Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Hilafetle İlgili Sorular ve Meseleler
Pazar, 05 Şubat 2012

M. Ali KAYA
Hilafet Nedir?
Hilafet, peygamberimizden sonra yerine geçerek dini ve dünyevi vazifeleri yaptırma görevidir. Peygamberimiz (sav) “Halife kalkandır. Onunla savaşılır ve korunulur” (Müslim, İmare, H. No: 1841) buyurmuşlardır. Bu hadisten anladığımız halifenin idareci olduğudur. Nitekim Hz. Ebubekir (ra) peygamberimizin (sav) vefatından sonra Benî Saide de toplanan sahabelere “Peygamberimiz (sav) vefat etti. Bu dini ve dünyayı ayakta tutacak ve adaleti ikame edecek bir idareciye ihtiyaç vardır” buyurdu ve kimse itiraz etmedi. Hep beraber Hz. Ebubekir’e (ra) biat edip itaat ettiler.

Peygamberimiz (sav) “Kim Allah’a itaatten elini çekerse, kıyamet gününde lehinde hiçbir delil bulunmadığı halde Allah’a kavuşmuş olur. Kim de boynunda halifeye biat olmadan ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur” (Müslim, İmare, H. No: 1851) Peygamberimiz (sav) yine “Benden sonra sizi bir takım idareciler gelecektir. Takvalı takvası ile faciri de fücuru ile yönetecektir. Hakka uygun olan hususlarda onlara itaat edin. Onlar size iyilik yaparlarsa bu size ve kendilerine iyilik yapmış olurlar. Kötülük yaparlarsa bu sizin lehinize onların aleyhine olur” buyurmuşlardır.


Etiketler:  Hilafet Saltanat Halife Hulefa-i Raşidin İtaat Hükümler Ahkâm İtikat İbadet Ahlak Adalet Hürriyet Seçim Ehl-i Hal ve Akd
Devamını oku...
 
Çocukların Din Eğitimi İhtiyacı
Perşembe, 02 Şubat 2012

M. Ali KAYA
İdeal bir din eğitimi eş seçiminden itibaren başlar. Din bilginleri uygun bir eş seçimini din eğitiminin temeli sayarlar. Eğitimciler çocuğun annesinden-babasından öğrendiği ve ailesinden gördüğü her şeyin eğitimine katkı sağladığını belirtmişlerdir.

Eğitim sadece okul duvarları ile sınırlı bir süreç değildir. “Hayat boyu her yerde” insanı etkileyen her şeyin eğitme müspet veya menfi katkı sağladığı bir gerçektir. Bu açıdan çocuk doğduğu andan itibaren ona verilen her şey eğitimin kapsam alanına dâhildir. Buna binaen okuldan önce evde anne-baba ve dede ve nine çocuğun ilk öğretmenleridir. Atalarımız “Beşikte alınan mezara kadar gider” demişlerdir. Günümüzde uzmanlar ve psikologlar da çocuğun eğitimini tamamlama yaşını 0–7 yaş arası olarak görürler. Bundan sonraki aşamalar çocuğun ailede aldığı temel eğitimi geliştirme sürecidir.

Öğrenme sadece ezberleme faaliyeti değildir. Davranış ve psikolojik gelişim öğrenmenin temelidir. Ahlak ve karakter eğitimi ailede verilen bir eğitimdir. Peygamberimiz (sav) “Çocuklarınıza konuşmaya başlayınca “Lâ ilâhe İllallah” telkin ediniz” buyurur. Bu gösteriyor ki çocuğa verilecek ilk eğitim din ve iman eğitimidir. Bu konuda aile bireyleri yaparak yaşayarak çocuğa örnek olmalıdırlar. Beraber ibadet etmek çocuğa verilecek en güzel din eğitimidir.


Etiketler:  Çocuk Eğitimi Din Eğitimi İdeal Eğitim Okul Aile İman Dersi
Devamını oku...
 
Kalbin Değişmesi ve Kaderin Hâkimiyeti
Çarşamba, 01 Şubat 2012
M. Ali KAYA
Kalb Allah’ın parmakları arasındadır ve devamlı olarak değişir. Bu değişim kişinin iradesi ve isteği doğrultusunda olur. Burada da insanın özgür iradesi söz konusudur. Kalbde şeytani ve melekî hasletlerin galib olması ve şeytanın ve meleğin sesine kulak vermesi insanın iradesinin eseridir. Yüce Allah “Biz ona takvayı da fücuru da ilham ettik” (Şems, 91:8) ayetine göre kalbi bir üfleme merkezi yaparak insanı imtihana tabi tutmasını, şeytanı ve meleği kalp telefonuna hayrı ve şerri üfleyen birer vasıta yapması hep imtihanın gereğidir. Yüce Allah bununla “İyiye yönelerek hayrı yapanı tezkiye ederek temizleyip kurtarırken, kötüye meyleden ve bunu işleyeni de hasarete düşürerek pişman etmektedir.” (Şems, 91:9–10)

Allah’ın parmakları demek Allah’ın hayır ve şer iradesi demektir. Allah’ın bu iradesi şeytan ve melek şeklinde tecelli eder. Kişinin taat ve masiyeti kalb hazinesinden gaybdan şuhuda çıkar ve insan hayır ve şerre meylederek sağdan sola, soldan sağa döner durur. Burada insanın karşısına aklı, bilgisi ve iradesi çıkar. İmanı kuvvetli ve bilgisi sağlam ise onu şerden ve şeytandan korur. Yoksa şeytana aldanır. Nefis zaten bedenî zevklere meyyaldir ve daima bunu ister. Nefsi bu bedenî zevklerden koruyan imanı, haram ve helal bilgisi, Allah korkusudur. Kalp bütün bu mücadelelerin yapıldığı bir muharebe meydanıdır. Burada melekî hasletler şeytanî duygulara galip gelirse kişiyi hayra yönlendirir, aksi olursa şerre yönlendirir.


Etiketler:  Kalb Hayır Şer İrade Takva Fücur Ezel Ebed Kader Zaman İlham
Devamını oku...
 
Peygamberimizin Allah Katındaki Değeri
Çarşamba, 01 Şubat 2012
M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) Yüce Allah’ın “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” buyurduğunu haber vermektedir. İnsanın ve kâinatın yaratılış amacını bilmeyen cahiller ile bu amacı unutturmaya çalışan din düşmanları bu hadisi inkâr ediyorlar.
Dolayısıyla cehalet ile küfür bir araya gelince peygamberimizin “nübüvvet amacını” saptırmak için kutsi hadisler inkâr edilerek dinin amacını unutturmaya çalışan şeytanın yolunu yapmaya çalıştıkları tebeyyün etmektedir. Malumdur ki küfür inkâr ve cehaletten, ilim ise ayetlerin ve hadislerin doğru yorumlanmasından ve zahirine uygun olarak izah ve ispatından ortaya çıkar. Bu nedenle ilim adamı inkâr etmez ispat eder.

Bu “Kudsî Hadisi” birkaç cihetten ele alarak inceleyelim.
Birincisi:
İslamiyet’in iki temeli vardır. Birincisi “Tevhit” İkincisi “Nübüvvet.” Bunun için Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şahadetin iki kelamı vardır. Birincisi “Lâ İlâhe İllallah” ikincisi “Muhammed Rasûlullah.” Bu ikisi birbirinden ayrılmaz. Ayrılırsa Allah bu imanı kabul etmez. Bu konuda tüm İslam bilginlerinin icması vardır. Kainat “Tevhidin” burhanıdır; İslamiyet ise “Nübüvvet-i Muhamediye”nin delilidir.


Etiketler:  Kutsi Hadis Kudsi Hadis Kelime-i Tevhit Kelime-i Şahadet Kütüb-ü Sitte Nübüvvet-i Muhammediye
Devamını oku...
 
Hidayet ve Dalaletin Sebepleri
Salı, 31 Ocak 2012

M. Ali KAYA
Yüce Allah buyurdu: “Ey Kullarım! Ben nefsime zulmü haram kıldım; size de haram ettim. Öyle ise birbirlerinize zulmetmeyin. Ey Kullarım! Hidayet verdiklerim dışında hepiniz dalalettesiniz. Öyle ise benden hidayet isteyin ki sizi hidayete erdireyim.” (Müslimi Birr, 55; Tirmizi, Kıyamet, 48)

Hadisin Açıklaması:
İman ile zulüm bir arada bulunmaması gerektiğini yüce Allah bize haber vermektedir. “İman edip zulüm elbisesi giymeyenler güven ve emniyet içindedirler. Hidayete erenler de onlardır” (En’am, 6:82) ayeti bunu açıkça ifade etmektedir. Hidayet Allah’ın rızasına vesile olan iman ve salih amellerdir. Bunun zıddı olan dalalet ise Allah’ın öfkesini çeken küfür ve küfürden kaynaklanan zulüm, haksızlık ve ahlaksızlıktır. Hidayetin engelleri Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah tarafından anlatılmaktadır. Bunlardan birincisi, “fısk ve sefahettir” “Allah fasıklara hidayet vermez” (Tevbe, 9:24, 80) ayeti bunu ifade etmektedir. İkincisi, zulüm ve haksızlıktır. Bu husus da “Allah zalimlere hidayet etmez” (Bakara, 2:258; Âl-i İmran, 3:86; Maide, 5:51) Üçüncüsü, Allah kafirlere hidayet etmez. Bu hususu da yüce Allah “Allah kafirlere hidayet etmez” (Nahl,16:106-107; ) ayeti ile ifade etmektedir.


Etiketler:  Hidayet Dalalet Bakıyat-ı Salihat Ahiret İman Cüzi İhtiyari Salih Amel
Devamını oku...
 
Hz. Alinin (ra) Şahsiyeti
Pazartesi, 30 Ocak 2012

M. Ali KAYA
Peygamberimizin (sav) getirmiş olduğu “Tevhit ve İman Davasını” en iyi şekilde anlayan ve kavrayan Hz. Ali (ra) olduğu gibi, Tevhide, yani Allah’ın birliğine imanın Allah’ın düşmanlarına düşman olmak ve mü’minlere dost olmak olduğunu en iyi kavrayan ve hayatında bunu uygulayan Hz. Ali (ra) olmuştur.
Çünkü o “Dinde ikrah ve zorlama yoktur. Hak apaçık meydana çıkmış ve batıldan ayrılmıştır. Bundan böyle kim tağutlara küfrederek, inkâr edip Allah’a iman ederse o çok sağlam kopmayan bir ipe, urvetü’l-vüska olan Allah’ın ipine yapışmıştır”  ayeti gereği Allah’a iman etmenin Allah düşmanlarına düşman olmak ve asla dost olmamak olduğunu biliyor e buna göre davranıyordu. Bu nedenle nefisini ve şeytanı tam bir düşman bildiği gibi  Allah’ın düşmanlarını da tam bir düşman biliyordu. Bu sebeple şeytan Hz. Ali’yi gördüğü zaman ödü kopuyor ve yanından kaçıyordu. Ali düşmanlığını yayarak ve münafıkların kalplerine fısıldayarak Ali’ye (ra) düşmanlığı körüklüyordu. Bunun için sahabeler “Biz münafıkları Ali’ye olan düşmanlıklarından tanırdık” diyorlardı.

Hz. Ali (ra) küfrün düşmanı olduğu gibi küfür alametleri olan putların da en büyük düşmanı idi. Daha 12 yaşında iken peygamberimiz (sav) onu Kâbe’nin kapısındaki bir putu kırması için omuzuna çıkarmış ve o putu yerinden oynatıp sökerek yere atıp kırdırmıştı. Aynı şekilde Mekke’nin fethinde de Kâbe’deki putları kırmak için peygamberimiz (sav) Hz. Ali’nin omuzuna çıkarak asası ile putları çekip düşürerek putları kırmıştı.


Etiketler:  Hz. Ali Hz. Alinin Şahsiyeti Put Kıran Ali Tevhit ve İman Davası Mekke Fethi Put Kabe
Devamını oku...
 
İman, Amel ve Kader
Pazar, 29 Ocak 2012

M. Ali KAYA
Hayber Gazvesinde müslümanlardan zengin biri de peygamberimizin yanından Yahudilere karşı savaşıyordu. Peygamberimiz (sav) onu göstererek “Cehennemlik birini görmek isteyen bu adama baksın” buyurdular. Adam çok şiddetli bir şekilde savaşıyordu. Topluluktan birisi adamı izlemeye başladı. Adam yaralandı ve yere düştü. Yarası çok acıyordu ki adam dayanamadı kılıcın ucunu göğsüne tuttu ve üzerine abanarak sırtından çıkardı ve intihar etti. Onu izleyen hemen koşarak peygamberimizin (sav) yanına geldi. “Ben şehadet ederim ki sen Allah’ın Resulüsün!” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ne Oldu?” diye sordu. Adam “Cehennemliktir diye bahsettiğin adamı takip ettim. Çok şiddetli savaştı, yaralandı, ancak yarasına dayanamadı kılıcına dayanarak intihar etti” dedi. Peygamberimiz (sav) “Şahadet ederim ki ben Allah’ın Resulüyüm. Kul hayatı boyunca cennet ehlinin amelini işler ama cehennemliktir. Yine kul hayatı boyunca cehennem ehlini amelini işler ama cennetliktir. Ameller sonuçları ile değerlendirilir. Allah bu dini fasık ve facirlerin eliyle de güçlendirir. Cennete ise sadece Müslüman nefisler girecektir” buyurdular. (Buhari, Cihad, 178; Megazi, 36; Kader, 4; Müslim, İman, 178; Kader, 11)

Hadisin Açıklaması:
İslam bilginlerine göre iman kalp ile tasdiktir. Dil ile ikrar kalbin tasdikinin yani imanın dil ile ifadesidir. Bu nedenle kalb ile tasdik etmeden dil ile ikrar etmek münafığın imanıdır. Dil ile ikrar eden ve salih amelleri işleyen kalben tasdik etmedikçe Allah katında ve gerçekte mü’min sayılmayacağı gibi, kalben inanmış olduğu halde salih amelleri işlememek de imansızlığa delil değildir.


Etiketler:  İman Amel Kader Kuzman Ammellerin sevimlisi Cennetlik Cehennemlik Ameller Kalbin tasdiki Nifak
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 17 Toplam: 1313