Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Kişisel Gelişim arrow İstişarenin Amacı
Advertisement
İstişarenin Amacı PDF Yazdır E-posta
Salı, 31 Mayıs 2011

M. Ali KAYA
İstişarenin en belirgin ve birinci amacı insanları hayra ve doğruya sevk ederek idare etmektir. İstişarede insana değer vermek, görüşlerine başvurmak ve adam yerine konmak vardır.
Kendisine değer verilen ve iş konusunda danışılan bir kişi işe daha fazla katkı sağlar. Çalışanlar işe ve hizmete sahiplenirler. Sahiplenme duygusu daha ağır basar, bu da işin kalitesini ve başarıyı artırır.

Peygamberimiz (sav) “Allah bana farzları ikameyi emrettiği gibi, insanları idare etmeyi de emretmiştir” (Münavi, Feyzu’l-Kadir, Beyrut-1972, 2:159) buyurur. “Müdaratu’n-Nâs” ifadesi insanlara, yumuşaklıkla iyi davranmak, onlarla iyi geçinmek, onları hayra ve iyiye yönlendirmek, gönül alıcı ve adil olmak ve onları kazanmak anlamlarını içermektedir. Bu da insanın topluma katılmasını, yardımsever olmasını, kaynaşmayı, birlikte iş yapmayı sağlar. Bütün bunların en güzel şekilde istişare temin eder. Bu nedenle peygamberimiz (sav) istişareye çok önem vermiştir. “Hadis” ravileri ve “Siyer” müellifleri peygamberimizin (sav) etrafındaki insanlara danışmadan hiçbir konuda kendi başına adım atmadığını söylerler ve bu konuda peygamberimizin hayatını ve sünnetini örnek gösterirler.

Peygamberimiz (sav) bir beldeye emir tayin edeceği zaman dahi sahabeleri ile istişare eder, ona göre tayin ederdi. Nitekim “Müslümanların fikrini almadan bir emir tayin edecek olsaydım İbn-i Ümm-ü Abd’i tayin ederdim” (Tirmizi, Menâkıb, 308) hadisi bunun en açık delilidir.  Hz. Enes b. Mâlik (ra) “Arkadaşları ile istişarede Hz. Peygamber kadar istekli ve ileri bir başkasını görmedim” (Tirmizi, Cihad, 34) demiştir.

Peygamberimiz (sav) müslümanlarla ve islamın yayılması ile ilgili olarak Hz. Ebubekir (ra) ile bazen gece sabahlara kadar müzakerelerde bulunurdu. Bu müzakerelere bazen Hz. Ömer’in de katıldığı olurdu. (Hâkim, El-Müstedrek, 2:227) Sonra alınan kararları kararlılıkla uygular ve sonra Allah’a tevekkül ederdi. Peygamberimizin (sav) Allah’a tevekkülü bu şekilde eyleme bağlı bir tevekküldü. İstişare ile ilgili ayette yüce Allah’ın “Karar aldıktan sonra Allah’a tevekkül ederek alınan kararı azimle uygula” (Al-i İmran, 3:159) emrine son derece titizlikle uyar ve uygulardı.

Meşhur muhaddis Celalettin Suyûtî peygamberimizin özelliklerini sıraladığı “Hasais-i Kübra” isimli eserinde “istişare yapmasını” peygamberimize has özelliklerin başında zikreder. “Allah bana farzları ikameyi emrettiği gibi müdaratu’n-nâsı da emretmiştir” hadisini zikreder. (Suyutî, Hasaidu’l-Kübrâ, Kahire-1967, 1:257)

Peygamberimiz (sav) kendi görüşlerini zorla kabul ettirmeye asla çalışmazdı. Vahye dayanmayan hususlarda ashabı ile istişare ederek çoğunluğun kararına uyar ve bu karar kendi görüşüne aykırı da olsa uygulardı. İstişarenin kararı artık herkesin kararı sayılır. Ebu Hureyre (ra) “Ben, Resulullah’tan daha fazla arkadaşları ile meşveret eden birini görmedim” (Tirmizi, Cihat, 35) demektedir. Peygamberimiz (sav) Bedir ve Uhut Savaşı gibi en hayati konularda sahabeleri ile istişare ederek onların görüşleri ile hareket etmiştir.

İstişare “şahs-ı manevi”yi sağlar. İstişare olmazsa hizmetler, çalışmalar ve faaliyetler bireysel ve ferdî gayretlerden ibaret kalır. Sinerji dediğimiz katma değer ve güç oluşmaz. İstişare bir cemaat fikrini oluşturur, faaliyetlerde ortaklığı, katılımı, desteği ve yardımı sağlar. Alınan ortak kararlar ortak faaliyetleri netice verir. Başarı için ortak faaliyeti, bu da takım halinde çalışmayı sağlar. Bütün bunlar da başarı ile sonuçlanır.

İstişare sadece bir konuda fikir danışmadan ibaret değildir; ama maalesef böyle anlaşılmış ve bu şekilde uygulana gelmiştir. Kurumsal faaliyetler, siyasal ve sosyal çalışmaların da bel kemiği, dinamiği ve enerji kaynağıdır. Bunun için bireysel bir tutum olmaktan ziyade kurumsal bir yapıya oturtulması şarttır. Her kurum kendi içinde yaptığı toplantılar ile istişareyi kurumun ortak aklı haline getirerek kurumun beyni şeklinde kurumsallaştırmalıdır. Bütün faaliyetlerini bu kuruldan organize etmelidir ki peygamberimizin (sav) uyguladığı bu ilâhî metodu çağın şartlarına göre doğru şekilde uygulamış olsun.

Ne yazıktır ki İslam dünyası istişareyi bireysel bir şekilde uygularken, batı dünyası kurumsal yapılarda istişare mekanizmalarını oluşturarak kurumun vazgeçilmez bir organı haline getirmiştir. Başarısının sırrı aslında bu yapısal gelişimine bağlıdır.

İstişare ayrıca insan iradesine, aklına ve düşüncesine değer vermenin en güzel şeklidir. Farklı fikir ve düşünceler ve birçok doğrular olmazsa istişare anlamsız olur. İstişare farklı fikirlere değer vermenin en güzel göstergesidir. İstişare değişmez doğruyu ortaya çıkarmak ve bunu üyelere dikte etmek için yapılmaz. Bu istişare değil, eğitimdir. İstişare birçok doğru içinden günün ve şartların şekline göre en uygun ve en faydalı şeklini bulmak ve bunu ortak şekilde uygulamak için yapılır.

İstişarenin amacı doğru düşünceyi oluşturmak değildir; doğru zaten bellidir. Bunun için nasslarda ve temel doğrularda istişare olmaz. İstişare ancak doğruların uygulanması, faaliyetlerin organizesi için yapılır. İstişare için amaç birliği şarttır. Amaç birliği yoksa oradan sağlıklı bir karar yerine farklı amaçlara kurul üyelerini yönlendirme çabaları öne çıkar

Meşveret, ortak akıl demektir. Atalarımız “akıllıya danış, aklı senin olsun” demişlerdir. Meşveret insanı pişman olacak işler yapmaktan korur. Peygamberimiz (sav) “İstişare eden asla pişman olmaz” (Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, 2:280) buyurmuştur. Bu bireysel istişarenin sonucudur. Bir de milletin ve kurumların istişareleri vardır ki peygamberimiz (sav) buna da “Bir millet istişare ettiği sürece zillete düşmez” (Zemahşeri, Keşşaf, 1:332) hadisi ile işaret etmiştir.

Ancak meşveretin amacına ulaşması ehil insanlarla yapılmasına bağlıdır. Sahasında uzman olmayan kimselere danışanlar ve onlardan akıl alanların işleri elbette doğru gitmez. Çünkü onlar insana doğru akıl veremezler. Meşveret yapacak olanların zamanın ve sosyal çevrenin şartlarını bilmesi, bilgili, akıllı ve ileri görüşlü olmaları gerekir. Peygamberimiz (sav) “Meşvereti ehil ve güvenilir kimselerle yapınız” (İbn-i Mace, Edeb, 37) emretmişlerdir. Ayrıca meşveret güvenilir, sır saklayan ve doğru söyleyeceğinden emin olunan kimselerle yapılmalıdır.

Dünyanın küçülerek bir köy halini aldığı günümüzde bireysel faaliyetlerden ziyade bireylerin oluşturdukları cemaatler, kurumlar faaliyet yapmaktadırlar. Bediüzzaman devletin en önemli kurumu olan TBMM de “Zaman cemaat zamanıdır” demiştir. Bu zamanımızda faaliyetlerin bireysellikten kurumsallığa geçmesi demektir. TBMM devletin istişare mekanizmasıdır. Dernekler, vakıflar, partiler gibi şahs-ı maneviler cemaatî yapıların en güzel örnekleridir ve burada yapılan tüm faaliyetler istişare ile yürütülmektedir. Yapılan toplantılar ile kurumlar idare edilmektedir. Bu istişarelerde ortak aklın ve kolektif şuurun meşveret ve şura mantığı içinde öne çıkarılması gerekir.

Sonuç olarak bir sosyal gruba ve cemaate dâhil olan fertler bireysel güçlerinin çok fazlasını istişare mekanizması ile elde ederek amaçlarına daha kolay ulaşır ve Allah’ın rızasını da daha kolay kazanırlar.


Etiketler:  İstişare Meşveret Zaman Cemaat Zamanıdır Kurumlar TBMM Kurullar İstişarenin Amacı İnsanları İdare Etmek
 
< Önceki   Sonraki >
MEşVERET
İSTIşARE
TBMM
ZAMAN CEMAAT ZAMANıDıR