Yazılarım
Kişisel Gelişim
Ruh ve Beden Sağlığı | Ruh ve Beden Sağlığı |
|
|
|
| Cuma, 24 Haziran 2011 | |
|
M. Ali KAYA Hz. Eyub (as) hastalıkla imtihan edilen bir peygamberdir. Yedi sene en ağır hastalığa maruz kaldığı halde sabrederek asla Allah’a şikâyette bulunmamış ve Allah’tan gelen bu hastalığa sabır ve şükürle mukabele etmiştir. Bu nedenle yüce Allah ona hastalığın acısını hissettirmemiştir. Bir gün yaralarından düşen bir kurdu yerden alıp bedenine koyunca büyük bir acı hisseder. Sebebini sorunca yüce Allah “Onu sen istedin” buyurarak cevap vermiştir. Bu nedenle hastalık Allah’tan gelirse ve kişi sabreder ve şükrederse mükâfatını alır. Şayet hastalığına tedbirsizliği ile kendisi sebep olursa cezasını çeker. Aynı şey trafik kazaları için de geçerlidir. Kişi kurallara uyduğu halde kaza yaparsa manevi şehit olur ve mükâfatını alır, kuralları ihlal ettiği için kazaya sebep olursa katil olur ve cezasını çeker. Peygamberimiz (sav) devamlı camiye gelen bir sahabenin birkaç gün gelmediğini görünce merak ederek neden gelmediğini sorar. Sahabeler “o ağır hastadır, bu nedenle gelememektedir” derler. Bunun üzerine peygamberimiz (sav) onun ziyaretine gider. Sabır tavsiyesinden sonra hastalığının sebebini sorar. Sahabe de “Ben Allah’a dua ettim. Bana ahirette vereceği cezayı dünyada çekmek istediğimi söyledim. Bana bu hastalık verildi” diyince peygamberimiz (sav) “Siz yanlış dua etmişsiniz. Allah insanı hem dünyada hem ahirette af ve afiyette yaşatmaya kadirdir. Siz Allah’tan hem dünyada hem ahirette af ve afiyet isteyiniz” buyurdu. Bunun üzerine peygamberimizi destekleyen “Rabbimiz bize dünyada iyilik ver, ahirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!” (Bakara, 2:201) ayeti nazil oldu. 1. Hastalığı da Şifayı da Veren Allah’tır: 2. Hastalık Ya Günaha Kefarettir Veya Dereceleri Artırır: Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde “Ağaçların yaprakları nasıl dökülürse sıtmanın titremesinden günahlar da öyle dökülür” buyurarak hastalık ağırlığına göre kişinin günahlarına kefaret olduğunu haber vermiştir. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hastalar Risalesi” isimli eserinde hastalığın yirmi beş faydasını sayar ve “Bazı sabırlı ve şakir hastaların bir saat hastalığı bir gün ve bazen bir sene ibadet kadar ona kazanç sağlar” der. 3. Bedenimiz Allah’ın Emanetidir Korumak Vazifemizdir: En büyük musibet ve hastalık dine gelen musibettir. Yani aklımızı ve ruhumuzu hasta ederek batıl itikat ve yanlış fikirlere kapılmamızdır. Bu nedenle öncelikli olarak sağlam bir itikat ve inanç elde etmemiz gerekir. Kişi inandığı gibidir. Zira inanç düşünceyi, düşünce de amelleri etkiler. Sonra sağlam bilgilerle aklımızı geliştirmeliyiz. Sağlam inanç ve doğru bilgilerle yapılan ameller ancak bizlere fayda verir ve Allah’ın rızası bu şekilde kazanılır. 4. Güçlü Mü’min Zayıf Mü’minden Daha Hayırlıdır: Allah’ın sevgili kulları insanların ihtiyaçlarını kendisine arz ederek giderilmesini isteyen ve onların ihtiyaçlarını gideren ve insanlara faydalı olan insandır. Bu nedenle peygamberimiz (sav) “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” buyurmuşlardır. Bir insanın başkasına yük olması kadar onun şahsiyetini rencide eden ve aşağılanan bir durum yoktur. Bilhassa kişinin minnet altında kalması onun aklına ve bedenine zarar verir. Fikrini şaşırtır. Bu sebeple peygamberimiz (sav) “Ya Rab beni fasık ve facirlere muhtaç ederek minnet altında bırakma” diye dua etmiştir. Çünkü fasık ve facirler ancak birine yaptıkları iyiliğin karşılığını almak ve insanı minnet altında bırakmak isterler. Şahsiyetli insan ise yaptığı iyilik ve yardımı Allah için yapar, sonradan kötülük de görse bunu iyiliğinin Allah katında makbul olmasının alameti sayar ve asla karşılık beklemez. Kişinin ruhuna en büyük zarar veren şey azarlanmak, aşağılanmak ve değer verilmemektir. Değer verin ki değerli olasınız, verin ve yardımcı olun ki insanlar sizden fayda görsünler. Peygamberimiz (sav) “Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına da yapmayın” ferman etmişlerdir. Bu prensip felsefecilerin “Ahlak Felsefesini” oluşturmuştur. 5. Bedeni Tahrip Eden Şeylerden Korunmak Emredilmiştir: Yine “Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın” (Hucurat, 49:11) ferman etmiştir. Alay etmek, aşağılayıcı lakaplar takmak kişinin ruhunu rencide eder, ruh ise bedene tesir eder ve onun bedenini de tahrip eder. Bu nedenle insanın bedenine zarar veren sigara, içki ve uyuşturucu yasaklanmıştır. Peygamberimiz (sav) “Kim dünyada bedenine işkence yaparak tahrip ederse ahirette o şekilde azaba uğrar” buyurmuşlardır. 6. Daima İnsanlara Kolaylık Göstermelidir: Peygamberimiz (sav) tebliğ amaçlı gönderdiği sahabelerine daima “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” ferman etmiştir. Kendisi de daima bir işin kolay yönü varsa asla zora yönelmezdi. İnsanlara kolaylık göstermek ve işi kolay kılmak peygamberimizin (sav) âdetiydi. Bu da kişinin akıl ve beden sağlığını artırır. Sonuç: Etiketler: Ruh ve Beden Sağlığı Hastalık Sıhhat Afiyet Sabır Kefaret |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|