Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Hukukun Yozlaşma Süreci
Advertisement
Hukukun Yozlaşma Süreci PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 20 Temmuz 2011

M. Ali KAYA
“Hukukun yozlaşmasının iki nedeni vardır:
Birincisi, ahmakça bir açgözlülük.
İkincisi, sahte hayırseverlik…”
(Frederic Bastiat / Law)

Hukukun amacı, hayatı, hürriyet ve mülkiyeti korumaktır. Hukuk amacı dışına çıkınca yozlaşma sürecine girer. Bu yozlaşma süreci kendisini yok edecek kadar ileri boyutlara varır. Hukuk bu süreçte “maslahat” ve “kamu yararı” “devlet menfaati” gibi gerekçelerle saygılı olması gereken hakları sınırlamaya ve tahribe yönelir.

Hukuk kolektif gücü hiçbir risk ve sorumluluk taşımadan başkasının kişilik, özgürlük ve mülkiyet haklarını istismar edenlerin ellerine teslim edilirse yozlaşır ve tahrip edilir. Fransız hukukçusu Frederic Bastiat’a göre hukukun bozulması iki temel sebebe istinat eder. Birincisi ahmakça bir özgürlük, ikincisi ise sahte bir hayırseverliktir.” İnsanlar yeteneklerini ve Allah’ın kendisine bahşettiği kabiliyetlerini kullanma ve geliştirme ve emeklerinin ürünlerine özgürce sahip olabilme haklarına kavuştuğu takdirde sosyal gelişme ve zenginleşme kesintisiz ve başarılı bir şekilde devam eder.

İnsanlar aciz ve fakir oldukları ve kendi çabaları ile ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadıkları için toplumda yaşamak zorundadırlar. İnsan toplumda başkalarının yardımı ile bütün ihtiyaçlarını karşılayabilir. Toplum içinde yardımlaşma zorunluluğu ile yaşayan insanlarda ihtiyaçlarını minimum çaba ve en az zahmetle elde etme arzu ve eğilimindedirler. Bu insanın nefsanî ve şehvani arzularından kaynaklanır. İnsan ihtiyaçlarını sürekli çalışarak kazanmak durumundadır. Allah’ın insanlardan istediği şey potansiyel olarak kendisine verilen kabiliyetlerini sürekli çalışarak aktif hale getirerek geliştirmesidir. Fıtrî, hak ve doğru olan da budur. Çalışma ve üretme helal kazancın kaynağıdır. Hak, bir emek sonunda kişinin elde ettiği şeye denir. Helal olan emeğin karşılığı olan şeydir. Dolayısıyla adil olan da budur. Hakkın ve mülkiyetin kaynağı da budur.

Çalışmak zahmet gerektirir, hem de çok risklidir. İnsan başkalarının emeğinin ürünü olan malları ele geçirerek tüketip yaşaması da mümkündür. Bu daha kolay ve daha rahattır. İhtiyaçlarını karşılamada az zahmete katlanma eğiliminde olan insan çalışmanın zahmetinden ve riskinden başkalarının emeğini çalarak ve hakkını alarak kurtulabilir ve ihtiyaçlarını da daha rahat karşılayabilir. İşte toplumdaki zahmetsiz kazancın ve yağmalama girişiminin temeli bu şekilde atılmıştır.

Burada akla “yağmalama ve haksız kazanç yolu nasıl durdurulabilir?” sorusu gelmektedir. Bunun mantıklı ve doğru cevabı “yağmanın ve başkasının hakkının yenmesinin çalışmaktan daha acı ve ıstırap verici olduğu zaman durdurulabilir” şeklindedir. İşte hukukun amacı ve yaptığı iş de budur. Hukukun amacı haksızlığı ve yağmayı önlemektir. Hukuk bunu zor kullanarak ve ceza vererek önlemeye çalışır. Haksızlığı ve yağmayı önlemek için hukukun verdiği cezalar bu nedenle caydırıcı, ıslah edici ve haksızlığa uğrayanı da tatmin edici olmalıdır. Adil olan da budur.

Hukukun bir diğer amacı yağmayı önlemek, emeği ve mülkiyet hakkını korumaktır. Hukuk müeyyidesiz ve güç kullanmadan hayata geçmediği ve müessir olmadığı için güç kullanımını, yani zorlamayı ister istemez kanun yapıcı iradeye bırakmak zorundadır. İnsanlardaki ihtiyaçlarını minimum çaba sarf ederek karşılama eğilimi ile kanun yapıcı irade bir araya gelmesi ve ortak hareket etmesi durumunda hukukun bozulma ve yozlaşma süreci başlamış demektir.

Adaleti sağlaması amaçlanan hukukun kendisinin adaletsizliğe sebep olması kadar haksızlık ve zulüm olamaz. Hukukun adaletsizliğe alet olmasının sebebi de yukarıda izah edildiği gibi menfaat düşüncesi, az çaba ile insanların ihtiyaçlarını karşılama eğilimi sonucu özgürlüğü zulme ve mülkiyeti yağmaya dönüştürecek yasaların yapılmasıdır. Dolayısıyla tahribat kanun yapıcının menfaatine göre yapılmaktadır.

İnsan fıtratı adaleti sever, zulme karşı çıkar ve baş kaldırır. Yine insanlar zulmün kanun yapıcılar ve kanun koyucular tarafından yapıldığını bildikleri için liberaller olsun, sosyalistler olsun, ister barışçı, isterse devrimci yöntem ve metotlarla kanun yapanlar arasına karışmak isterler ve bunun için üstün çaba harcarlar. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi soyguna ortak olmak, ikincisi soygunu ve yağmayı durdurmaktır. Ama her nedense soyguna ortak olma eğilimi her zaman galebe çalmıştır. Bu nedenle insanı yaratan ve mahlûkatı insanın hizmetine veren, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her şeye kadir olan ilâhî iradeden çıkan kanunlar dışında adaleti sağlayan yasalara rastlamak mümkün olmamaktadır. Bu nedenle ilâhi iradeye dayanmayan yasaların adaleti, barışı, hürriyeti sağlaması ve mülkiyeti adil bir şekilde koruması mümkün olmamaktadır.

Başlangıçta kanun yapanlar sınırlı sayıda olduğu için az sayıda insan yasal soyguna katılırdı. Daha sonra kanun yapıcıların çoğalması soygunun ve yasal yağmanın çoğalmasını netice vermiştir. Bunun sebebi de insanların çatışan menfaatlerini soygunu genelleştirerek dengelemeye çalışmalarıdır. Hazineden bir kuruş çalan, başkalarının da buna katılımını sağlayarak kendi yaptığını meşrulaştırarak vicdanını tatmin eder. Soygunun genel hale gelmesinin sebebi de budur. Böylece adaletsizlik daha da yayılarak devam etmiştir.

Ne gariptir ki soygundan zarar görenler bunu önlemek için güçlü hale geldikleri zaman soygunu önleme yerine elde ettikleri güçle diğer sınıfları soymaya başlamışlar ve günahkâr seleflerini aratmışlardır. Bunun nedeni de her şeye muhtaç olan insanın acizliğin verdiği aşağılık duygusunu bastırmak için gücü istismar ederek kötüye kullanmalarıdır. Bu nedenle güç bir müddet sonra yozlaşma eğilimine girer, mutlak güç ve iktidar mutlak yozlaşmayı netice verir. Bu nedenle güç ancak adil idarecilerin veya ilâhi iradeye boyun eğen mütevazi liderlerin elinde adalete, hürriyet ve mülkiyetin korunmasına hizmet edebilir.

Hukukun yağmaya ve haksızlığa sebep olması sonuçta bunu yapanların ve buna göz yumarak da olsa razı olanların aleyhine dönerek büyük bunalımlara, isyana ve anarşiye dönüşerek yasal yağmaya katılanların aleyhine dönmüştür. Toplumdaki huzursuzluğun, anarşinin ve ihtilalların sebebi de budur. İşte bütün bunlar hukukun yozlaşmasından başka bir şey değildir.


Etiketler:  Hukuk Hukukun Yozlaşması Yasal Yağma Yozlaşma Süreci Hukukun Amacı Mülkiyet Hakkı Devlet Kanun Yasalar
 
< Önceki   Sonraki >
HUKUK
DEVLET
MüLKIYET HAKKı
KANUN
YASALAR
HUKUKUN AMACı
YASAL YAğMA