancak kendi grubundan olanlara saygı duyar. Başkalarını tehlikeli ve düşman sayar. Böyle dar bir sevgi çemberi bazen kendi ailesini, ya sosyal bir sınıfı veya partisine kadar uzanır. Bu noktada duran sevgi, kişinin kendi grubuna bağlılığı, çok zaman gruptan olanlar için sevgiden çok dışarıdan olanlara karşı kin ve düşmanlık niteliğindedir. Tam da “Ali sevgisi yerine Ömer düşmanlığında” odaklanan radikal düşünce şeklinde olduğu gibi… Meselâ, komünistlerin davranışlarında kapitalist düşmana karşı duyulan kin ve nefret, proletaryaya karşı duyulan sevgiden daha güçlüdür. Nazi ırkçılığında da Alman halkına olan sevgiden daha çok diğer ırklara karşı kin ve nefret dile getirilir.

Olgun kişi çevresine ve içinde yaşadığı dünyaya karşı bunlardan farklı entelektüel bir duygusal tutum benimser. Çünkü kendi kusurlarını, kendi sosyal sınıfın ve partisinin ulusun kusurlu yönlerini bilmektedir. Hem eleştirir, hem de eleştiriyi kabul eder. Bu da başka insanlara, uluslara ve dinlere karşı daha çok hoşgörüyle davranmasını sağlar.

Olgun kişinin duyduğu sevgi akılcı olup seçeceği bir varlığa sımsıkı bağlı olmayıp işbirliği yapma, paylaşma ve sevgi yönünden herkesi kucaklayıcı bir niteliğe sahiptir. Böylece olgun kişi sevgi ve işbirliğini, özgürlük, eşitlik ve herkesin kişiliğine saygıyla birlikte yürütür. Bu sevgi “bizden olanlar” ve “bizden olmayanlar” ayırımı yapmaksızın tüm insanlığı kucaklar. Olgun insan Hz. Ali’nin (ra) dediği gibi “mü’minlerin tümünü kardeş, diğer insanları da insanlıkta eşit gören” bir anlayışa sahiptir. Peygamberimizin (sav) buyurduğu gibi “kendi nefsi için istediğini başkaları için de ister.” “Kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına da yapmaz.”

İşte demokrasi birey ve toplum açısından böyle bir ortamın oluşmasına katkı sağlayan bir sistemdir.


Etiketler:  Olgun İnsan Totaliter Rejim Demokrasi Birey Totaliter Lider Sevgi Çemberi Anne-Baba Çevre
 
< Önceki   Sonraki >
DEMOKRASI
BIREY
ÇEVRE
ANNE-BABA