Yazılarım
Kişisel Gelişim
ÜZÜNTÜYÜ YENMENİN YOLLARI | ÜZÜNTÜYÜ YENMENİN YOLLARI |
|
|
|
| Pazartesi, 11 Şubat 2008 | |
|
M. Ali KAYA
Dr. Alexis Carrel “Üzüntü ile mücadele etmesini bilmeyen işadamları genç ölürler” demektedir. Dr. Joseph F. Montagn da “Mide ülseri yapan, yediğiniz şeyler değil, sizi yiyen ş eydir” demektedir. Platon “Hekimlerin yaptığı en büyük hata, ruhu tedavi etmeden önce bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir. Hâlbuki ruh ve beden birdir, ayrı ayrı muamele görmemelidir” diyerek ruhta oluşan hastalıkların zamanla bedene sirayet edeceğini belirtmiştir. Bu bakımdan insana en fazla istirahat v taze hayat veren kuvvetler; sağlam bir inanç, uyku, müzik ve gülmektir. Allah’a inanınız, güveniniz. İyi uyumayı öğreniniz. İyi müzik dinleyiniz. Hayatın tuhaf tarafını görünüz. O zaman, sıhhat ve saadet nasibiniz olur. Psikolog William James “Günahlarımızı Allah affeder, fakat sinir sistemimiz hiç affetmez” diyerek insan psikolojisini bozan ve insanı sıkıntı ve üzüntüye boğan günahların sinir sistemini ve insan bedenini de tahrip edeceğini belirtmiştir. Her nereden kaynaklanırsa kaynaklansın uzun süre devam eden üzüntü ve sıkıntılar kalp hastalığı, mide ülseri, şeker hastalığı gibi hastalıkları insan bünyesinde oluşturur. Ayrıca üzüntü yüksek tansiyonu besler, tiroit bezinin düzenini bozar, diş çürümesi, saç dökülmesi yapar; hatta sonuçta intihara yol açar. Yine üzüntü yüz güzelliğini bozar, rengi soldurur. Kaşlar çatılır, yüz ifadesi ekşileşir. Saçları ağartır. İsillik, iltihap, sivilce gibi her çeşit yüz hastalıklarını doğurur. Bu sebeplerden dolayı Dr. Alexis Carrel “Modern bir şehrin kargaşalığında içini ferah tutanlar, sinir hastalığından muaftırlar” demektedir. Dale Carnegie “Bence insana en çok gayret veren özellik şudur: İnsan, şuurlu bir çalışma ile hayatını yükseltebilme hususunda, inkâr edilemez bir kabiliyete maliktir. İnsan hülyaları peşinde emniyetle yürür ve hayal ettiği hayatı yaşamaya çalışırsa, alelade zamanlarda umulmayan başarılar ile karşılaşır” demektedir. İçinde bulunduğun durumu korkusuz ve hilesiz bir şekilde tahlil etmeliyim. “Başarısızlığımın ve içinde bulunduğum durumun en fena neticesi ne olabilir?” Olabilecek en fena neticeye katlanmaktan çekinmemeliyim. Bu andan itibaren en fena neticeyi düşünerek onu düzeltmeye sükûnet içinde vaktini hasretmeliyim. Çinliler “hakiki fikir selameti, en fena neticeleri kabul etmekle meydana gelir” demektedirler. Willins H. Carier “Üzüntünün en fena tarafı, dikkati bir noktaya teksif etmeye engel olmaktır” demektedir. Gerçekten de üzüntü insanın zihnini bulandırır ve doğru düşünmeyi engeller. Doğru düşünmeyen insanlar elbette doğru sonuçlara ulaşamazlar. Peygamberimiz (sav) “İbadet cihetinde kendinden yukarıya, dünya cihetinde kendinden aşağıya bakmalısın” buyurmaktadır. Bu hadis-i şerif ölçü alındığı zaman insanın her zaman şükretmesi gereken bir halde olduğu görülecektir. Kendime şunları sormalıyım: Bu durumda mümkün olan en fena netice nedir? Gerekirse bu durumu kabul etmeye hazırım. Öyle ise bu durumu düzeltmeye sıfırdan ve yeniden sükûnetle başlamalıyım… Rudyard Kapling “Ben, altı namuslu hizmetçi kullanmaktayım. Bütün bildiklerimi onlar öğretti. İsimleri, ne, niçin, ne zaman, nasıl ve kim ve nerede? Sorularıdır.” Bu soruları kendimize sorarak üzüntümüzü tahlil edebilirim. Olayı ve özelliği tarafsız ve objektif bir yolda kavramalıyım. İyi açıklanmış bir mesele, yarı yarıya halledilmiş demektir. William James “Bir defa karar verilip tatbiki icap etti mi, neticesi hakkında her türlü mesuliyeti ve merakı unuturuz” demektedir. Kendime Sorular: İşimize ait üzüntülerimizin yarısını aşağıdaki soruları kendime sorarak giderebilirim. 1. Niçin üzülüyorum? Üzüntüyü yenmek için yapmam gereken nedir? 2. Problem nedir? Bunu yapmaya ne zaman başlayabilirim? 3. Problemi çözmek için mümkün olan çareler nelerdir? 4. Uzmanların, bilenlerin bu konuda teklif ettikleri çareler nelerdir? Bütün bunlar tahlil edilirse, üzülecek önemli bir sebep olmadığı ortaya çıkabilir. Pek çok üzüntülerimiz, vehim ve hayallerimizin ürünüdür. Pek çok kavgalar, hiç önemli olmayan basit ve küçük sebeplerden dolayıdır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|