Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Hutbeler arrow Etkili Bir Din Hizmeti İçin
Advertisement
Etkili Bir Din Hizmeti İçin PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 17 Nisan 2010

M. Ali KAYA
Ebu Eyyabi’l- Ensari (ra) rivayet ediyor: “Bir sahabe Resul-û Ekrem’e (sav) geldi ve: “Bana nasihat et, özlü olsun ” dedi. Peygamberimiz (sav) buyurdu: “Namaza başlayınca, sanki son namazını kılarmış gibi kıl. Yarın özür beyan edeceğin sözleri söyleme. İnsanların ellerindeki imkânlardan büsbütün ümidi kes, bir şey bekleme” buyurdu.

1. İmam-ı Rabbani’den  (ra) Vaizlere Öğütler:
İmam-ı Rabbani Hazretleri etkili bir hizmet için peygamberimizin (sav) şu mealdeki hadislerini öğütlemiştir: “Vaaz etmekte, nasihat vermekte gözetilecek, Müslümanlığı öğretmede uygulanacak birkaç hadis-i şerif yazıyoruz:
1. Allah-ü Teala refiktir, rıfkı yumuşaklığı sever. Sertlikten vermediğini, başka hiçbir şeyle vermediğini yumuşak davranana ihsan eder.
2. Yumuşak davran, sertlikten sakın. Çirkin şeylere yanaşma. Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.
3. Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur.
4. İçinizde en çok sevdiğim kimse, huyu güzel olandır. Huy güzelliği, yumuşaklıktadır.
5. Kendisine yumuşaklık verilen kimseye, dünya – ahiret saadeti verilmiştir; iyiliklerin tümü ihsan edilmiştir.

6. Hayâ imandadır. İman ise Cennettedir. Fuhuş kötülüktür, kötülük ise Cehennemdedir.
7. Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi söyleyeyim. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.
8. Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, yuların ipini tutan kimselerdir. Hayvan ona uyar. İpi taşa bağlarsa hayvan sessiz durur.
9. Kızdığı zaman istediğini yapabilecek kimse eğer kızmaz ise, Allah-ü Teala onu kıyamet günü herkesin arasından çağırır, “Cennette istediğin hûrinin yanına git!” der.
10. Sarı sabır maddesi, balı bozduğu gibi, öfke de imanı boğar.
11. Bir kimse dilini tutsa, Allah, onun utanacak ayıplarını örter; gadabını tutarsa kıyamet günü Allah ondan azabını çeker. Bu kimse Allah’a yalvarırsa onun duasını kabul eder.”   

2. Bediüzzaman Said Nursi’den (ra) Öğütler:
Asrımızın imamı ve hastalıklarının tedavi edici doktoru olan Bediüzzaman Said Nursi hazretleri de dine hizmet amacı ile sohbet ve vaaz edenlere tavsiyeleri de şöyledir:

 “Vaizleri dinledim. Nasihatleri bana tesir etmedi. Kasavet-i kalbimden başka üç sebebi var” dedikten sonra izah ediyor:
Birincisi:
Şimdiki zamanı eskiye kıyas ederek ele aldıkları bir konuyu parlak ve mübalağalı şekilde tasvirlerle anlatıyorlar. Tesir için isbat-ı müddea ve muhatabı ikna lazım gelirken ihmal ediyorlar. Halbuki, biz ehl-i haliz, namzed-i istikbaliz, tasvir-i müddea zihnimizi işba etmez. Bürhan isteriz.”

İkincisi: Yaşadığımız devrin problemlerine çare ve çözüm getirmek, günün ihtiyaçlarına cevap vermek yerine, insanları eski zaman köşelerine çeken konuşmalar yapıyorlar.

Üçüncüsü: İnsanlara tergib ve terhib için önem sırası göz etmesi lazım gelirken şeriatın mizanlarını, ölçülerini ihlal ediyorlar. Farzları sünnetlerle karıştırıp, haram ve farzların önemini ihlal ediyorlar. Bir şeyden sakındırırken diğerini önemsiz hale getiriyorlar.

Vaizlerimiz, hem alim-i muhakkak olmalı, ta ikna ve ispat etsin.
Hem hakim-i mudakkik olmalı, ta muvazene-i şeriatı bozmasın.
Hem beliğ-i mukni olmalı, ta muktezay-ı hal ve ilcaat-ı zamana muvafık söz söylesin ve mizan-ı şeriatle tartsın.  

3. Kâtip Çelebi’den Öğütler:
Kâtip çelebi yaşadığı dönemde taassubun yaygınlaştığını ve din adamlarının aklî bilimlerden uzaklaştığını görerek onlara şöyle nasihatlerde bulunmuştur:

“Din ve fen ilimlerini beraberce mezcetmiş akıl, kalp ve vicdanını doyurmuş bir âlime gerektir ki, ifrat ve tefritten kaçına. “İslam sırat-ı müstakim, hadd-i vasattır.” İfrat ve tefrit, her ikisi de mezmumdur. İstenen istikamettir...

1. İdareci: İmdi idarecilere gerektir ki, farz ve vacipleri bilip yapmalı, haramlardan da sakınmalı ve sakındırmalıdır. İslam inançlarını bilecek derecede ilimle yetinip, kendilerine ait olan ilm-i hali, kendilerini ilgilendiren sahadaki emir ve yasakları bile ve bilen insanları iş başına getire. Halkın töresini ve örfünü bilip, önceki idarecilerin koyduğu güzel adetleri devam ettireler.

2. Vaizlere de gerektir ki: Va’zında şehrin örfüne, adetine, töresine aykırı söz söylemeye. Bu dedikoduya ve karışıklığa sebeptir.

Halkın arasındaki uyuşmazlığı ve düşmanlığı yumuşaklıkla, gönül alıcı sözlerle, güzel öğütlerle gidermeye çalışmalı. Sert sözler düşmanlığı körükler.

Farz ve vacipleri yerine getirme konusunda halka şevk vere. Hayırlar va’dedip, cezalar öne sürerek müjdeleyip korkutma yolunda ifrat ve tefrit etmeyip, hakimane orta yolu bula...

Halk ne tamamen güven bulmalı, ne de ümitsizliğe düşmeli. Beynel havf ver’-Reca olmalı. Korku ağır olabilir. Bu faydalıdır.  Zamanın ve yerin gerektirdiği ne ise yapılmalıdır. Günlerin, ayların üstünlükleri, gece-gündüz ibadetlerinin faziletleri hakkında hadisler varsa bunlar anlatılmalıdır. Bu konuda zayıf hadisler de söylenebilir. Yalnız âdete, töreye dayanan namaz ve ibadetler anılmamalı. Bu konuda önüne kâğıt da konsa susmalıdır.

Halkın anlamayacağı ince konulardan veya tasavvuf ıstılahlarından bahsetmemeli. İmam Rağıp Isfahani, Zeria ve Tafsıl-i Neş’eteyn’de demiştir ki: “Vaaz halk içindir, yüksek tabaka için değildir.”

Yemekte tuz gibi vaaza uygun güzel fıkralar hikâyeler, latifeler ve beyitler söylenmelidir. Fazla olmamalıdır.

Halk tatlı anlatan, güzel ifadeler kullanan vaazı sever, dinlerler. Vaazda tat yok ise çıkıp konuşmasın. Bunda da herkese lazım iman, itikad, ibadet, ahlak, namaz, oruç gibi lüzumlu bilgilerden bahsedilsin.
 
3. Halka yaraşan odur ki: Allah’ın birliğini tasdik edip, namaz kılıp, oruç tuta. Zengin ise zekât verip, hacca vara... Yalan söylemeye, kimsenin can, mal ve namusuna kastetmeye... Doğruluk üzerine ola. Geçimi ne ise onun helaline baka... Haftada bir gün vaaz dinleye ve elinden geldikçe tuta...

Anladığı kadarı ile yetinip, “filan vaiz şöyle, bu mesele böyle, falan vaiz şöyle dedi” diye üzerine lazım olmayan işlere karışmaya. Cahil iken ilim bahsi eylemeye...

4. Talebeye gereken odur ki:
Önce temel bilgileri elde etmeli. Sonra kabiliyeti varsa bir konuyu güzelce öğrenmeden diğerine geçmemeli. Bu minval üzere yavaş yavaş öğrene...

Öğretimini tamamlamadan kimi makam ve mansıplara göz dikmeye... Çünkü makam, mansıp ve evlilik ilme manidir. Vazifenin gerektirdiği işlerle meşgul olmak gerekir.

Sünnet ehlinin akidesini güzelce öğrenip, “Kitap, sünnet, icma-i ümmet kalesine gire.”

Kur’an, sünnet ve evliya, sözünü kendisine tartı ve ölçü edine... Sonra hukemanın ve sufiyenin eserlerini inceleye ve “Huz mâ sefâ da’ mâ keder” “Sana yararlı olanı al, zararlı olanı bırak” kaidesince her birinden doğru düşünce ve görüş alarak yararlana... Hiç birini red ve inkâr etmeyip, taassup derdine düşmeye... 


Etiketler:  Etkili Din Hizmeti Din Hizmeti Nasihat Öğüt Vaaz Etmek Öğütler Vaizler Kâtip Çelebi İmam-ı Rabbani Bediüzzaman
 
< Önceki   Sonraki >