| Karı-Koca Hakları |
|
|
|
| Pazartesi, 08 Ağustos 2011 | |
|
M. Ali KAYA Her ne kadar erkeğin kadını üzerinde hakkı daha fazla olsa da Allah’a itaatsizlik söz konusu olmasa merhamet, şefkat ve sıcak ve samimi duygularına ihtiyacı olduğunu düşünerek samimiyet ve yumuşaklık göstermelisin. Zira yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Onlarla güzellikle geçinin” (Nisa, 4:19) ferman eder. Peygamberimiz (sav) de “Ümmetimin en hayırlıları ailesine hayırlı olandır” (Tirmizi, Rada, 11; İbn-i Mâce, Nikâh, 50) buyurmuşlardır. Kadınların kocaları üzerindeki hakları onların giyimlerini, orta halde maişetlerini ve evlerini temin etmektir. Peygamberimiz (sav) “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan ayında da orucunu tutar, namusunu muhafaza eder ve kocasına da itaat ederse cennetin hangi kapısından isterse girebilir” (Buhari, Miskat, 2:202) buyurmuşlardır. İslama göre kız çocuğu babasının kadın da kocasının yanına yakışır. Babasına ve kocasına itaat etmeyen bir kadın Allah’a isyan etmiş olur. Zira Allah kulunun kendisine itaatini peygamberine ve onun emirlerine itaat etmek olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla babaya ve kocaya itaat etmeyen kadın Allah’a isyan halindedir. Nasıl ki oruç tutan birisi devamlı ibadet halindedir, aynı şekilde kocaya itaat etmeyen kadın da daima isyan halindedir, bunu terk etmedikçe devamlı günah işlemeye devam ediyor demektir. Peygamberimiz (sav) “Hangi kadın kocası kendisinden razı olarak vefat ederse cennete girer” (Tirmizi, Rada, 10) buyurarak bunu teyit etmişlerdir. Kadının geçimini sağlamak da kocanın görevi ve kadının koca üzerindeki hakkıdır. Nitekim peygamberimiz (sav) “Geçimini sağlaması gerekenleri ihmal etmek, insana günah olarak yeter” (Ebu Davud, Zekat, 45) buyurarak günahının büyüklüğünü ve hakkın önemini haber vermiştir. Kocanın Hakkına gelince Yüce Allah kur’ân-ı Kerimde “Erkekler kadınlara hâkimdir” (Nisa, 4:34) buyurarak erkeklerin evin reisi olduğunu ve ona itaatin farz olduğunu ifade etmektedir. Burada erkek evin nafakasını, geçimini sağlayarak ve aileyi her nevi tehlikeden koruyarak bu itaati hak etmektedir. Koruma ve kollama, nafaka temin etme gibi hususlar ise bir üstünlük ve itaat sebebidir. Yüce Allah bu nedenle “kimini kimine üstün kılmıştır” (Nisa, 4:34) buyurarak üstünlüğün yukarıda sayılan nafaka, koruma ve himaye şartlarına bağlamıştır. Ayet-i kerime Allah katında iyi olan kadınların da itaat eden kadınlar olduğunu “Salihat kanitattır” (Nisa, 4:34) ayeti ile açıkça belirtmiştir. Dolayısıyla kocasına isyan eden, emrine itaat etmeyen ve onu üzen kadınların iyi kadın olmadığını da açıkça haber vermiştir. Nitekim peygamberimiz (sav) kendisine “Ey Allah’ın Rasulü hangi kadın daha hayırlıdır?” şeklindeki bir suale “Kocası bakınca onu sevindiren, emredince hemen itaat eden, nefis ve malında kocasının hoşuna gitmeyen şeyde ona muhalefet etmeyen kadındır” (Nesai, Nikah, 14) şeklinde cevap vermişlerdir. Peygamberimiz (sav) kendisine secde etmek isteyen bir arabiye “Bir kişinin diğerine secde etmesini emredecek olsaydım kadının kocasına secde etmesini emrederdim” (Tirmizi, Rada, 10) ferman etmiştir. Bu hadis göstermektedir ki kadın kocasına itaat etmekle mükelleftir. Kocanın kadın üzerindeki hakların en büyüğü budur. İtaat sevgi ve saygının ifadesidir. Kocasının meşru olan emir ve isteklerine itaat eden kadın fiilen onu sevdiğini göstermektedir. Aksi ise saygısını ve sevgisini yitirmesinin ifadesidir. Bir sahabi kadın peygamberimize (sav) gelerek “kocanın kadın üzerindeki hakkı nedir?” dedi. Peygamberimiz (sav) cevaben “Semerli deve üzerinde olsa dahi kocası davet ettiği zaman nefsini ondan menetmeye, ondan izinsiz bir gün bile oruç tutmaya, ancak Ramazan müstesna. Eğer izinsiz oruç tutarsa sevabı kocaya, günahı da hanıma. Ve evinden ondan izinsiz çıkmaya. Eğer nefsine uyup çıkarsa, evine dönünceye kadar rahmet melekleri de azap melekleri de ona lanet ederler. Kadının kıyamet gününde ilk sorgusu namazdan, sonra da koca hakkından olacaktır. Herhangi bir kadın kocasının evinden kaçarsa evine dönünceye kadar namazları kabul olmaz ve elini kocasının elinin üstüne kor ve istediğini işle diye özür diler. Sonra kadın, kocasına dua etmedikçe namazı red olunur. Kocalarının yataklarını muhafaza etmesi, evine kocalarının kerih gördükleri hiçbir kimseyi koymaması, erkeklerin kadınlar üzerindeki haklarındandır” buyurdular. Peygamberimiz (sav) yine “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir erkek hanımını yatağa davet eder de kadın gelmezse, kocası ondan razı olana kadar melekler ona lanet ederler. Kadın küserek kocasının yatağından ayrı sabahlarsa melekler yatağa dönene kadar ona lanet okurlar” (Buharî, Nikâh, 85, Bed'ü'l-Halk 6; Müslim, Nikâh, 120-122; Ebu Dâvud, Nikâh, 41) buyurdular. Bu hadis erkeğin şehvet konusunda kadından daha zayıf olduğu ve günaha girme durumunda kalacağını dikkate alırlar. Zira yüce Allah "insan zayıf yaratılmıştır” (Nisa, 4:28) şehveti galip gelince kendine hâkim olamaz buyurmuşlardır. Kadın kocasından izin almadan evinden çıkamaz. Nitekim peygamberimiz (sav) hacca giden bir sahabenin hanımına “Ben dönene kadar evden çıkma” demiş, kadının da babası hastalanınca peygamberimize (sav) gelerek “Babamı ziyarete gidebilir miyim?” demiş, peygamberimiz (sav) “Kocan müsaade etmedikçe gidemezsin” buyurmuşlardır. Yüce Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. (Bakara, 2:286) Hal böyle olunca dinimizin emri ne ise o yapılmalıdır ki insan hem dünyada hem ahirette her nevi sıkıntı, bela ve musibetten kurtularak huzura ve mutluluğa ulaşsın. Aksi ruhi ve hayatî, dünyevî ve uhrevi pek çok sıkıntı ve musibete giriftar olması kaçınılmazdır. Kadınlara da yüce Allah önce “namaz ibadetinden sorar, sonra kocasının hukukunu yerine getirip getirmediğinden sorulur.” (Nihayetü’l-Bidaye, 2:53) Peygamberimiz (sav) “Kadının cihadı kocasına itaat ve hacdır” (Buhari, Cihad, 61; Nesai, Hac, 4) buyurmuşlardır. Resulullah efendimiz, ev işlerini Hazret-i Fatıma’ya, dış işlerini Hazret-i Ali’ye vermiş, ve evlendikleri gece onlara şöyle nasihat etmiştir: “Ya Ali! Hanımının evde oturması için, işlerini gören, ihtiyaçlarını karşılayan, onu yabancı erkeklerin görmesinden koruyan, ümmet-i Muhammed’in düşmana esir düşenlerini satın almış, azat etmiş gibi sevaba kavuşur. Ya Fatıma! Ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. Allahü teâlânın farz kıldığını yapmaktan ve kocasına itaatten sonra kadınlar için, yün eğirmekten, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek veya dokumak, kadınlar için bir yıl ibadet etmekten daha sevaptır. Dokudukları her iplik için amel defterlerine bir şehit sevabı yazılır. Beş vakit namazını kılan, malının zekâtını veren, Ramazan-ı şerif orucunu tutan, kocasının günah olmayan işlerinde ona itaat eden ve tesettüre uyan kadın, Cennete istediği kapıdan girer.” Son olarak peygamberimiz (sav) şöyle buyurdular: “Kocası yanında iken onun iznini almadan bir kadının nafile oruç tutması helâl olmaz. Kadın, kocasının izni olmadıkça, evine hiç kimsenin girmesine izin veremez.” (Buhârî, Nikâh 86; Müslim, Zekât 84; Ebû Dâvûd, Savm, 73; Tirmizî, Savm, 64; İbni Mâce, Sıyâm, 53) Etiketler: Karı-Koca Hakları Kadının Hakkı Kocanın Hakkı İtaat İsyan Geçim Hayırlı İyi Kadın Namaz Oruç Cihad |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|