Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Kişisel Gelişim arrow TENKİTTEN FAYDALANIN
Advertisement
TENKİTTEN FAYDALANIN PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 14 Şubat 2008
M. Ali KAYA

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi de olumsuz şartları olumluya çevirebilme ve olumsuzluklardan istifade edebilme özelliğidir. Çalışkan ve üretken insanlar bir şeyler üretmek ve topluma faydalı olmak için çalışadursunlar tüketimi ve hayatın rahatını esas alanlar devamlı olarak çalışanların eksik ve kusurlarını araştırarak bunlardan yararlanmanın hesabını yapmaktadırlar. Bunun için çalışanlar daima tenkide maruz kalmaktadırlar. Bu durum akıllı ve üretken insanların çaışma azmini artırırken, eksik ve noksanlarını görmelerine ve işlerinde daha başarılı olmalarına da zemin hazırlamaktadır. Böylece tenkitçiler bilmeden çalışanlara yardım etmiş olmaktadırlar. Akıllı insanlar bu bakımdan tenkide açık olan ve bunlardan faydalanmasını bilen insanlardır.

Atalarımız “Meyveli ağaç taşlanır” derken,  Shopenhaver da “Adi insanlar, büyük adamların hata ve kusurlarından büyük zevk duyarlar” demektedir.  Bu ifadelerde büyük gerçekler ve önemli mesajlar vardır.
Unutmamalıyız ki, haksız tenkit büyük bir iltifattır. Haklı olduğumuzdan emin isek, halk ne diyecek diye hiçbir zaman düşünmemek gerekir. Çalışkan ve akıllı insanlar insanların beğenisini kazanmak için değil, Allah rızası için iş yaparlar. İnsanların çoğu peşin faydayı düşünür; bu bakımdan pratikte sonuç alamayacağını zannettiği çalışmalara ve faaliyetlere faydasız olarak görür. Bunun içindir ki geleceği görerek çalışmalarını planlayanlar toplumdan ve yakınlarından daima tenkit almışlar ve boşuna gayret göstermekle suçlarnmışlardır.

Bu sebeplerden dolayı Eleana Rooselvelt “Her türlü tenkitten kurtulmak istiyorsan, Saksunya kasesi gibi rafta oturmaktan başka çare yoktur. Öyle ise, doğru olduğuna kalben inandığınız şeyi yapınız. Çünkü ne yaparsanız tenkit edileceksiniz. Yapsanız da, yapmasanız da lanet ederler” deme ihtiyacını hissetmiştir.

Geleceği düşünen ve ona göre çalışan insanlar, istidat ve kabiliyetlerini geliştirmek ve hakka hizmet etmek düşüncesinde olanlar daima tenkit edilecektir. Bu fikre alışmak gerekir. Akıllı bir insan bu duruma “Güldüm ve geçtim!” der. Asla değer vermez. Ancak bu tenkitleri dikkate alır. Çünkü her tenkit tamamen boş değildir. İçlerinde gözümüzden kaçan önemli hususlar vardır. Bunara değer vermek gerekir.

Tenkitten korkan insan asla yola çıkmamalıdır. Görmüyor muyuz, liderler nasıl insafsızca tenkit oklarına maruz kalıyorlar? Akıllı liderler bu tenkitlere kulak verir; ama her tenkide cevap vermez. Çoğu zaman da direkt muhatap alarak değil, dolayısıyla cevap vererek akıllıca bir yol takip eder.

Bilmeliyiz ki “Gemiler limanda emniyettedirler; ama gemilerin yapılış amacı bu değildir.” Bu bakımdan insan iki şeyden korkmalı; birincisi Cenab-ı Hak’tan, ikincisi de “Haksız duruma düşmekten...”  Başka şeyden korkmamalı ki, maksadına yürüyebilsin. Öyle ise insan elinizden geleni mümkün olduğu kadar iyi yapmalıdır; sonra şemsiyesini açmalıdır ki tenkit yağmuru ensesinden aşağı akmasın.

**
Akıllı ve prensipli bir insan başkalarının kendisini tenkit etmesini baklemeden kendi kendisini tekit etmesini de bilmelidir. Çünkü tenkit insana yanlışlarını gösterir ve gideceği selametli yolu aydınlatır. Hatta bir ajanda tutmalı ve buraya hatalarını ve eksiklerini not etmelidir. Sonra bunların kritiğini de yapmalıdır. Böylece kendini (nerfsini) tekit ederek bir “Otokritik” sistemi oluşturmalıdır. Napolyon “Hatalarımdan dolayı kendimden başka kimse kabahatli, değildir. En büyük düşmanım,  kendimdir. Feci akıbetim, felaketimin sebebi benim” diyerek bunu bize ders vermiştir.

İnsanın her hali mükemmel değildir. Bunun için Elbert Hubbart “Her inan her gün hiç olmazsa, beş dakika aptallık eder. Akıllı olmak, bu haddi geçmemekten ibarettir” demiştir. Küçük adam kendisinin çok mükemmel olduğunu zanneden adamdır. Bundan dolayı küçük adam, en küçük tenkide çıldırır. Akıllı adam, kendisini tenkit edenlerden, kendisi ile münakaşa edenlerden ibret alır. İnsan bazen kendisine “Ben tenkit edilemeyecek ve hiç yanlış yapmayacak kadar mükemmel bir insan mıyım?” diye sormalıdır.

Bir de Walt Whitman’ın “Yalnız sizi sevenlerden, beğenenlerden ve sayanlardan mı ders aldınız? Sizi reddedenlerden, karşı koyanlardan, yolunuzu kesenlerden büyük dersler almadınız mı?” sorusuna da cevap aramalıdır.

Öyle ise başkaları bizi tenkit etmeden, biz kendimizi tenkit etmeliyiz. İddialarımızı, fikirlerimizi ve durumlarımızı kontrol ve neticelerini tenkit edelim. Etmeye de devam edelim. La Rochefoucould’un dediği gibi “Düşmanlarımızın bizim hakkımızdaki fikirleri, kendi fikirlerimizden ziyade hakikate yaklaşır.”

Sonuç olarak, yaptığımız aptallıkların kaydını tutalım. Kendimizi tenkit edelim. Madem ki kusursuz olduğumuzu iddia edemeyiz, E. H. Litte’nin yaptığı gibi “Tarafsız, yardımcı, yapıcı tenkit” isteyelim ve tenkitlerden faydalanmasını bilelim. Bunlar bize dostlarımızın nasihatlerinden ve övgülerinden daha sağlıklı yol gösterirler.

 
< Önceki   Sonraki >