M. Ali KAYA
İnsanlık âleminde Allah’ı ve ahreti inkâr niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zir-ü zeber/darma dağın eden Deccal komitesi olacağını peygamberimiz (sav) 1400 sene önce bizlere haber vermiştir. Bu nedenle sahabeler dâhil bütün Müslümanlar fitne ve fesadın çoğaldığı ve mukaddes değerlere hücum edildiği zaman “bu haber verilen deccal’ın fitnesi” diye Allah’a sığınmış ve dine daha çok sarılmışlardır.
Peygamberimizin (sav) ümmetini deccalın fitnesinden ve tehlikesinden son derece uyaran peygamberimize sahabeler merakla “ Deccalın ne zaman çıkacağını” sorarlar. Peygamberimiz (sav) “ O siz ondan son derece gafil olduğunuz zaman çıkar” buyurarak cevap vermiştir. Gerçekten de birçok ulema onun deccal olduğunu kabul etmez ve hatta hadisin işareti ile “ Deccalın en büyük yardımcıları münafıklar, Yahudiler ve bidalara taraftar ulema-i su olacağı ifade edilmiştir. Deccal onların gafletinden istifade ederek ehl-i imanı dalalet vadilerine atar. Bu ifadelerden anlaşılacağı gibi deccalın fitnesi çok büyük olacak ve tüm dünyaya yayılacaktır.
Rivayetlerde ahir zamanın en büyük fitnelerinin zamanında “âlem-i insaniyeti” istibdad ve zulmü ile perişan eden büyük deccal ile İslam dünyasını esarete ve fitneye maruz bırakan islam deccalı ayrı olacağı ifade edilir. Hatta İslam deccalına “Süfyan” adı verilir ve hadiste “Mesih deccalın ve süfyanın şerrinden sabah akşam ve her namazda tahiyyattan önce selam vermeden Allah’a sığınmamız istenir.” Büyük deccal “İnkâr-ı Ulûhiyet” fikri ile çıkıp tabiatı en büyük güç ve kudret sahibi kabul ederek maddeci felsefesi ile tüm dinlere karşı çıkarken İslam deccalının münafıkane hareket edeceği, Müslüman gözüküp din adına dine en büyük zararı vererek “şeriat-ı Muhammediyeyi” tahrip edeceği ifade edilir. Modernizm ve reform adına dine hizmet edip çağa uyduruyoruz bahanesi ile islam ulemasının da süfyana yardımcı olacağı rivayetlerden anlaşılmakta ve bu nevi ulema Hz. Ali (ra) gibi islam muhakkikleri tarafından “Ulema-i Sû” yani dine zarar veren ve bidaları icat eden kötü âlimler olarak haber verilmektedir.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri dünya deccalını ancak Hz. İsa’nın (as) gelerek kendisinin getirdiği gerçek Hırıstiyanlığı islam dini ile birleştirerek İslama teslim olması ve mukaddes değerleri yeniden ihya etmesi ile deccalın tahribatını tamir edeceğini ifade eder ve bu konudaki hadislere dayanarak Deccalın istibdad ve zulüm üzerine kurduğu rejiminin ancak bu şekilde yıkılacağını belirtmiştir. Bunu da “Müslüman İseviler” unvanına layık bir cemiyetin yapacağını belirtir. Bu cemiyetin çalışmaları sonucu deccal komitesi öldürülür ve rejimi yıkılır, Allah’ı inkâr üzerine kurulan maddeci materyalist felsefe çöker ve insanlık da bu beladan kurtulur. (Mektubat, 441)
Bu durum insanlık dünyasında yaşanmış ve şükür insanlık Allah’ı inkâr üzerine kurulmuş olan materyalist felsefeden vazgeçmiştir. Bu felsefenin uygulandığı Komünist Ülkelerin ekonomilerinin çökmesi ve Hıristiyanlık dünyasının liberal ve hürriyetçi ekonomilerini alarak uygulamaya koymuş olmaları ile komünizmin despot kaleleri yıkılmıştır. Demek büyük deccal Komünizm rejimi imiş. Komünizmin yıkılması ile bu sistem çökmüştür.
Deccal bir rejim değil elbet. Rejimleri liderler kurar. Demek Komünizm sisteminin kurucuları olan Karl Marx ve uygulayıcıları Lenin, Stalin, Troçki gibi şahıslar deccalı temsil etmektedirler. Sonra kurdukları komünizm rejimi ile tüm dünyayı kan gülüne çevirmiş ve inakar-ı uluhiyetle mukaddes değerlere saldırmış ve dünyayı anarşi ve teröre boğmuştur. 1917 yılında Rusyada ihtilalle iktidara gelmiş ve 1987’li yıllarda tamamen çökmüştür. Bu sistemin çökmesinde ve yıkılmasında en büyük rolü “Müslüman İseviler” ünvanına layık olan dindar ve Muvahhid Hırıstiyanlar olmuştur.
Bu nedenle Bediüzzaman “Deccal’ın şahs-ı surîsi (görünüşü) insan gibidir. Mağrur, firavunlaşmış, Allah'ı unutmuş olduğundan; surî, cebbarane olan hâkimiyetine, ulûhiyet namını vermiş bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır. Fakat şahs-ı manevîsi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi (büyük dinsizlik akımı/ komünizm), pek cesîmdir (büyüktür). Rivayetlerde Deccal'a ait tavsifat-ı müdhişe (dehşet verici vasıflandırmalar) ona işaret eder” (Mektubat s. 270) buyurarak açıklamıştır.
Deccalın Komünizm rejimi ve kurucuları olduğunu peygamberimizin (sav) “Deccalın birinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü eyyam-ı saire (diğer günler) gibidir. Çıktığı zaman dünya işitir. Kırk günde dünyayı gezer." rivayet ediliyor. Bediüzzaman bu rivayeti açıklar ve der ki: “Rusyada kuzey kutbuna yakın bir sene bir gündür. Sonra biraz bu tarafa gelince bir ay güneş batma. Daha bu tarafa Kosturma yakınında bir hafta güneş batmamaktadır. Daha içerilere gelidiği zaman da bir gün bizim günlerimize eşit olmaktadır. Bu hadis deccalın kuzeyden çıkıp İslam dünyasına ve hür dünyaya saldıracağını ifade eder” ki komünizm aynen bu şekilde Rusya’dan çıkarak dünyaya yayılmış ve insanlığı esir almıştır.
Yine bu rivayetler mucizâne haber verir ki, "Deccal zamanında vasıta-i muhabere ve seyahat o derece terakki edecek ki (ilerleyecek ki), bir hadise bir günde umum (bütün) dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garp (doğu-batı) işitir ve umum ceridelerinde (bütün gazetelerde) okunacak. Ve bir adam kırk günde dünyayı devredecek ve yedi kıt'asını ve yetmiş hükûmetini görecek ve gezecek" diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyo, şimendifer, tayyareden mucizâne haber verir. Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil, belki gayet müstebit (diktatör) bir kral sıfatıyla işitilir. Ve gezmesi de her yeri istilâ etmek için değil, belki fitneyi uyandırmak ve insanları baştan çıkarmak içindir. (Şuâlar, s. 496)
İslam deccalı olan Süfyan ise İslamın payitahtında yani hilafet merkezinde ortaya çıkar. Hadisin rivayetinde “Süfyan büyük bir âlim olacak ve ilmi ile dalalete düşecek ve çok âlimler ona tabi olacaklardır” buyrulur. Onun ilmi elbette din ilmi olmayacaktır. Din ilmi olmuş olsaydı o zaman dalalete gitmez hidayete vesile olurdu. Bediüzzaman onun bilgisinin din bilgisi değil “Siyasi Bilgi” ve her türlü kurnazlık ve fitneyi ortaya çıkarma ve inanları aldatma bilgisi olduğunu şöyle ifade eder.
Bediüzzaman bu hadisi açıklarken şöyle buyurur: “Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanatı olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir. (Şualar, s. 461) Şimdi İslamın başkenti olan İstanbul’da ortaya çıkan ve zaman içinde dinden yoksun bir eğitim sistemi ve harf ınkılabı ile yeni bir devlet ve yeni bir nesil ortaya çıkaran kimdir? Tarihte böyle biri var mıdır? O zaman peygamberimizin (sav) haber verdiği dehşetli şahıs gelmiş ve rejimini sistemini kurmuştur. İcraatına devam etmektedir.
Türkiye’de ne olmuştur? “Şeriat-ı Muhammediye'nin (a.s.m.) ebedi bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmaya çalışarak hayat-ı beşeriyenin maddi ve manevi rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nurani zincirleri çözer; hevesat-ı müteaffine bataklığında birbirine saldırmak için cebri bir serbestiyet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar” (Şualar, s. 592) denilmektedir. Bu durum yaşanmış mıdır, yoksa gelecekte yaşanacak mıdır? Etiketler: Deccal Süfyan Komünizm Rejim Deccal Rejimi Ulema-i Su Fitne Anarşi Şeriat |