Yazılarım
Kişisel Gelişim
EN GÜZEL TEDAVİ YÖNTEMİ: MEŞGULİYET | EN GÜZEL TEDAVİ YÖNTEMİ: MEŞGULİYET |
|
|
|
| Pazartesi, 11 Şubat 2008 | |
|
M. Ali KAYA
Bu sebepten dolayıdır ki Cuhurcill “Fazla meşgulüm, üzülmeye zamanım yoktur” diyerek meşguliyeti olanın üzüntüye zamanı olmadığını dile getirmiştir. Tabiat boşluk kabul etmez. Boş bırakırsanız nefis ve şeytan hayırsız işlerle doldurur. Her günün bir amacı ve yapılacak bir faaliyeti olmalıdır. “Gayesiz günler faydasız şekilde biter” diyen Amiral Byrd bunu ne güzel ifade etmiştir. Tennyson “Faaliyet içinde kendimi göremezsem, yeis içinde helak olurum” diyerek faaliyetin insana ümit vereceğini ifade etmiştir. İnsanı dünyada sıkıntıya sokan, zamanını ve ömrünü tüketen en önemli hastalık kuruntu ve vesveselerimizdir. Bir ağaç vardı. Dört asır boyunca büyük fırtınalara ve yıldırımlara dayandı. Nihayet küçük ağaç kurtları içine girerek ağacı kemirmeye başladılar ve ağaç devrildi. İşte kuruntu o ağaç kurtları gibidir. İnsanın ömrünü tüketir ve verimsiz hale getirir. Öyle ise; ehemmiyet vermeyip gereksiz şeylerin bizi altüst etmesine müsaade etmeyelim. Unutmayalım ki, “hayat çok kısa olduğu için değeri büyüktür.” İşlerin hayırlı olanı az da olsa devamlı olanıdır. Devamlılık sonuçta büyük sonuçlar doğurur. Üzüntü ve kuruntularımızın, ihtimaller ve beklentilerimizin bizi bitirmesine ve ömrümüzü değersiz hale sokmasına müsaade etmeyelim. Kendi kendimize soralım: “Şu üzüldüğüm vakanın hiç vuku bulmamasına ihtimaller kanunu gereğince ne kadar ihtimal var?” Sonra Bediüzzaman’a kulak verelim ve “Yüzde yirmi-otuz-kırk ihtimalden bir ihtimal ile havf etmek, evhamdır, hayatı azaba çevirir” diyerek geleceğe ümitle ve Allah’a güvenle bakalım. Öyle ise William James’in dediği gibi “Önü alınmayan şeylerle işbirliği yapalım. ‘Bu böyledir, başka türlü olmaz’ diyerek öyle olmasına razı olalım. Olana razı olmak, herhangi bir felaketin neticelerini önlemeye doğru atılan ilk adımdır.” Bakınız bir şair ne demiş: “Yeryüzünde her derdin, / Çaresi ya vardır, ya yoktur. / Eğer varsa bulmaya çalış, / Eğer yoksa ehemmiyet verme hiç.” Bediüzzaman bize bu konuda ne güzel bir ölçü vermektedir: “Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde ceza kapılmamak gerektir.” Atalarımız demişlerdir ki “Zararın neresinden dönersen kârdır.” Öyle ise mecbur kaldığımız şeye tahammül etmeye çalışmalı, zorunlu şeylerde de onunla işbirliği yapmalıyız.” Geçmişe takılıp kalmamak gerekir. Geçmiş geçmiştir. Geçmişi değiştirmek mümkün olmaz; ama bu günkü kararlarımızla geleceğimizi şekillendirmek elimizdedir. Maziden istifade etmek için dünyadan bir tek yol vardır. Geçen hatıralarımızı sükûnetle tahlil etmek, ibret almak ve unutmaktır. Zira “dökülen sütle ağlanmaz” “dereyi görmeden paça sıvanmaz” veya “köprüye varmadan köprüyü geçemezsiniz.” İçimizde odun biçen çoktur. Ama talaş biçilmez. “atılan ok, söylenen söz, geçen gün ve kırılan bardak geri gelmez” ve “ölenle ölünmez.” Bir adam bütün gün ne düşünüyorsa, o adam odur. Hayatımızın aslını, düşüncelerimiz tespit eder. Zihnimizden yanlış düşünceleri çıkarmak, bedenden urlar, çıbanları çıkarmaktan daha mühimdir. İnsanı en ziyade inciten vakıalar değil, vakıalar hakkındaki fikirleridir. Şayet neşeniz kaçmışsa, neşeli imişsiniz gibi davranın. Otomatikman neşeniz yerine gelir.” Sonuç: İnsan ancak düşüncelerini yükseltmek suretiyle yükselir ve muvaffak olur. Bediüzzaman hazretleri “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” diyerek bu konudaki son sözü söylemiştir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|