Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Hukuk Devleti
Advertisement
Hukuk Devleti PDF Yazdır E-posta
Salı, 24 Mayıs 2011

M. Ali KAYA
İslamiyet hukuk devleti ilkesini benimser. Devlet başkanından ve iktidardan istenen adalettir. Zira hükümetin ve iktidarın görevi halkının hukukunu korumak, adaleti sağlamak, hak sahibine hakkını vermek, haksızı cezalandırmaktır.
İslamda velayet, yani kamu hizmeti bir emanettir. Ehline verilmelidir. Ehli ise adaleti sağlayandır.

İkincisi de halka hizmettir. İdarecinin görevi halkına hizmet etmek, emniyetini ve istirahatını sağlamaktır. Halkını rahat ettirmek ve mutlu etmektir. Peygamberimizin (sav) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 2:463) hadisi bu konuda temel prensip sayılmalıdır. Yine peygamberimiz (sav) idarecinin durumunu koyunları oltadan çobana benzetir. Çoban koyunlarından sorumlu olduğu ve onları en güzel yerlerde otlatarak kurtlardan koruduğu gibi idareci de halkının refah ve mutluluğu için onlara en güzel imkânları sunmak ve tehlikelerden koruyarak güvenini sağlamak durumundadır. “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden mesulsünüz. Devlet başkanı çobandır ve riayetinden sorumludur. Aile reisi çobandır ve ailesinden sorumludur” (Buhari, Ahkam, 1) hadisi ile bunu ifade etmiştir.

Bu sebeple Ebu Müslim-i Horosanî halife Muaviye b. Ebî Süfyan’ın huzuruna girince “Esselâmü aleyke ya hizmetçi!” diye selam vermiş ve yukarıdaki hadisleri kendisine hatırlatmıştır.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde iman eden mü’minlere hitap ederek şöyle buyurur: “Ey İman edenler! Allah’a ve Rasulüne ihanet etmeyin. Bile bile sizi idareci olarak seçen halkınızın bu emanetine de ihanet etmiş olursunuz” (Enfal, 8:27) buyurmaktadır. Zira emanetin ehline verilmesi yönetimin layık olana verilmesidir. (Nisa, 4:58-59) Emanet, yani yönetim hakkı verilen idareciye de itaat etmek gerektiği bu ayette ifade edilmektedir. Bu nedenle ulu’l-emre, idareciye itaat etmek farz sayılmıştır.

Peygamberimiz (sav) “Seçtiğiniz idareci ister sevdiğiniz, isterse sevmediğiniz birisi olsun size masiyet ve günah emretmediği sürece işitin ve itaat edin. Şayet sizi günaha ve Allah’a isyana zorlarsa o zaman itaat etmek yoktur” buyurmuşlardır.

İslam hukukuna itaat etmeyen idarecilere isyanı ve kıyamı vacip görenler Mutezile, Hâriciye ve Zeydiye gibi mezheplerdir. Bunlar ise ehl-i hak olan ehl-i sünnet ve’l-cemaat mezhebi dışında olan fırak-ı dalleden sayılan görüşlerdir. (Nizamu’l-Hukm Fi’l-İslam, s.21-22)

İslam dininin siyasi düzeni “yönetimi hukuka bağlı kılma” esası üzerinedir. Ülkeye hakim olan hukuktur. Hukukun üstünlüğü esas olduğu için hakimler idarecilere bağlı değildir ve doğrudan hukukun üstünlüğü esasına göre hüküm verirler. Hukuk ise adil olan ve adaleti sağlayan kanunlardır.

İslam idaresi hukukun üstünlüğünü esas alan bir “hukuk devleti”ni benimser ve hukukun üstünlüğünü savunur. Bu gerçeği Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Kuvvet kanunda olmazsa istibdat şahsa geçer ve ülkeye hâkim olur” buyurarak ifade etmiştir. Modern asırda “Hukuk Devleti Nazariyesi” geçerli hale gelmiştir. Devlet şahıslara bağlı olmaktan çıkarılmış kanunlara tabi hale getirilmiştir. Bir ülkede kanunun hâkim olması ise “Hakkın üstünlüğünün” gerçek garantisini teşkil eder. (Nizamu’l-Hukm fi’l-İslam, 23)

Hukuk Sisteminin Kaynağı:
Hukuk, “Hakk” kelimesinin çoğuludur. Çeşitli anlamları olan hukuk teriminin asıl anlamı “İlâhî iradenin kanun ve nizam şeklinde tecellisinden” başka bir şey değildir. Allah’ın iradesi, yani istediği şey adil ve haklıdır. (Safa Mürsel, Bediüzzaman Said Nursinin Devlet Felsefesi, s. 455)

Hukuk teriminin ifade ettiği mana, toplum düzeninin sulh ve sükûnunu temin için en müessir vasıta, içtimai münasebetler sahasında her birimize iş yapma ve iş yapma selahiyeti veren ve ölçülerini tayin eden kaide ve kurallardır. (A. Fuat Başgil, Anayasa Prensipleri, 10)

Batının sadece “hukuk” terimi ile ifade ettiği haklar ve yasalar İslamda daha geniş bir kavram olan “Fıkıh” terimi ile ifade edilir. Fıkhın tarifi ise “kişinin lehinde ve eleyhinde bulunan bütün hükümleri bilmesi” şeklidedir. Mecelle-i Ahkâm-ı Sultanîde fıkhın tarifi “Mesail-i şer’iye-i ameliyeyi bilmek” şeklinde tarif edilmiştir. Bunlar da “ibadet, muamelât ve ukubata ait şerî hükümlerdir.”


Etiketler:  Hukuk Hukuk Devleti İktidar Hükümet Adalet Devlet Devlet Başkanı
 
< Önceki   Sonraki >
ADALET
HUKUK
DEVLET
HUKUK DEVLETI
İKTIDAR
HüKüMET
DEVLET BAşKANı