Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Müceddidler arrow İSA (AS) GELİNCE HIRISTİYANLARIN DURUMU
Advertisement
İSA (AS) GELİNCE HIRISTİYANLARIN DURUMU PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 24 Aralık 2008
Yazı Index
İSA (AS) GELİNCE HIRISTİYANLARIN DURUMU
Sayfa 2


Bütün bu hakikatlerden dolayıdır ki İslam bilginleri “Kim Mehdinin geleceğini, İsa’nın (as) nüzulünü ve Deccal’ın çıkışını inkâr ederse Muhammed’e (as) indirileni inkâr etmiş olur” demişlerdir. (Celaleddin-i Suyuti, el-Hâvî, 2:161; Süheylî, er-Ravzatü’l-Unuf, 1:160)

Hz. İsa (as) geldiği zaman bir peygamber olarak değil Allah’ın velisi olarak gelecektir. Peygamberimiz (sav) “Hatemu’l-Enbiya”dır. (Ahzab, 33:40) Peygamberimizden sonra da nebi yoktur. (Müslim, İmaret, 10, 3:1471 (Hadis No: 1841) Bunun için Hz. İsa (as) geldiği zaman Mehdiye uyarak arkasında namaz kılacak ve Kur’ana tabi olduğunu bu şekilde gösterecektir. Hz. İsa (as) hadis-i şeriflerde belirtildiği gibi âdil bir hâkim olarak inecek ve domuzu öldürecek, haçı kıracak, cizyeyi kaldıracaktır. Bu zamanda Müslümanların imamı Hz. Mehdi olacaktır.” (Buhari, Bab-ı Nüzül-i İsa (as), 51)

Hz. İsa (as) ölmemiştir ve hayattadır. (Âl-i İmran, 3:55; Nisa, 4: 157, 158, 159) Bediüzzaman hazretleri hayat mertebelerini beş tabaka olarak anlattığı ve izah ettiği yerde İsa’yı (as) “Üçüncü tabaka-i hayatta” sayar. Beşeriyet levazımatından tecerrüt ile bir nevi melek hayatı gibi letafet kesbettiğini belirtir. (Mektubat, 12) Peygamberimiz (sav) miraçta Hz. İsa (as) ile görüştüğünü sahabelerine anlatmıştır. Yine peygamberimiz (sav) “Peygamberler diridirler ve kabirlerinde namaz kılarlar” (Ebu Ya’lâ, Müsned, 3425, 6:147; İbn-i Hacer, Metalibu’l-Âliye, 3452, 3:269; Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, 8:211) buyurarak hiçbir peygamberin bizim zannımız gibi ölmediğini ifade buyurmuşlardır.

Kur’an-ı Kerim bize şehitlerin bile bizim zannımız gibi ölmediklerini açıkça belirtmiş ve “Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz. Doğrusu onlar diridirler; lakin sizler farkına varmazsınız” (Bakara, 2:154) buyurmuşken Hz. İsa (as) gibi “Kadir ve Hayy” ismine azami derecede mazhar olmuş ve hayatı her yönü ile mucizelere dolu bir “Ulu’l-azm” peygamberin öldüğünü iddia etmek ne derece cehalet eseri olduğu açıktır.

Bu konuda ölçü şudur: Kur’an-ı kerimin ve Hadis-i şeriflerin zahiri manaları haktır ve hakikattir. Zahiri arapça manalarına iman etmek farzdır. Zahire aykırı olan tevil ve izahlar hakikati ortadan kaldırır. Vazifemiz Kur’an ve hadisi anlamaya çalışmaktır. İlim böyle ortaya çıkar. Aklımızın almadığını zahiri manayı ortadan kaldıracak şekilde tevil etmek veya inkâr etmek gerçeği bilmemek ve görmemektir.

Fenni bilimler ile dini bilimleri birbirinden ayıran husus fenni bilimlerin daima değişmesi ve gelişmesidir. Dini bilimler ise asla değişmez. Gelişen şartlara ve zamana göre yeniden izah edilir ve hakikati daha iyi anlaşılır. Zaten Kur’anın mucize ve Allah kelamı olmasının en önemli isbatı budur.

Hakikati anlamak ve öğrenmek için Kur’an ve hadisin zahiri ile çelişmeyecek şekilde aklen izah etmek ve zahiri manayı isbat etmek gerekir. İslam muhakkikleri bu amaçla eserlerini yazmışlardır. Risale-i Nur bunu bize en güzel şekilde isbat etmektedir.

Hz. İsa (as) gelince Hıristiyanlar ne olacak?
Peygamberlerin gelmesi bir davanın sonucu değil, başlangıcıdır. Hz. Peygamberin (sav) gelmesi ile Kur’an nazil olmaya, İslam dini de yayılmaya başlamıştır. Peygamberimizin (sav) vefatı ile iman ve İslam davasını yaymak ve dünyadaki bütün insanlara ulaştırma görevi sahabelere ve inanan tüm Müslümanlara kalmıştır. Onlar da bunu yaptıkları ölçüde hem cihad görevini yapmış hem de islamı yaymışlardır. Bu vazife kıyamete kadar devam edecektir. Bunun için Cihad kıyamete kadar farzdır. Eskide bu görevi devlet ve askerler yaptığı için cihad farz-ı kifaye idi. Şimdi ise her müslümanın “dini yayma” “İman hakikatlerini öğrenme ve anlatma” gibi bir görevi olduğu için Bediüzzaman “Cihad farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur” der. (Hutbe-i Şamiye, 1996, s. 151)

Deccalın gelmesi fesat ve ifsadın başlangıcıdır. Deccal başlatır müntesipleri devam ettirir. Aynı şekilde Mehdinin gelmesi “tamir ve düzeltmenin başlaması” demektir. Mehdi “İman ve Kur’an davasını o günün şartlarında ispat ederek Kur’an-ı Kerimin ve Peygamberimizin hakkaniyetini izah ve ispat yederek imana hizmet eder, sünnet-i seniyyeyi ihya eder. Yani buna başlar. Mehdiye uyanlar bunu kıyamete kadar devam ettirtirler. Fitne o kadar dehşetlidir, küfür o kadar kuvvetlidir ki, Mehdinin “İman ve Tevhit” davasına yardım için yüce Allah Hz. İsa’yı gönderir ve Mehdinin, yani peygamberimizin (sav) İman ve Kur’an davasına yardım eder.

Hz. İsa’nın gelmesi de bir sonuç değil Hırıstiyanların hakikatleri anlayarak İslam’a girmelerinin başlangıcı olacaktır. Yukarıda izah ettiğimiz gibi Hıristiyanlar hak dinin İslam, hak kitabın Kur’an olduğunu anlayarak “Necran Papazları” ve peygamberimiz zamanında Müslüman olan Hırıstiyanlar gibi iman edip, Hz. İsa’ya Müslümanlar gibi, Kur’anın anlattığı gibi inanacaklar ve namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetleri yapacaklardır.

Sadece “Lâ ilâhe illalah” demek “Muhammed Resulullah” demeden iman bakımından kişiyi kurtarmaz. İmandan sonra da ibadet etmeden kurtuluş imkânı yoktur. İman itaati gerektir. Bu da farzı ve sünneti yapmakla olur. Bu konu çok nettir. Bediüzzaman hazretleri bunu çok net ifade eder. (Mektubat, 2004, s.560-561) İşaratuü’l-İ’câzda geçen “Size bütün bütün dininizi terk edin demiyor” (İşaratu’l-İ’câz, 2006, s. 84) ifadesi “Hz. İsa’yı ve İncil’i inkâr edin demiyor, gerçek İsa’yı, peygamber İsa’ya iman edin” şeklinde anlaşılmalıdır.

Kastamonu Lâhikasındaki Cehennemden kurtulan Hırıstiyanlar “Fetret Durumunda” olan ve Deccal’a tabi olmayan, zulüm ve işkence altında kalıp dini değerlerden taviz vermeyen ve korumaya çalışanlardır. (Kastamonu Lâhikası, 2006, s. 146-147) Yoksa peygamberimizi duyduğu halde inkâr eden elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah’ı tanımaz.” (Mektubat, 561)

Hz. İsa’nın gelmesi Hıristiyanların İslam ile barışması ve İslamı öğrenmeye başlaması demektir. Sonrası uzun bir süreçtir. Kıyamete kadar devam edecek bir durumdur. Peygamberimiz (sav) “Şam fethedilecek” buyurmuş ancak bu peygamberimizden 40 sene sonra olmuştur. “İstanbul fethedilecek buyurmuş” bu da 800 sene sonra olmuştur. Hz. İsa’dan sonra Hıristiyanlar Müslüman olacak demişse ki demiş. O zaman hemen on-yirmi senede olmaz, yüz-iki yüz sene lazım. Elli-yüz sene sonra Avrupa ve Amerika ne duruma geleceği görülmüyor mu? Bu gün “Lâ İlâhe illallah” der, elli sene sonra tam bir Müslüman olur ve namaz kılar. Çünkü başka kurtuluş imkânı yoktur. 


Etiketler:  Hz. İsa Ahirzaman Hırıstiyanlar Mehdi İsa'nın Dönüşü Yahudiler Deccal


 
< Önceki   Sonraki >
YAHUDILER
HZ. İSA
DECCAL
MEHDI
HıRıSTIYANLAR
AHIRZAMAN