Yazılarım
Kişisel Gelişim
ÜZÜNTÜYÜ BIRAKIP YAŞAMAYA BAKALIM MI? | ÜZÜNTÜYÜ BIRAKIP YAŞAMAYA BAKALIM MI? |
|
|
|
| Cuma, 28 Mart 2008 | |
|
M. Ali KAYA
![]() Hz. Ali’nin (ra) “Üzüntüsü az olanın ömrü uzun olur” sözü gerçekten insan ömrü ile üzüntü arasında bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Bu söz “Meşakkati az olanın ömrü uzun olur” şeklinde de rivayet edilmektedir. Ancak zamanımızı dehşetini ve imansızlık tehlikesi ile insanların ahretlerini kaybettiklerini düşünen insanın üzülmemesi elde değil. Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Asıl musibet dine gelen musibet” olunca “Bana ızdırap veren yalnız İslam’ın maruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler dışarıdan gelirdi. Şimdi ise içeriden gelmektedir. Kurt gövdenin içine girdi” diyen Bediüzzaman’ın ıstırabını ve sıkıntısını anlamamak mümkün değildir. “Asıl hayat ahret hayatı” “insanın vazifesi de ahret hayatını kazanmak” olunca dine gelen musibetin ne derece vahim sonuçlar doğurduğunu anlıyoruz. Bunun için insanların imanına hizmet etmek hizmetlerin em büyüğü olmaktadır. Bediüzzaman “Zaman, İslam fedaisi olmak zamanıdır” demesinin hikmetini de anlıyoruz. Peygamberimiz (asv) “İki günü müsavi olan aldanmıştır, zarar etmiştir” buyurur. Bu hadis-i şerifin bize anlatmak istediği hususların başında imana ve dine hizmet etmeden geçen günlerin inananlara zarar verdiğini, yani bir mü’minin imanını kurtarmak yerine malayani ile insanı meşgul ederek zarara uğrattığını ifade etmektedir. Peygamberimizin (asv) “Bedenen hafif, mizanda ağır üç şey vardır. Susmak, güzel huy, malayaniyi terk etmek” buyurmasını bu açıdan düşünmekte fayda mülahaza ediyoruz. Zamanımızda en büyük ve değerli vazife “imana hizmet ve imanı kurtarmak, insanların imanına hizmet edecek şekilde çalışmaktır.” Vazife bu olunca “Vazife başından ayrılan bir nefer, bazen bir bölüğü, bir alayı, bir orduyu tehlikeye atar.” Öyle ise kendisini vazifeli bilen birisinin vazifesini terk etmesi caiz değildir. ** İman ve Kur’an hizmetinde azimle, kararlılıkla ve cesaretle çalışmak gerekir. Yavuz Sultan Selim’in dediği gibi “Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise insanı ölüme götürür.” Bu yolda korkmak ve çekinmek ölüm ile eş değerdir. Hizmet erlerinin tek güvencesi Allah’a olan tevekkül ve itimatlarıdır. “Tevekkül güvenenin, korku inananın, ilerlemek ise, şükredenin halidir.” Allah kedisine güvenerek yola çıkan kullarını sever ve onlara yardımcı olur. ** Hizmet erlerinin en değerli sermayesi zamandır. Günü değerlendirmek ise iman hizmetinde bu gün ne yaptım sorusuna verilecek olan cevapta gizlidir. Yine sözü Hz. Ali’nin (ra) hikmetli öğütlerinden birisi ile noktalayalım. “Dünün geçti, yarının belli değil. O halde bu günü ganimet bil. Bu günü değerlendir.” Sonuçta “üzüntüyü bırakıp yaşamaya bakmak” ancak sorumluluk duygusundan uzak ve iman hizmetinden gafil olanların yapacağı şeydir. İmanlı bir insanın, insanlar için faydalı çalışmalar yapmak ve imana hizmet etmek için gayret edenlerin üzülmemeleri gerçekten mümkün gözükmemektedir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|