| HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ |
|
|
|
| Salı, 05 Şubat 2008 | |
|
M. Ali KAYA
Yüce Allah’ın en mühim ve azam isimlerinden birisi de HAK ismidir. Mehmet Akif Ersoy; “Hâlıkın na-mütenahi adı var en başı Hak / Ne büyük şey kul için Hakkı tutup kaldırmak” diyerek Hakkı müdafaanın kul için çok büyük bir değer olduğunu şairane bir üslup ile ifade etmektedir. Peygamberimiz (SAV): “Hak daima galiptir. Mağlup edilemez ve hakka galebe de çalınamaz” buyurmuşlardır. Burada hakkın Allah katında değeri, asla mağlup edilemeyeceği ve haklının daima üstün olduğunu ifade etmektedir. İnsanlar güçlü oldukları için değil, haklı oldukları için güçlüdürler.
Mücadeleler içerisinde en mühim mücadele, en büyük cihat hakkı müdafadır. Gerçekte cihadın amacı da hakkı müdafaa ve hakkı hâkim kılmaktır. Savaş, hukuku korumak içindir. Adalet, hakkı hak sahibine vermek, haksızı cezalandırmaktır. Mahkemelerin ve hâkimlerin vazifesi hukuk-u ibadı korumaktır. Ahir zamanda insanların Hakk’ı ihlal ve hukuku çiğneyerek büyük bir hüsrana düşeceklerini Asr suresinde ifade eden yüce Allah, hakkı ve hukuku müdafaanın nasıl olması gerektiğini de şöyle beyan ediyor: “Asra yemin olsun ki, insanlar hüsrandadır. Ancak iman edip, salih amel işleyenler ve Hakkı müdafaa eden, sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr, 1-4) Hukuk mücadelesinin iman, salih amel, hakkı tavsiye ve sabrı tavsiye ile mümkün olabileceğini ifade etmektedir. Acelecilik ve sabırsızlığın da hukuku ihlale sebebiyet vereceğini belirtmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesinin hâkim olabilmesi için hürriyetin olması şarttır. Kişinin hür olmadığı yerde hak ve hukuktan söz edilemez. Hak ve hukuk mücadelesi bir bakımdan hürriyet mücadelesidir. Hak ve hürriyeti birbirinden ayırmak mümkün değildir. Hakkı müdafaa etmek kolay değildir. Yalnız kalmak, itilmek ve horlanmak hakkın müdafilerinin çilesidir. Peygamberimiz (sav): “Ömer hakkı müdafaa ettiği ve doruluktan ayrılmadığı için arkadaşı yoktur” buyurdular. Yeni Asya’nın yalnızlığının sırrı bundandır. Ama ne var ki istikametli doğru yol, sırat-ı müstakim hakkı müdafaa etmektir. Hak ve hakikat karşısında bigane kalmak değildir. Tarafsız olmak değildir. Hakka taraftar olmak da yeterli değildir. Hak için mücadele etmek gerekir. Peygamberlerin mesleği, peygamberimiz’in yolu ve mücadelesi Hakk’ı hâkim kılmak, haksızlığı önlemek değil midir? Bediüzzaman Said Nursi’nin metodu hakkı müdafaa değil midir? Bakınız Risale-i Nur külliyatının üç yönü var: İman hakikatlerinin ispatı, hizmet metodunun ortaya konulması ve mahkeme müdafaaları… Risale-i nurlar ve onun talebelerinin bini geçen mahkeme ve müdafaaları hukuk mücadelesinin altın sayfalarını ifade etmektedir. Bu mahkemelerin hepsinin neticesi beraattır. Bu açıdan Risale-i nurlar bin küsur mahkemenin beraatıyla haklılığını ispat etmiş dünyada yegâne eserdir. Bu noktada onun bir benzeri yoktur. Hukukun üstünlüğünü savunan hiçbir kuruluş ve kimse Risale-i Nur talebeleri kadar onu istememiş ve onun için mücadelede bulunmuşlardır. Öyle ise hakkın hâkimiyetini ve hukukun üstünlüğünü onlar temin ve tesis edeceklerdir. Zira Cenab-ı Hakkın inayeti ve yardımı hakkı en çok müdafaa edenlerle beraberdir. Bediüzzaman’ın “İstikbalde akıl, ilim, hak ve hakikat hâkim olacaktır.” müjdesi bize daima ümit vermektedir. Etiketler: Hukuk Hukukun Üstünlüğü Hak Hak Galiptir Hukuk Mücadelesi Haklar İnsan Hakları |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|