Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Peygamberimizin Hitabeti PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 17 Nisan 2010
Yazı Index
Peygamberimizin Hitabeti
Sayfa 2

3. Peygamberimizin (sav) Sohbetleri ve Hutbeleri:
“Resulullah (sav) kelimeleri arka arkaya sıralayarak konuşmazdı. Kelimeleri tek tek telaffuz ederdi. O kadar ağır konuşurdu ki, biri kelimeleri saymak isterse sayabilirdi.”  Hz. Cabir (ra): “Resulullahın (sav) konuşmalarında tertil ve tersil vardı” diyor.  Yani kelimeleri tane tane, ağır ağır telaffuz ederdi. Kur’an’ı da harf harf, tane tane okurdu.

3.1. Az ve Seyrek Konuşurlardı:
Dinleyen teşne olursa, konuşanda neşe olur.” “Marifet iltifata tabidir. Müşterisiz meta zayidir.”  “İnsanlara akıllarına ve seviyelerine göre kunuşun” kurallarına uyan Resulullah (sav) her gün vaaz isteyenlere: “Usandırmamak” için ara sıra vaaz ederdi.”

Araplar edip ve şairdiler. Söz ustasıydılar. Onlar “Hayru’l kelâmi kalle ve ma delle” “Sözün hayırlısı az ama, müdellel olandır” derlerdi. “Söz de değerli eşya gibidir, israf etmek caiz değildir” demişlerdir.

Hz. Cabir: “Resulullahın (sav) hutbesi de namazı da itidal üzere idi”  diyordu. Cuma günü ezan okunur okunmaz vaazı kesmek, hutbeyi kısa kesmek dinin ahkâmındandır.”  Peygamberimiz (sav): “Namazın uzun, hutbenin kısa olması bir kimsenin bilgili ve anlayışlı olmasındandır. Artık namazı ‘Hucurat’ suresi okunacak kadar uzatın, hutbeyi de ‘Bürûc suresi kadar kısaltın. Gerçekten bazı sözler, sihir gibi kalplere tesir eder”  buyurmuşlardır.

Peygamberimize (sav) “ben sözü süsleyenlerden değilim”  demesi emredilmiştir. Ve peygamberimiz (sav) buna azami riayet etmiş “Cevâmiu’l-Kelim olarak gönderildim”  buyurmuşlardır. Yani, peygamberimiz (sav) az ve öz konuşur, bu nedenle sözleri veciz, yani az ama manası çok geniş olurdu. 

3.2. Seviyeye Göre Konuşurlardı:
Peygamberimiz (sav) “Biz peygamberler halkın düşünce seviyesine göre hitap ederiz”  buyurmuşlardır. Yine, “Halka anlayacakları dilde, anlayacakları şeyler konuşun. Allah ve Resulünü tekzib etmelerini mi istersiniz?”  buyurmuşlardır. “Muhteva olarak Hz. Peygamberin (sav) hutbesi, iman esaslarına, cennet ve cehenneme, Allah’ın dostları için hazırladığı nimetlere, düşmanlarını bekleyen azaplara ait olurdu. Onu dinleyenlerin gönülleri iman, tevhid ve marifetullah ile dolar taşardı.”

İbn-i Mesud (ra): “Bir topluluğa akılları yetmeyeceği şeyleri anlatırsanız, bu onların bazısı için fitne olur”  demiştir.

3.3. Hutbelerinde, Konuşmalarında Şahsiyet Yapmazdı:
Hutbe makamı tebliğ makamıdır. Bu makamda vahiy ve vahyin açıklaması olan peygamber sünneti ve hadisleri tebliğ edilir ve inananlara açıklanır.  Hutbe ve İrşat makamı tenkit, eleştiri, suçlama, tekfir ve şahsiyet yeri değildir. Siyaset, vs. de yapılmaz. Şahıslar ve kurumlar hedef alınamaz.
 
Hutbe ve vaazlarda, “Emr-i bil’ma’ruf” ve “Nehy-i ani’l-Münker” görevi ifa edilir. Burada emredilmesi gereken bütün insanlığı ve bütün toplumu ilgilendiren hususlardır. Bunlar da Allah'ın emirleri olan Farzlar ve yasakları olan haramlardır. Farzlar emredilir ve haramlar yasaklanır ve bunların hikmet ve faydaları anlatılır. Peygamberin sünneti ise tavsiye edilir. Haramlarda “Esas olan zemm-i fail değil, zemm-i fiildir.” Yani Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Muhabbete muhabbet, husumete husumet ve husumet askerini hedef almak” gerekir. Yani, İçkiyi içen değil içki, gıybeti yapan değil, gıybet kötülenmelidir.

Peygamberimiz (sav) iftarda acele etmeyi emir buyurmuştur. Bir kısım sahabe bunu takva amacıyla yapmadılar. Bu durum Resulullah’a intihal edince şöyle buyurdu: “Bazıları var ki, yapılmasına müsaade ettiğim işi, iş kendine geldiğinde bundan hoşlanmıyorlar, verdiğim ruhsattan yüz çeviriyorlar. Vallahi Allah’ı en iyi biliniz ve O’ndan en çok korkanınız benim”  buyurarak, umumi konuştu.

Peygamberimiz (sav) yine bazılarının fahiş hataları kendisine iletildiği zaman onu şahsını hedef almaz, umumi konuşurdu. “Bazılarınız şöyle şöyle yapıyorlar bu doğru değildir, doğrusu şöyle şöyledir” buyurarak umumi irşadı esas alırdı. Şayet yapılan fiil toplumu ilgilendiriyorsa bunu yapar, sadece şahsı ilgilendiriyorsa “Ashabımın şahsi hatalarını bana getirmeyin, ben ashabım hakkında yanlış bir düşünceye kapılmak istemem” buyurur ve bu gibi tenkitleri ve hataların kendisine söylenmesini asla kabul etmezdi. Siz kendiniz gidin ve bu görevi bizzat şahsına söyleyerek ona yardımcı olun. “Zalime de mazluma da yardım edin” buyururdu. “Zalime nasıl yardım edebiliriz?” diyenlere “Zulmüne ve haksızlığına engel olmanız ona yardımdır” buyururlardı.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde ve peygamberimiz (sav) hadislerinde şahıstan değil, vasıftan bahseder. Faili değil, fiili kötüler. Mü’minlerin vasıfları bunlardır. Kâfilerin vasıfları şunlardır ve münafıkların vasıfları şunlardır” buyurarak bu vasıflara sahip olanların cennetlik veya cehennemlik olacağını ifade buyurmaktadırlar.

3.4. Resulullah (sav) Hutbede Vahyi Tebliğ Ederdi:
Ayet ve hadislerde yer vermeyen hutbe asla düşünülemez. Hz. Peygamber (sav) hutbe olarak bazı sureleri okurdu. O sık sık “Kaf Suresi”ni okuduğu olurdu da bu yüzden Kaf suresini Peygamberimizin (sav) hutbelerinde dinleyen ve ezberleyen sahabeler olmuştur.

Muhteva olarak Resulullah (sav) genellikle iman esaslarından bahsederdi. Bu hutbeleri dinleyenlerin imanları artar, şüpheleri gider ve mescitten ayrıldığı zaman bambaşka bir insan olarak ayrılırlardı.


Etiketler:  Peygamberimizin Hitabeti Hutbe Konuşma Hitabeler Hitabet Kelam Hitabetin Unsurları Sohbet


 
< Önceki   Sonraki >