Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Müceddidler arrow Hasen-i Basri (ra)
Advertisement
Hasen-i Basri (ra) PDF Yazdır E-posta
Salı, 17 Şubat 2009
Yazı Index
Hasen-i Basri (ra)
Sayfa 2
M. Ali KAYA
Tabiunun büyüklerinden olan Hasan-ı Basri (ra) (H. 21 / M. 642 - 110 / 728) müttaki ve zahitlerin büyüklerin büyüklerindendir. Hayatı kendisinden sonra gelen ulemaya ve zahitlere örnek olmuştur. Pek çok büyük ilim adamının yetişmesini de sağlamıştır. Medine’de Hz. Ömer’in (ra) vefatından iki sene önce doğmuştur. Çocukluğu Medine’nin Vadiu’l-Kura mahallesinde geçmiştir. Ümm-ü Seleme’den süt emdiği söylenen Hasan-ı Basri (ra) büyük sahabelerin ve peygamberimizin (sav) hanımları arasında büyümüştür. Hz. Osman (ra) şehit edildiği zaman on dört yaşlarında bulunuyordu ve bu olaya şahit olanlar arasında o da vardı.

Babası Yesar Hıristiyanlardan olup hicretin on ikinci yılında esir olarak Medine’ye getirilmiş ve Zeyd b. Sabit’in (ra) kölesi olmuştur. Neccar oğullarından Errubeyyi bintu’n-Nadr tarafından alınarak azat edilmiştir. Yesar azat edildikten sonra Ümm-ü Seleme’nin cariyesi olan Hayra ile evlenmiş ve Hasan-ı Basri ondan doğmuştur. Hayra bilgili bir hanım olduğu için Hasan-ı Basrî (ra) annesinden hadis rivayet etmiştir. Ümm-ü Seleme (ra) Hasan’ı Hz. Ömer’in (ra) yanına götürmüş Hz. Ömer (ra) da ona “Yâ Rabbi onu dinde fakih kıl ve insanlara sevdir” diye dua etmiştir.
 

Gençliği ve İlmi:
12 yaşında Kur’ân-ı Kerimi ezberleyen ve Medine’de Hz. Ali (ra) ın yanında ilim öğrenen Hasan-ı Basrî (ra) birçok hadiseye bizzat şahit olmuştur. Hz. Osman ve Hz. Abdullah b. Abbas (ra) gibi seçkin sahabelerin yanında yetişmiştir.

Sıffın Savaşından bir sene önce H. 38 yılında Basra’ya gelen Hasan-ı Basrî (ra) Basra’da da seçkin sahabelerden Enes b. Mâlik (v.93/711) Ebu Hureyre (v.57/679) Abdullah b. Ömer (v.74/693) Abdurrahman b. Semure (v.50/670) Semure b. Cündüp (v.59/678) Cundeb b. Abdullah (v.60/681) Ma’kıl b. Yesar (v.59/679) gibi sahabelerle görüşmüş ve onlardan Hadis ve Fıkıh dersi almıştır.

H. 50-53 yılları arasında Abdullah b. Semure (ra) ile beraber çeşitli yörelerde cihada katılan Hasan (ra) iç karışıklıkların olduğu zaman içinde herkese fitnelerden uzak kalmalarını tavsiye etmiş ve işlerin sonuçlarına Allah’a bırakmalarını istemiştir. Kendisini ilme veren hasan-ı Basri (ra) bilhassa ilk kuşak sahabelerden Hadis, Fıkıh, Akaid ve Kıraata dair bütün bilgileri öğrenmeye çalışmıştır. Bu sebeple ilimdeki şöhreti, ahlakı ve ders vermedeki üstünlüğü sebebi ile pek çok kimseye ilim öğretmiştir. İlmi, zühd ve takvası ile meşhur olmuş herkes ondan ders almaya koşmuştur.

Hasan-ı Basri (ra) vaazları ve sohbetleri ile de halkın seviyesine inmesini bilmiştir. Beliğ ve güzel vaazları ile halkın sevgisini kazanmış ve onlara çok tesirli sohbetlerde bulunmuştur. Zalim Yezid’e ve Haccac’ı tenkit etmekten ve irşat görevini yapmaktan kaçınmayan ve korkmayan Hasan-ı Basrî (ra) onlara karşı şiddetli bir şekilde tenkitten de çekinmemiştir.

Afganistan’ın fethine katılan Hasan-ı Basrî (ra) Hz. Muaviye’nin (ra) Horosan valisi Rebî b. Ziyad’ın katipliğini yapmış ve Halife Ömer b. Abdülaziz zamanında da (H. 99-101) Basra kadışığı görevini yapmıştır.

Hasan-ı Basri (ra) yetmişi Bedir Sahabesi olan üç yüz sahabe ile görüşmüştür. İlmi amel için tahsil eden ve öğrendiğini yaşayarak örnek olmuş, bu sebeple ilmi yanında züht ve takvasi ile de şöhret olmuştur. Bu sebeple daha sonra teşekkül eden tarikatlar ve mezhepler Hasan-ı Basri hazretlerini hep kendilerinin selefi olarak görmüşlerdir.

Hasan-ı Basrî hazretleri Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifeler yanında hikmetli sözleri de ezberleyerek dağarcığını ilim ve hikmetle doldurduğu için hitabet ve belağatta eşi ve benzeri olmayan bir mevkie çıkmıştır. İlim için ameli zaruri gören Hasan-ı Basri (ra) âlimin vera ve takva sahibi, abid ve zahit olması, kendisinden üstte olanlardan öğrenme gayreti içinde olan ve kendisinden aşağı mertebede olanı hor görmeyen ve ilimle mal talebinde bulunmayan özellikte olması gerektiğini söylemiş ve hayatı ile buna örnek olmuştur.

Konuşmalarında fesahat ve belâgatı ön plandadır. Onu dinleyenler “Ağzından hikmet dökülüyordu. Sözleri peygamber sözüne benzerdi” derler. Helal ve haramı çok iyi bilen Hasan-ı Basri (ra) verdiği fetvaları ile de meşhur olmuştur. Ondan ders alan ve etkilenen alimler “Ondan daha cami ve geniş bilgiye sahip bir fakih görmedik” demişlerdir.

Yaşadığı Dönemin Özellikleri:
Tabiinin büyüklerinden olan Hasen-i Basri hazretlerinin yaşadığı dönemde sistemli bir ilmî çalışma yoktu. Kur’ân-ı Kerim okunur ve peygamberimizin (sav) hadisleri nakledilirdi. İhtisaslaşma olmamakla beraber Kur’âna ve İslam düşüncesine hâkimdi.

Peygamberimizin (sav) haber verdiği dini bilgileri doğru olarak naklederek pek çok insanın hidayetine hizmet eden ve pek çok ilim adamına hocalık yapanların başında Hasan el-Basrî (ra) gelir. İmam ve müçtehit olan Hasen-i Basri (ra) ilmi, vakarı, sükûneti ve yaşaması ile sahabelere benzeyen büyük bir zattır.

Müslümanları yanlış inançlardan korumak için “Emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-Münker” görevini en güzel şekilde yapan ve bu konuda korkmadan ve çekinmeden halifelere bile hatalarını açıkça söylemekten çekinmezdi. Fiilen siyaseti n içine girmemekle beraber Emeviler zamanındaki gelişen siyasi olayların sonuçlarını etkilemeyi başarmıştır.

Hasen-i Basri hazretleri helal ve haram konusunda, tefsirde, hadis rivayetinde, tarih ve kelam ilminde, bilhassa kader ve kebâir konusunda otoriterdir. Yaşantısı takvalı, belâgatı mükemmeldi. Hayatını uzun süre seçkin sahabelerin içinde geçirdiği için peygamberimizin (sav) uygulamaları konusunda derin bilgi sahibiydi.

Hasen-i Basrî istikamete çok büyük önem verirdi, ifrat ve tefrite sapanları tenkit etmeyi ihmal etmezdi. Mutezile ve Havarici tenkit ederek ümmeti onların yanlış düşüncelerinden korumaya çalışmıştır.

Konuşmaları genellikle Hz. Ali’nin (ra) sözlerine benzeyen Hasen-i Basri (ra) Kur’ân ve Hadise dayandırırdı. Kendisine sorulan soruları hep Kur’an ve Hadis çerçevesinde çözümlemiştir. Verdiği fetvaları ile meşhur olmuştur. Onu dinleyenler “Ondan daha geniş bir alim görmedik” derlerdi. İlmi amel için öğrenen ve öğreten Hasen-i Basri (ra) bütün hayatını ilim öğretmek ile geçirmiştir.

Kur’an ve tefsir ravisi olan Hasan-ı Basrî (ra) “Allah geçmiş kitapların bütün ilimlerini Kur’anda toplamıştır” diyerek bütün bilgilerini ve vaazlarını Kur’ân ve onun birinci tefsiri olan hadis-i şeriflere dayandırırdı. Cemaatin ilgisini çekmek için de akla gerçeğe uygun kıssalar anlatır, akla uygun temsiller verirdi.  Bütün gayesi de ölümü hatırlatarak dünya sevgisinden insanları uzaklaştırıp ahirete ve ibadete yönlendirirdi.

Hadis ravisi de olan Hasen-i Basri (ra) isnat tekniğine pek fazla önem vermezdi; bununla beraber “Kütüb-ü sitte”nin tamamında rivayetleri vardır. Hadisleri özellikle vaaz ve irşad vasıtası olarak değerlendirirdi. Zahitlerin de önderi olan Hasan-ı Basri’ye göre üstünlük ancak “züht ve takva” ile mümkündür. Bu sebeple Tasavvufun “Basra Ekolü” onu “Tasavvufun şeyhi” olarak kabul eder.
 
Millet kavramını “İslam milleti” olarak kabul ederdi ve daima “İslam milleti” ile övünürdü. Irkçılığa şiddetle karşı çıkardı. Zamanında ortaya çıkan çeşitli fırkalardan Mutezile ve Havarice açıkça karşı olmakla beraber “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat” ölçülerindeki fırkaların tümüne müsamaha ile yaklaşmıştır. Bu sebeple de her fırka onu kendi görüşünde büyük bir âlim olarak kabul etmektedirler. Onun Abdülmelik b. Mervan’a (v. 86/705) yazdığı “Adalet ve Tevhit Risalesi” onun itikadi görüşlerini ihtiva eden en değerli eseridir. Görüşleri ve fikirleri daha sonra talebeleri tarafından yazılı hale getirilmiştir.


 
< Önceki   Sonraki >
MüCEDDID
HZ. ALI
SAHABE
HZ. ÖMER
MEDINE
BASRA