|
Pazartesi, 14 Şubat 2011 |
|
M. Ali KAYA
“İmanın temeli ve en kuvvetli alameti Allah dostlarını sevmek,
düşmanlarına düşman olmaktır.” İmam-ı Gazali (ra)
Yüce Allah İsa’ya (as): “Yer ve gökteki tüm mahlûkatın ibadetini yapsan dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşman olmadıkça sana hiçbir faydası olmaz” buyurdu. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah ehl-i beytten her nevi ricsi, kusur ve kötülüğü gidermek ve tertemiz etmek istiyor” (Ahzab, 33:33) ayetini inzal buyurunca Peygamberimiz (sav) Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i (ra) abasının altına aldı ve “İşte benim ehl-i beytim bunlardır. Ya Rabbi bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temizle” buyurarak dua etmişlerdir.
Her namazda okuduğumuz salavat-ı şerifede “Ve alâ âlihî” diye alini kasdettiğimiz zaman işte bu ehl-i beyti ve onların neslinden gelenleri kasdetmektedir. Asıl kastedilen neseben âl-i beytten gelenler olduğu gibi Kur’ân-ı Kerimde “iman edenler Allah’ın dostlarıdır” (Bakara, 2:257) buyrulduğuna binaen bütün mü’minler bu ayetin şumûlüne dâhildir.
Etiketler: Ehl-i Beyt Hz. Ali Hz. Fatıma Hz. Hasan Hz. Hüseyin Al-i Muhammed Şah-ı Velayet |
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 10 Şubat 2011 |
|

M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) “Bu ümmetin başı ve sonu hayırlıdır. Evvelinde Allah’ın resulü vardır; sonunda ise Hz. İsa (as) vardır. Ümmetin ortası ise istikametten uzak bir yoldadır. Onlar benden değil, ben de onlardan değilim” (Kenzu’l-Ummal, 11:527) buyurmuşlardır. Bir başka hadisinde ise “Ümmetimin en hayırlıları benim sahabelerimdir; sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenlerdir” (Buhari, Fezail-i Sahabe, 1; Müslim, Fezail-i Sahabe, 214)
Bu hadis-i şerifler peygamberimizden (sav) sonra üç yüz sene akıl, ilim ve hürriyetin hakim olduğu “Sahabe, Tabiîn ve Tebe-i Tabiîn” devrinin en hayırlı dönem olduğunu açık bir şekilde anlatır. Ondan sonra taklitçilik dönemi başlamıştır. Yaklaşık bin sene böyle geçtikten sonra bin üç yüz sene sonra dünyanın değişeceği ve değişen dünyaya göre hükümlerin değişeceği, anacak şeriatın ebedî ahkâmının değişmeyeceği için değişen dünyaya değişemeyen ebedi ahkâmın uygulamasını sağlayacak olan en büyük müçtehit ve müceddid olan Mehdinin ilmi ile dini yeniden ihya edeceğini peygamberimiz (sav) haber vermiştir. Etiketler: Ümmet Ümmetin başı ve sonu Mehdi Hz. İsa Hayırlı Zühd Salih Amel İstikamet |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazartesi, 07 Şubat 2011 |
M. Ali KAYA
“Herkes mensup olduğu efendisinin şerefi ile iftihar eder.” Biz de Bediüzzaman gibi değerli ve her yönden mükemmel bir şahsiyetin talebesi ve şakirdi olmak şerefi ile iftihar etmeliyiz. Bediüzzaman’ın üç şahsiyeti vardır. Birincisi, insânî ve beşerî yönü. İkincisi, ubudiyeti ve abdiyeti ile ilgili olan yönü. Üçüncüsü ise, vazife itibarıyla Kur’ân-ı Kerimin dellalı olduğu yönü.
Kur’ân-ı Kerimin muhafızı “Ehl-i Beyt”tir. Peygamberimiz (sav) “Benden sonra on iki imam gelecek” hadisinin muhatabı Kur’ânı ve Sünneti muhafaza eden mücedditlerdir. 13. Ve son müceddid ise ahir zamanın en büyük fesadı zamanında gelen ve deccal ile mücadele eden “Mehdi-i Âl-i Resuldür.”
Etiketler: Bediüzzaman Mehdi Müceddid Müçtehit Hakim Kutb-u Azam Ehl-i Beyt Mücedditlerin Özellikleri |
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 25 Ocak 2011 |
|
M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) ahir zamanın en büyük fesadı zamanında gelecek olan ve Hz. Âdem’den (as) kıyamete kadar fesadı ve tahribatı en büyük olan deccal ile mücadele eden Mehdi-i âl-i rasûlün son gelen müceddit olduğunu ve ondan sonra kıyametin kopacağını bizlere haber vermiştir. Ahir zaman insanlığın en bozuk olduğu bir zaman dilimi olduğu için bu fesadı ortadan kaldıracak olan Mehdinin de ilim ve fazilet bakımından en yüksek bir mertebede olacağını ve kendisinden önce gelen mücedditlere ve âlimlere benzemeyeceğini de haber vermiştir. Bu nedenle mehdi “Ferdiyet” makamının mümessilidir.
Mehdi her yönüyle ferd-i feriddir. Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında hem müçtehit, hem müceddit, hem hâkim, hem mehdi hem kutb-u azamdır. Ferdiyet makamı ise manevî tasarrufu benzersiz olan kutbiyet ve gavsiyetin fevkınde bir makamdır. Fazilet-i külliyede sahabeden sonra, fazilet-i hususiyede “Hulefâ-i Raşidin”den sonradır. Etiketler: Mehdi Ahir zaman Hakikat İlham Sünuhat Cihad Ferdiyet Cemaat Risale-i Nur |
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 28 Ekim 2010 |
M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) “ Peygamberler altın, gümüş ve mal miras bırakmazlar; ancak ilim bırakırlar. Bu nedenle peygamberin ilmine sahip çıkan âlimler peygamberlerin varisleridirler” (Ebu Davud, İlim, 1;İbn-i Mace, Mukaddime, 17; Tirmizi, İlim, 19) buyurdu. Tabii ki ilmine varis olan alimler kendi fikirlerini katmadan, ilim ile amel ederek, peygamberin vasıfları olan “ sıdk, emanet, fetanet, ismet ve tebliğ” gibi vasıflara da güçleri nispetinde varis olmaları şarttır.
İlmin amacı Allah korkusu vermesidir. Allah korkusu verip haramlardan kaçırmayan ve farzları ifaya koşturmayan ilim sahibine vebaldir. İsyana cesaret verdiriyorsa o zaman da kişinin Allah’tan uzaklığını artırıyor demektir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “ Risaleti tebliğ edenler Allah’tan başka hiç kimseden korkmazlar” (Ahzab, 33:39) buyurarak tebliğ vazifesini peygamberden sonra üzerlerine alan alimlerin de sadece Allah’tan korkarak hareket etmeleri gerektiğini belirtir. Etiketler: Bilginler Alim Alimler peygamberlerin varisidir Tebliğ Takva Allah korkusu Ümmet-i Muhammed Emr-i Bilmaruf Hidayet Kitap Sünnet |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 42 |