Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hukuk arrow Yasal Yağma ve Sonuçları
Advertisement
Yasal Yağma ve Sonuçları PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 21 Temmuz 2011
M. Ali KAYA
Hukukun mülkiyeti yasalar yoluyla teşkilatlandırma, düzenleme, koruma ve teşvik bahanesi ile bir şahıstan alarak başkasına geçirmesine yasal yağma adı verilir.
Toplumun tümüne ait olan zenginliği imalatçı, çiftçi, sanatçı, futbolcu ve tiyatrocu gibi az sayıda insana aktarmak haksızlık ve zulümdür. Bunu yasal yollarla yapmak ise zulmün ve haksızlığın yaygınlaşmasını zorunlu hale getirmekten başka bir şey değildir. Bu durumda hakkı elinden alınan insanlar hırçınlaşacak ve sonuçta toplumsal düzeni yıkmayı dahi göze alacaklardır. Ama ne ki yasal yağma yapılırken hukukçular bu yağmayı “toplum düzenini koruma” kılıfına büründürmektedirler.

Hukukun yasal soygun aracı haline dönüşmesi insanlık tarihinin en menfur yozlaşmasıdır. Dünyadaki ekonomik krizlerin asıl nedeni de budur. Halktan vergi olarak alınan paralar yasayla – imtiyazlar ve sübvansiyonlar şeklinde – daha zenginlere aktarılmaktadır. Hükümetler hukuku, yasaları, et, ekmek, giyecek ve demir fiyatlarını yükseltmek için kullanmaktadır.

Tarih içinde yasal kölelik özgürlüğün yasayla ihlal edilmesinden başka bir şey değildi. Koruyucu gümrük tarifeleri de mülkiyet haklarının yasalarla ihlalinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla kölelik de gümrük tarifeleri de birer yasal soygun çeşididir. Yozlaşan hukuk çatışma ve sürtüşme meydana getirir. Hukukun bu şekilde adaletsizliğin aleti haline getirilmesi kadar tehlikeli bir şey yoktur. Bu hukuka olan güveni de son derece sarsar.

Bazen hukuk soygunu cezalandırmaz savunur ve ona iştirak eder. Şayet yasa birine ait olan bir şeyi ait olmayan bir başkasına veriyorsa hukuk soyguna alet oluyor demektir. Ayrıca yasanın bir vatandaşa başka birisinin aleyhinde suç işlemeden elde edemeyeceği bir şeyi kazandırıp kazandırmayacağına da bakmak gerekir. Bunun en açık örneği teşvik bahanesiyle hazineden zenginlere kredi verilmesidir. Yine yoksullara yardım adı altında asgari ücret, işsizlik parası, teşvikler, sübvansiyonlar, kâr ve iş güvencesi bunlardan bazılarıdır.

Mülkiyette üç seçenek vardır. Birincisi, az sayıda insanın az sayıda insanı soyması. Buna “sınırlı soygun” denir. İkincisi, herkesin herkesi soyması ki buna da “genel soygun” adı verilir. Üçüncüsü ise, hiç kimsenin hiç kimseyi soymamasıdır. İdeal olan, adil olan ve doğru olan budur. Hükümetlerin ve yasaların görevi bu ideal ve adil ortamı sağlamak ve mülkiyet hakkını adil bir şekilde korumaktır. Ama ne ki daha önce de ifade ettiğimiz gibi minimum çaba ile çok kazanç peşinde koşanların hukukla işbirliği yapması “genel soygunun” yasalaşmasına neden olmuştur.

Soygunsuzluk adalet, barış, düzen, istikrar, âhenk ve mantığın gereğidir. Soygunun olmaması için hayat hakkının gereği olan hürriyet ve mülkiyet hakkının gereği gibi adil şekilde herkese sağlanması gerekir. Üretim, tüketim, bölüşüm ağının “hür ve serbest piyasa” şartlarına göre oluşması, ticaretin “ihtiyaç, talep ve arz” esasına göre yapılması ve devlet müdahalesinin olmaması gerekir. Devlet ancak adaletsizliğe müdahil olur. “Hukuk, örgütlü adalet” demektir. Hukuk adaleti güç kullanarak organize eder ve bunun için de güce ihtiyaç duyulduğu için “devlet gücü” hukuku hâkim kılmak için var olmuştur. Devlet bu asli görevini yapmalıdır. Bu durumda devlet de hukuk ta büyük bir güven kazanır. Güçlü devlet adil olan ve hukuku hâkim kılan devlettir.

Soygun kişinin “sahiplik” olgusuna tecavüzdür. Servetin ve hakkın küçük bir kısmının dahi sahibinin rızası olmadan veya tazmin edilmeden zorla veya hileyle bir başkasına transfer edilmesi mülkiyet hakkının ihlalinden başka bir şey değildir. Bu ise soygunun fiilen işlenmesi demektir.

Yasal soygun bilhassa ideolojik hükümet ve devletlerce kapsamı genişletilerek gözden kaçırılır. Bu bakımdan dünyada üç türlü yasal soygun sistemi vardır: Birincisi, korumacı ve müdahaleci (Total-kısmî) sistem. İkincisi, Sosyalizm ki bu soygunun en müsait aşamasıdır. Üçüncüsü, komünizm. Bu ise en geniş bir soygun sistemidir. Yasal soyun yapay ve yapmacık da olsa merhamet/acıma ve yardımseverlik duygularına dayanır. Kişi kendi servetinden ve kendi gönül rızası ile fedakârlık yaparak yardım etse bu sadaka ve zekât olup bireysel bir ibadettir. Ancak devlet yasayla, hukuk eliyle ve zorla bunu yaparsa kendi malından olmayıp halkın malından olduğu ve rıza unsuru olmadığı için ihanet ve soygundur. Bütün kötülüklerin kaynağı iyi niyet ve yardım duygusudur. Ama sonuçta haksızlık ve soygun olur.

Hukukun yasal yağama aracı haline getirilmesi hukukun en kötü şekilde yozlaştırılmasıdır. Bu durum aşağıdaki sonuçları doğurur:

1. İnsan vicdanındaki adalet ve zulüm ayırımını yok eder.

2. Yasalara uymayan toplum varlığını devam ettiremez, yasalara uymak için de yasaları saygın kılmak gerekir. Şayet yasa ile ahlak çatışırsa insanlar ikilem içinde kalırlar. Bu durumda ya yasadan veya ahlaktan vazgeçilecektir. İşte hukukun yozlaşması insanları böyle zalim bir seçimle karşı karşıya bırakır.

3. Adalet bir kutsal değerdir. Hukuk bu yüce değeri korumayı amaçlar. Hukuk adaleti yok ederse insanların bu değeri tahrip edilmiş olur.

4. Köleliği, baskıyı, tekelciliği meşrulaştıran bir yasa “sırf yasa olduğu için adildir” söylemi ile eleştirilmezse hukukta trajik bir yozlaşma var demektir.

5. Bu yozlaşmanın bir başka sonucu da politik ihtiras ve çekişmenin abartılı bir şekilde önem kazanmasıdır. Zira siyaset menfaate alet edilmiş, menfaatler de yasal yollarla ve yapılan kanunlarla meşru hale getirilme yolu açılmış demektir. İnsanlar siyasete kamu hizmeti için değil, kendi menfaatine yasaları çıkarmak için girme yarışına girmişler demektir.

Hukukun yozlaşmasından korunmanın tek çıkar yolu onu sınırlamaktır. Hukuk, bireylerin hürriyet, mülkiyet ve emeğini korumak gibi bir misyonla sınırlandırıldığı zaman zulmü ve soygunu önleyen bir güç haline gelir. Bu durumda siyasetin de bir önemi kalmaz. Hukuk da sahasına çekilmiş olur.


Etiketler:  Hukuk Mülkiyet Hürriyet Yasalar Yasal Yağma Barış Düzen İstikrar Siyaset
 
< Önceki   Sonraki >
HUKUK
SIYASET
HüRRIYET
BARış
YASALAR
MüLKIYET
DüZEN
İSTIKRAR
YASAL YAğMA