Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Hükümet ve Yönetim
Advertisement
Hükümet ve Yönetim PDF Yazdır E-posta
Salı, 24 Mayıs 2011

M. ALi KAYA
Hükümet Anayasada verilen haklar çerçevesinde ülkeyi yönetmek, adaleti sağlamak ve güven ortamı oluşturmaktır. Devlet başkanı yönetim işini “Bakanlar Kurulu” ve “Yetkili Kurullar” vasıtası ile yapar. Siyaset dilinde “Hükümet” sözü “Devlet” ile aş anlamlı olarak kullanılmıştır. Geniş anlamı ile iktidarın kullanılmasını ifade eder. Bu anlamı ile “Kabine” yani “Bakanlar Kurulu”nu anlatmaktadır.

Hükümet bazen de idarî mekanizmanın tümüne verilen bir isimdir ki “Yasama, Yürütme ve Yargı”yı tamamen içine alan bir kavramdır. Parlamenter sistemlerde kabine anlamındaki hükümet parlamentoya karşı sorumludur. Hükümet iktidarı kullanan ve devletin işletilmesini sağlayan küçük bir gruptur. Bu grupta bir başkan ve onun idaresi altında ona yardım eden kişilerden meydana gelen bir ekip vardır. Bu ekibe bakanlar, başkanına da başbakan adı verilir.

Hükümeti halk seçer. Devlet ise hükümetten ayrıdır ama bağımsız değildir. Şayet devlet Başkalık sistemi ile yönetilmiyorsa devletin başı cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanının da yetkileri Anayasa ile sınırlandırılmıştır. Devlet cumhurbaşkanlığı, bürokrasi ve ordu ile beraber tüm idari mekanizmayı içine alır. Şayet devlet ile hükümet arasında uyum sağlanamazsa ülke devlet ile hükümet arasında çatışmayı netice verir. Bu da ülkede bir kargaşa ve karmaşaya sebep olur. Bu nedenle hükümetin devleti idare etmesi için devletin kurumları ve bilhassa ordu ve bürokrasi ile uyum içinde olması gerekir.

Ülkeyi bir vücuda benzetecek olursak bir idari mekanizma olarak devlet o ülkenin başı ve hükümet de bu devletin başındaki şapka gibidir. Devleti değiştirmek mümkün değildir; ama şapkayı değiştirmek devlete hiçbir zarar vermez. Bu nedenle hükümetlerin değişmesi devletin bekasına zarar vermez.

1. Hükümetin Meşruiyeti:
Hükümet edenlerin tümü meşru olmak ve hukuk içinde kalmak isterler. Çünkü meşru olan hükümete uymak ve itaat etmek vatandaş için bir görevdir. Bu nedenle halkın itaatini sağlamak için hükümeti ele geçiren ve darbe yapalar dahi kendilerini meşru göstermek isterler. Zira halkın kendilerine itaatini isteme hakkı ancak hükümetin meşru olmasına bağlıdır ve halkın hükümete itaati meşru olduğu zaman bir görev halini alır.

Her siyasal sistemin bir siyaset grubu tarafından desteklenmesi şarttır. Böyle bir siyaset grubuna veya temeli bulunan siyasi partiye ve halka dayanmayan bir hükümet ve siyasi sistem yıkılmaya mahkûmdur. Siyasal sistemler için de başta gelen destek unsuru meşruiyettir. Meşruiyetin başlıca iki temel kaynağı vardır.

Birincisi, temel fikri yapısını hürriyetçi olmasıdır. Yönetilenlerin haklarını koruyabilmek ve birini diğerine ezdirmemek için siyasal sistemin hürriyetçi olması gerekir. Hürriyet ise kendine değil, herkese hürriyet istemek ve başkasının hakkını savunarak haksızlığa meydan vermemek gerekir. İdeolojik hükümetler ve sistemler adil ve hürriyetçi olamazlar.

İkincisi ise, vatandaşlarına ayırım gözetmeden hizmet etme düşüncesine sahip olmasıdır. Kamu yararı ve genel menfaat gibi kavramlar da bu yapıya güç verir. Ancak kamu yararı ve genel menfaat kişilerin bireysel haklarını ihlal etmeye sebep olmamalıdır. Bir toplumda bireysel hakla yok sayılarak kamuya ve genele hizmet edilemez. Kamu yararı ve devlet menfaati de bireysel hakların ihlaline gerekçe gösterilemez. Hak haktır küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Adalet bireyin hakkını her şeyden üstün tutmaya bağlıdır.

Meşruiyet siyasal sitemin kurumların en iyisi olduğu hususunda insanlarda oluşturdu genel kanaat ve inançla daha da güçlenir. Bir sistem iştirakçilerinin kabul ettiği asli ve temek değerlere uygun olduğu sürece meşruiyetini korumaya devam eder. Demokrasinin en iyi sistem olduğu genel kanaati ne derece yaygın olursa demokrasiye bağlılık ve devletin demokratik olması da o derece sağlıklı olur.

İktidarın kötü icraatı nedeniyle siyasal sistem erozyona uğrar. Bilhassa hükümetin kendi beceriksizliğini sisteme yükleme çabaları sistemin zaafına ve halkın en azından iktidardakilerin sistemi sorgulamasına sebep olur. Bu erozyon belli sınırlar içinde kaldığı sürece sistemin varlığı tehlikeye girmez.

2. Fıtrata/Tabiata Uygun Hükümet:
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinatta cârî olan kânun-ı fıtrata uygun hareket etmezse, hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz; bütün faaliyeti şer ve tahrip hesabına geçer” demektedir. İnsan fıtratına ve tabiat uygun olmayan hükümetler ve icraatları genellikle insan fıtratında ve toplumda zulme, haksızlıklara ve yıkıma sebep olurlar. Bundan dolayı Montesguieu “En iyi hükümet tabiata en uygun olan hükümettir” demiştir.

Tabiata ve fıtrata en uygun hükümetin insan hak ve hürriyetlerinin sağlanmasında ve korunmasında en geniş imkânı sağlayan hükümet olduğu kolaylıkla düşünülebilir. Kişiler maddi ve manevi alanda toplumun ihtiyaçlarını ve mutluluklarının asıl imkânını, mümkün olabilen en geniş bir hürriyet düzeni havası içinde bulabilir. Bunun da iki yönü vardır. Bunlar da hükümeti oluşturan zihniyet ve şeklî yönünü meydana getiren mekanizmadır.

Demokrasi, insan hak ve hürriyetlerinin en sağlıklı olarak yaşanabileceği iklimi oluşturan bir zihniyettir. Demokratik toplumlarda hükümetin kurulmasını ve meşruiyetini mümkün kılacak mekanizma da seçim sistemidir. Bundan da tabiata en uygun olan hükümetin seçimle kurulmuş ve çoğunluğun rızasını almış olan hükümet olduğu kolayca anlaşılır.

Demokrasi, hava mukavemetinde uçan güvercin gibidir. Kendilerini iktidara taşıyan milleti, halkı ve mekanizmayı düşüncelerine engel olarak gören bir iktidar Andre Mauris’e göre “hafif güvercin mukavemetini hissettiği havayı hızlı bir uçuşla yardığı zaman, şayet boşlukta bulunmuş olsaydı daha hızlı uçacağı zannına kapılırdı” diye izah etmiştir.

Cumhurî Demokrasi Sistemi:
Dinde yüzde doksan dokuz iman, ahlak, ibadet ve faziletle ilgilidir. Yüzde biri siyasetle ilgilidir. O da idarecileri ilgilendiren “Adalet ve hakkaniyetle” ilgili hususlardır. Bu da idarecileri ilgilendirir. İstişare ve seçimi tavsiye eder. Hâkimiyetin milletin iradesine bağlı olduğunu ima ve işaret etmektedir. Bu da Cumhurî demokrasi anlamına gelmektedir.

Cumhuriyet ve demokrasinin İslamiyet’le alakası olmadığını iddia etmek ne İslam’ın idari sistemini ve ne de demokrasiyi bilmemekten kaynaklanmaktadır. Bu da koyu bir cehaletin sonucudur. Matematik, tıp, fizik ve kimya gibi ilimlerin İslam’la alakası olmadığını ve dünyanın yuvarlak olduğunu iddia etmenin dine aykırı olduğunu iddia etmek gibi bir yanlıştır. Elektriğin ve motorun batıdan gelmesinden dolayı bunlara karşı çıkmak gibi bir hamakattir.

Akıl ve tecrübenin ortaya koyduğu Allah’ın emri olan Adalet, Hürriyet, İlim ve Hikmet gibi insanlığa gerekli olan her şey İslama uygundur. Peygamberimiz (sav) “İlim ve hikmet mü’minin yitik malıdır, nerede bulunursa almalıdır” buyurmuşlardır. İlim insanlığın ortak malıdır. Peygamberimiz (sav) “İlim Çin’de de olsa alın” buyrulmuştur.  İslam dininin gelmesinden ve Kur’ânın nazil olmasından sonra insanlık maddi ve manevi terakki etmiştir. Dolayısıyla İslam’ın malı olan mehâsin-i medeniyeti ve terakkiyatı Avrupa’ya mal etmek İslamiyet’e cinayettir.

“Allah güzeldir, güzeli sever. Allah yapılan bir işin mükemmel yapılmasını ister” buyuran peygamberimiz (sav) güzel olan her şeye sahip çıkmamızı, aklımızı ve irademizi kullanarak güzel şeyler yapmamızı istemektedir. Demokrasi de bu güzelliklerden birisidir.

İslam’ın siyasi ölçü ve prensipleri ve sahabelerin “Asr-ı Saadetteki” uygulamalarına baktığımız zaman yönetim şeklinin çoğunluğun rızasına ve seçime dayalı bir sistem olduğunu görürüz. Bunun günümüzdeki karşılığı ise “Cumhuriyetçi Demokrasi” veya “Demokratik Cumhuriyettir.”


Etiketler:  Hükümet Yönetim Hükümet ve Yönetim Siyasal Sistem Hükümetin Meşruiyeti Fıtrata Uygun Hükümet Cumhuri Demokrasi
 
< Önceki   Sonraki >