Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Kul Hakları ve Önemi
Advertisement
Kul Hakları ve Önemi PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 13 Ağustos 2011

M. Ali KAYA
Yüce Allah “Hak” ismi ile müsemma olduğu için “Hak” kutsaldır. Hakkın ihlali haksızlıktır ve bu haksızlığın affı ancak hak sahibine aittir. Bu nedenle yüce Allah hak sahibi hakkını almadan veya helal edip hakkından vazgeçmeden haksızı affetmeyeceğini haber vermiştir.
Kur’ân-ı Kerimde “Birbirinizin malını haksız yere yemeyin” (Bakara, 2:188) ferman eder.

İnsanı haksızlığa iten ve kişilik haklarına zarar veren en önemli husus “su-i zan” ve bundan kaynaklanan “tecessüs”tür. Yüce Allah bu haksızlıkları önlemek için de “Ey iman edenler zandan çok sakının. Zannın bir kısmı günahtır. (Yani su-i zan günah, hüsn-ü zan iyidir.) Birbirinizi arkadan çekiştirip gıybet etmeyiniz. Kim ölü kardeşinin etini yemek ister? Allah’tan korkun da bu çirkin işten sakının” (Hucurat, 49:12) ferman etmiştir.

Peygamberimiz (sav) “Birbirinize haset etmeyin, birbirinize düşmanlık yapmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu küçümsemez ve ona hakaret gözü ile bakmaz. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hakir görmesi yeterlidir. Müslümanın kanı, malı, namusu diğer müslümanlara haramdır” (Müslim, Birr, 32) buyurmuşlardır.

Müslümanın kişisel olarak diğer Müslüman üzerinde vacip olan beş temel hakkı vardır: Selamını almak, aksırınca ‘yerhamükallah’ demek, davetine icabet etmek, hastalanınca ziyaretine gitmek ve cenazesine katılarak kabre kadar takip etmektir.”  (Müslim, Selam, 4)

Peygamberimiz (sav) bizzat kendisi hastalanınca mescitte mimbere çıkarak “Ey insanlar! Belki aranızdan ayrılacağım. Allah’ın huzuruna kul hakkı ile gitmekten daha ağır bir şey yoktur. Kimin bende bir alacağı varsa işte malım gelsin alsın. Kime yanlışlıkla veya kasten vurmuşsam işte sırtım gelsin vursun. Bu konuda asla çekinmeyin. Şunu bilin ki, içinizde bana en sevimli olan bende olan hakkını alan veya bana hakkını helal eden kişidir” buyurmuşlardır. Bunun üzerine birisi “Ya Resulallah! Benim sizden üç dirhem alacağım var” dedi. Peygamberimiz (sav) “Neden dolayı alacağın var?” dedi. Adam “Hani sizden biri üç dirhem istemişti, siz de bana işaret ettiniz onu ben vermiştim” dedi. Peygamberimiz (sav) “Evet, doğru. Ya Fadl ona üç dirhemini ver!” buyurdular. Fadl b. Abbas (ra) adama üç dirhem verdi.” (İbn-i Saad, Tabakat, 2:255)

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’de “Kişi ikrarıyla ilzam olunur. Hukuk-u ibadda ikrardan rücû’ sahih olmaz. Bir kimse ‘falana şu kadar borcum var’ dedikten sonra bu sözünden dönse kabul edilemez” (Mecelle-79) denilmiştir. Kul hakkını Allah affetmediği için peygamberimiz (sav) “Kabul edilmiş hac kul hakkı hariç bütün günahlara kefarettir” (Buhari, Hac, 4) buyurmuştur.  Yine peygamberimiz (sav) üzerinde borç bulunan cenaze namazını kıldırmamış, ancak varislerinden birisi borcu ödemeyi taahhüt edince kıldırmıştır.

Beş temel hak:
Peygamberimiz (sav) “Müslümanın kişisel olarak diğer Müslüman üzerinde vacip olan beş temel hakkı vardır: Selamını almak, aksırınca ‘yerhamükallah’ demek, davetine icabet etmek, hastalanınca ziyaretine gitmek ve cenazesine katılarak kabre kadar takip etmektir”  (Müslim, Selam, 4) buyurarak uyulması gereken temel hakları saymıştır.

1. Selamı almak: Selam vermek sünnet, selamı almak ise farzdır. Dolayısıyla bir müslümanın selamına karşılık vermek Allah’ın emrettiği temel bir haktır. Yüce Allah Kur’ân-ı kerimde “Size selam verilirse siz daha iyisi ile karşılık verin” (Nisa, 4:86) buyurarak selam almanın farz olduğunu belirtmiştir. Selam İslam alameti ve şeâirdendir.

Peygamberimiz (sav) “İslamda en hayırlı amel yemek yedirmek ve tanıdığın ve tanımadığın herkese güler yüzle selam vermektir” (Buhari, İman, 20) buyurarak selamın önemini ifade etmiştir. Dolayısıyla selamın alınması ve selam veren, sana dua edene daha iyi şekilde karşılık görme hakkıdır.

2. Aksırınca ‘Yerhamükallah’ demek: “Yerhamükallah” Allah’tan rahmet dileğinde bulunmaktır. Kişinin aksırması uyanıklık ve rahmet vesilesidir. Sıhhat ve sağlık alametidir. Uyuşukluktan kurtulmaktır. Bu nedenle “Aksırmak Allah’tan esnemek şeytadandır” denilmiştir. Allah’ın rahmetinin üzerinde olduğu bir zamanda ona rahmet duasında bulunmak duanın kabul edileceği bir zaman diliminde mü’min için dua etmek gerekir. Dolayısıyla bu anda dua etmek görev ve aksıran ve “Elhamdülillah” diyenin de hakkıdır.

3. Davete icabet etmek: Bir müslümanın kendisini misafirliğe, düğüne, törene davet edildiği zaman icabet etme görevi vardır. Zira size değer vererek sizi davet eden birinin davetine icabet etmemek onun size verdiği değere layık olmadığınızı gösterir. Mazereti olanın mazeretini belirterek izin isteme hakkı vardır. Aksi takdirde davet edene haksızlık yapmış olur.

4. Hastalanınca ziyaretine gitmek: Peygamberimiz (sav) “Ashabım, hastaları ziyaret ediniz, açları doyurunuz, esaretinizdeki köleleri salıveriniz” (Buhari, Merza, 4; Ebu Davud, Cenaiz, 11) buyurarak bunu bir vazife olarak müslümanlara yüklemiştir. Hastanın teselliye ihtiyacı ve hakkı olduğu gibi, açın doymaya, kölelerin de hürriyet hakları vardır. bu hakları sahiplerine vermek de müslümanların vazifesidir.

Allah’ın rahmeti ve rızası zayıfların, hastaların ve muhtaçların yanındadır. Bu nedenle peygamberimiz yüce Allah’ın “Ey Âdemoğlu! Ben hastalandım, beni ziyarete gelmedin” buyurduğunu, kulun da “Ya Rab! Sen âlemlerin Rabbi olup her şeyden müstağni iken sen nasıl hastalanırsın ve ben seni nasıl ziyaret edebilirim? dediğini, Yüce Allah “Falan kulum hastalandı, sen ziyaretine gitmedin. Şayet onu ziyarete gitmiş olsaydın beni onun yanında bulurdun” dediğini nakleder. (Müslim, Birr, 43)

Hasta ziyareti konusunda Müslüman, gayr-i Müslim ayırımı yapmak doğru değildir. Nitekim peygamberimiz (sav) hasta olan bir Yahudi gencini ziyarete gider. Ona İslam’ı tebliğ eder ve genç de Müslüman olur. Peygamberimiz (sav) “Şu genci cehennem azabında kurtaran Allah’a hamdolsun” diye Allah’a şükreder. (Buhari, Merdâ, 11)

5. Ölünce cenazesinde bulunmak: Müslüman’a yapılacak son vazife ve müslümanın insanlardaki son hakkı cenazesine katılıp namazını kılmak ve Allah’tan onun için af ve mağfiret talebinde bulunmaktır. Cenazede cemaat ne kadar çok olursa sevabı da o kadar çoğalır. Peygamberimiz (sav) “Bir müslümanın cenaze namazını yüz Müslüman kılar da onun hakkında şefaatte bulunurlarsa Allah onların şefaatlerini kabul eder.” (Müslim, Cenâiz, 58) Bir başka rivayette “Allah’a şirk koşmayan kırk Müslüman” (Müslim, Cenâiz, 59) denilmiştir.

Namaz kılıncaya kadar cenazede hazır bulunana da yüce Allah bir kırat, cenaze gömülene kadar başından ayrılmayana da iki kırat sevap vardır. Bir kıratın ne kadar olduğunu soran sahabesine peygamberimiz (sav) “Bir kırat bir büyük dağ, iki kırat ise iki büyük dağ kadardır” (Müslim, Cenaiz, 52) buyurmuşlardır.

Sonuç: Hz. Ali’nin (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte peygamberimiz (sav) “Müslüman’ın Müslüman üzerinde otuz hakkı vardır. Bu hakları ifa edip hakkını vermedikçe veya onu affetmedikçe onun için kurtuluş yoktur” buyurur. (Münavi, Feyzu’l-Kadir, 3:390) Bu otuz hak şunlardır:  

1. Kardeşinin kusurunu bağışlamak ve suçunu affetmek,

2. Ağlayana merhamet etmek ve yardım etmek,

3. Ayıbını gizlemek ve örtmek,

4. Hatasını görmezden gelmek,

5. Özrünü kabul etmek,

6. Kaybettiği malını bulursa kendisine vermek,

7. Gıybeti yapıldığı zaman dinlememek ve buna izin vermemek,

8. Daima kendisine hayır dua ve nasihat etmek,

9. Dostluğunu muhafaza ve devam ettirmek,

10. Zimmetinde olan malî hukukuna riayet etmek,

11. İyiliğini ve sevgisini devam ettirmek,

12. Akrabalarına şefkatle muamele etmek,

13. Hastalanınca ziyaret etmek, ölünce cenazesine katılmak,

14. Davetine icabet etmek,

15. Hediyesini kabul etmek,

16. Karşılıklı ziyaretini ihmal etmemek,

17. Gördüğü iyiliğe ve nimete teşekkür etmek,

18. Yardıma muhtaç olunca yardım etmek,

19. Komşuluk hakkına riayet etmek, helalini kem gözlerden korumak,

20. İhtiyacı olunca ihtiyacını gidermek,

21. Kendisinden şefaat/aracılık talebini kabul etmek ve yardımcı olmak,

22. Kendisi ile güzel sözlerle konuşmak,

23. Yaptığı taksimine razı olmak ve kabul etmek,

24. Zalime zulmünü engelleyerek yardım etmek,

25. Mazlum olanın hakkını savunmak,

26. Kendisi için istediğini onun için de istemek,

27. Kendisine yapılmasını istemediğini onun için de istememek,

28. Aksırınca “Yerhamükallah” demek,

29. Kaybettiğini kendisine bulmada yardımcı olmak,

30. Selam verdiği zaman selamını almaktır.

Bu haklardan herhangi birisini ihmal ederse kıyamette hakkı olduğu için onu kendisinden ister ve Allah’ın huzurunda alır.


Etiketler:  Hak Hukuk Kul Hakkı Temel Hak Su-i Zan Merhamet İyilik Şefkat Hürmet Sevgi
 
< Önceki   Sonraki >
HAK
HUKUK
KUL HAKKı
SEVGI
MERHAMET
İYILIK
SU-I ZAN
ŞEFKAT